HALKWEBGündemTKP 1 Mayıs'ta 4 kentte meydanlara çıkıyor

TKP 1 Mayıs’ta 4 kentte meydanlara çıkıyor

Türkiye Komünist Partisi (TKP), 1 Mayıs'a dair kamuoyuna yaptığı açıklamayla işçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma gününde 4 büyük ilde meydanlarda olacağını duyurdu.

Açıklamada partinin Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere 4 ayrı merkezde düzenleyeceği mitingler için yapılan çağrıda “TKP, Türkiye’nin devrimci, yurtsever, cumhuriyetçi birikiminin ve en önemlisi işçi sınıfının öncü kesimlerinin 1 Mayıslarda boynunun bükük durmaması, tersine 1 Mayıs’ın hemen ertesinde daha büyük bir umut ve kararlılıkla mücadeleye devam etmesi için sorumluluk almaktadır. Benzer kaygı ve yaklaşımlarla hareket eden siyasi ve sendikal yapıları bu sorumluluğu paylaşmaya, dört merkezde düzenlenecek 1 Mayıslara aktif bir biçimde katılmaya çağırıyoruz” denildi.

İşçi sınıfının kapitalist sömürü ve emperyalist barbarlık karşısında devrimci ve cumhuriyetçi bir meydan okuyuşun öncü gücü haline gelmesinin ertelenemez temel bir görev olduğu belirtilen açıklamada “1 Mayıs emekçi halkın bu görev doğrultusunda irade gösterdiği, enerji ve umut çoğalttığı, örgütlendiği bir gün olmadığı sürece anlamsızlaşmaya mahkumdur” denildi.

Türkiye’de 1 Mayısların anlamsızlaşma tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekilen açıklamada sendika yönetimlerinin CHP ve DEM gibi partilerin siyasetçilerine konuşmacı olarak yer açması veya CHP’nin seçim araçlarının 1 Mayıs kürsüsü olarak kullanılmasına değinilerek bu durumun Türkiye’de sendikal hareketin içine düştüğü durumla ilgili olduğu ifade edildi.

Taksim Meydanı’nın tarihsel öneminin de değerlendirildiği açıklamada, 1 Mayıs’ın sadece bir “alan inatlaşmasına” indirgenmesinin iktidarın işine yarayan bir olgu olduğu belirtildi. Taksim’in yeniden kazanılmasında iktidar üzerinde kurulacak sistematik baskı kadar, işçi sınıfının bu talebin karşısında durulamayacak bir siyasal ve toplumsal ağırlık kazanmasının da önemli olduğu belirtilen açıklamada “Partimizin önümüzdeki yıllarda işçi sınıfının örgütlenmesine, siyasal ve toplumsal gücüne katkı koyacak, düzen partilerinin gölgesinden kurtulmuş ve alınan kararların arkasında durulacak birleşik ve kapsayıcı 1 Mayıslar için elinden gelen katkıyı koymanın yollarını arayacağından kuşku duyulmamalıdır” denildi.

TKP’nin 1 Mayıs açıklamasının tamamı şu şekilde:

“TKP 1 Mayıs için çağırıyor”

Türkiye Komünist Partisi işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de olmak üzere, dört ayrı merkezde miting düzenlemeye karar vermiştir. İşçi sınıfının kapitalist sömürü ve emperyalist barbarlık karşısında devrimci ve cumhuriyetçi bir meydan okuyuşun öncü gücü haline gelmesi bugünün ertelenemez temel görevidir.

1 Mayıs emekçi halkın bu görev doğrultusunda irade gösterdiği, enerji ve umut çoğalttığı, örgütlendiği bir gün olmadığı sürece anlamsızlaşmaya mahkumdur.

Ne yazık ki, Türkiye’de 1 Mayıslar anlamsızlaşma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Sendika konfederasyonlarının uzun yıllar boyunca 1 Mayısların kutlanması için gösterdiği çabayı yok saymak, hükümetlerin baskısı karşısında gösterdikleri kararlılığa karşı haksızlık yapmak niyetinde değiliz. Ancak bu emek ve mücadeleye gölge düşüren tutum ve davranışlar da yıllar içinde ne yazık ki kalıcılaştı ve 1 Mayıslarda belirleyici olması gereken işçi sınıfının bağımsız ideolojik ve siyasal kimliği iyice silikleşti.

Konfederasyon ya da bağlı sendika yönetimlerinin siyasal tercihlerine kimse karışamaz. Ancak birleşik ve kapsayıcı bir 1 Mayıs düzenlemek doğrultusunda irade ortaya koyanların 1 Mayıs’ın evrensel ilkelerine uygun bir içerik hazırlamaları ve katılımcı örgütlere eşit mesafede durmaları gerekmektedir. Bütün çağrılarımıza, açıklamalarımıza, görüşmelerimize rağmen 1 Mayıslarda CHP ve bazen de DEM’li siyasetçilere konuşmacı olarak yer açılması, bazı kentlerde miting düzenleyicilerinin CHP seçim otobüslerini kürsü ve propaganda aracı olarak kullanması basit bir özensizliğin ürünü değil, Türkiye’de sendikal hareketin içine düştüğü durumla ilgilidir. Türkiye Komünist Partisi’nin CHP’nin 1 Mayıslara katılımından rahatsızlık duymadığı herhalde açık olmalıdır. Tersine, partimiz CHP’nin 1 Mayıslara daha büyük bir kitle ile katılmasını arzu etmektedir. Ancak TKP büyük bir ciddiyet, kararlılık ve yüksek katılımla parçası olduğu işçi sınıfının mücadele gününde, hangi gerekçeyle olursa olsun, kapitalist sömürü düzeni ve emperyalizmle sorunu olmayan siyasetçileri dinlemek ya da onların sahne şovlarını izlemek zorunda değildir. 1 Mayısların düzen partilerinin işçi sınıfının çıkarlarıyla ilgisi olmayan gündemlerine bağımlı hale getirilmesinin bir diğer sonucu Taksim Meydanı ile 1 Mayıs arasındaki tarihsel ilişkinin değer yitirmesidir. Taksim, Türkiye’de 1 Mayıs’ın ilk kez kitlesel ve merkezi olarak kutlandığı alandır. Bu alanda yüz binlerce emekçi toplanmış işçi sınıfının taleplerini dile getirmiş, halaylarla, türkülerle umut tazelemiştir. Diyarbakır’dan, Çukurova’dan, Trabzon’dan, İzmir ve Ankara’dan saatlerce yolculuğu göze alarak toplanan işçilerin oluşturduğu güçlü irade bir yıl sonra burjuvazinin kalleşçe provokasyonu ile kana bulanmış ve işçiler bu katliama 1978’de daha büyük bir kararlılıkla ve birleşik bir 1 Mayıs için Taksim’e akın ederek yanıt vermiştir. Bunun ardından gelen yasaklama ve baskı dönemlerinde Taksim doğal olarak bir mücadele alanına dönüşmüştür. Partimiz yıllar boyunca Taksim’in 1 Mayıs Alanı olarak işçi sınıfına açılması için sürdürülen mücadelenin parçası olurken, birkaç kez iktidarların yasakçı tutumunun örgütlü bir iradeyle delinebileceğini göstermiştir.

Öte yandan 1 Mayıs’ın bir alan inatlaşmasına indirgenmesi, tam da iktidarların istediği bir olgudur. 1 Mayıs, işçi sınıfının enerji topladığı, çoğaldığı, kendine güven tazelediği ve toplumun diğer kesimlerinin işçi sınıfı gerçeğini bir kez daha gördüğü bir gün olmak durumundadır. Taksim gündeminin bağlamından kopması, giderek kimi popüler kişilerin “görüntü verme” işlemine dönüşmesi işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma ruhunu güçlendirmemektedir. Her yıl ortaya atılan ve sonrasında hakkı verilmeyen “Taksim kararlılığı” bir noktadan sonra inandırıcılığını yitirmekte, daha da önemlisi başka alanlarda düzenlenen eylem ve etkinlikleri peşinen değersizleştirmektedir. Taksim Meydanı’nın işçi sınıfına açılması konusunda iktidar üzerinde kurulacak sistematik baskı kadar, işçi sınıfının bu talebin karşısında durulamayacak bir siyasal ve toplumsal ağırlık kazanması da önem taşımaktadır. Taksim Meydanı, 1970’lerde, İstanbul’un değil, Türkiye’nin 1 Mayıs Alanı’ydı. Bugün bu yaklaşımın terk edilmesi, “teknik” zorluklarla değil siyasal ve ideolojik gerilemeyle açıklanmalıdır. Bu anlamda, 1 Mayıslarda önceliğimiz işçi sınıfının çıkarlarını temsil eden birleşik ve bağımsız bir kuvvetin vücut bulmasını sağlamak olmalıdır. Taksim’in bir daha sermaye tarafından işçi sınıfına kapatılamayacak bir biçimde yeniden kazanılması da ancak bu çabanın sonucu olarak mümkün olacaktır.

 Böylesi bir birlik ise, protokol açıklamalarla, “biz Taksim’deyiz, herkese çağrımızdır” diye ilan edip 1 Mayıs’a kısa bir süre kala başka bir alanı miting adresi olarak göstererek sağlanamaz.

1 Mayıslar işçi sınıfın sözünün ve eyleminin sömürücü sınıflar dışında bütün topluma umut verdiği bir gün olmalıdır. 

TKP’nin bütün çabası bu yöndedir.

 Partimizin önümüzdeki yıllarda işçi sınıfının örgütlenmesine, siyasal ve toplumsal gücüne katkı koyacak, düzen partilerinin gölgesinden kurtulmuş ve alınan kararların arkasında durulacak birleşik ve kapsayıcı 1 Mayıslar için elinden gelen katkıyı koymanın yollarını arayacağından kuşku duyulmamalıdır.

2026’da ise TKP, Türkiye’nin devrimci, yurtsever, cumhuriyetçi birikiminin ve en önemlisi işçi sınıfının öncü kesimlerinin 1 Mayıslarda boynunun bükük durmaması, tersine 1 Mayıs’ın hemen ertesinde daha büyük bir umut ve kararlılıkla mücadeleye devam etmesi için sorumluluk almaktadır. Benzer kaygı ve yaklaşımlarla hareket eden siyasi ve sendikal yapıları bu sorumluluğu paylaşmaya, dört merkezde düzenlenecek 1 Mayıslara aktif bir biçimde katılmaya çağırıyoruz.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR