Basın ve Medya Emekçileri Cemiyeti (BAMEC) Ankara Temsilcisi ve gazetemizin yazarı Cüneyt Alphan, TRT’de kendisine yönelik fişleme yapıldığı, çalışma ilişkisinin inkâr edildiği ve yargı ile denetim mercilerinden belge gizlendiği iddialarıyla Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK) resmî başvuruda bulundu.
CİMER üzerinden yapılan başvuruda, sürecin yalnızca kurumsal bir ihtilaf olmadığı, 28 Şubat sürecinden bu yana yaklaşık 25 yıldır devam eden sistematik bir mağduriyet zincirine işaret ettiği vurgulandı.
“Çalışma var, bordro var; inkâr var”
Alphan, TRT Kürdi’de yaklaşık 1,5 yıl boyunca sigortalı olarak çalıştığını, maaş bordroları ve resmî kayıtların mevcut olduğunu belirtti. Buna rağmen TRT’nin, mahkemeler ve idari denetim mercileri önünde bu çalışma ilişkisini dahi inkâr ettiğini ifade eden Alphan, bunun kamu gücü kullanan bir kurum açısından ciddi hukuki ve idari sorunlar barındırdığını kaydetti.
TRT World mülakatı sonrası atama yapılmadı
Açıklamada, Alphan’ın TRT World için yapılan mülakatta yaklaşık 2 bin 500 aday arasından ilk 15 kişi arasına girmesine rağmen atanmadığı belirtildi. Atamanın yapılmamasının objektif ve liyakate dayalı kriterlerle değil, hakkında hazırlandığı ileri sürülen bir fişleme tutanağına dayandırıldığı ifade edildi. Söz konusu tutanakta “Kürtçülük yaptığı” ve “paralel yapıyla ilgili uygunsuz tweetler attığı” yönünde soyut, delilsiz ve isnat niteliğinde ifadelerin yer aldığı; bu tutanağın üst makamlara iletildiğinin Alphan’a bildirildiği aktarıldı.
İdari sorumluluk iddiası
Fişleme sürecinin dönemin TRT Kürdi Koordinatörü Mustafa Ekici tarafından başlatıldığı, mevcut TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı döneminde ise atama ve istihdam sürecinin fiilen engellenerek devam ettirildiği öne sürüldü. Alphan, adı geçen kamu görevlilerinin görev ve yetkileri çerçevesinde idari sorumluluklarının bulunup bulunmadığının DDK tarafından bağımsız biçimde incelenmesini talep etti.
Mahkemeler belge istedi, TRT sunmadı
Yargı sürecinde mahkemeler ile Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (Ombudsmanlık) TRT’den açıkça belge talep ettiğini belirten Alphan, buna rağmen TRT’nin hiçbir belge sunmadığını, davaların ise reddedildiğini ifade etti.
Bu durumun adil yargılanma hakkı ve etkili denetim ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri doğurduğu kaydedildi.
Konu Meclis ve uluslararası kurumlara taşındı
Dosyanın, DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu tarafından TBMM gündemine taşındığı ancak girişimlerin yanıtsız kaldığı belirtildi. Sürecin ayrıca Avrupa Parlamentosu Başkanı’nın yazılı cevabı, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’nin resmî yanıtı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından kabul edilen bir başvuru ile uluslararası düzeyde de kayıt altına alındığı aktarıldı.
Ayrıca dosyanın, ulusal basın ve televizyon programlarında somut belgelerle defalarca kamuoyuna yansıdığı ifade edildi.
“25 yıllık bir hak mücadelesi”
Alphan, yaşananların yalnızca bir istihdam ya da atama meselesi olmadığını; çalışma hakkı, ifade özgürlüğü ile sosyal ve ekonomik haklarla doğrudan bağlantılı, 25 yılı aşkın bir mağduriyet süreci olduğunu vurguladı. Bu sürecin yalnızca kendisini değil, ailesini ve çocuğunu da doğrudan etkilediğini belirtti.
DDK’ye çağrı
Devlet Denetleme Kurulu’na yapılan başvurunun amacının; TRT’de yürütüldüğü iddia edilen fişleme uygulamalarının, yargı ve denetim mercilerine belge sunulmamasının ve atama–istihdam süreçlerindeki idari tasarrufların Anayasa’nın 108. maddesi kapsamında re’sen, bağımsız ve kapsamlı biçimde incelenmesi olduğu kaydedildi.
