HALKWEBGündemTahran’da Suikast, Bölgede Deprem: İsrail’in Kaos Doktrini ve Türkiye’nin Cevabı

Tahran’da Suikast, Bölgede Deprem: İsrail’in Kaos Doktrini ve Türkiye’nin Cevabı

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in ABD-İsrail operasyonuyla öldürülmesiyle bölge en karanlık kavşağına girdi. Kaos doktrini puslu bir hava oluştururken; Türkiye, kadim devlet tecrübesiyle bu büyük sarsıntının dalga kıranı olmak zorundadır.

Bugün tanık olduğumuz kriz; asıl itici gücünü İsrail’in bölgesel doktrininden alan, ABD’nin stratejik şemsiyesi altında yürütülen ve Hamaney suikastı ile Tahran’da açılan otorite boşluğunu tüm bölgeye yaymayı hedefleyen çok katmanlı bir operasyondur. Türkiye açısından bu tablo; İsrail’in “güvenlik” adı altında bölgeyi iç savaşlar sarmalına itme hamlelerine karşı verilmesi gereken en hayati sınavdır. Türkiye, bu özgün konumuyla tetiklenen yangın karşısında sadece bir gözlemci değil, sonuçlarından doğrudan etkilenecek asli aktör konumundadır.

İsrail’in Güvenlik İllüzyonu ve ABD’nin “Lojistik Zırhı”

Hamaney sonrası İran’da oluşan siyasi belirsizlik, İsrail’in “mutlak güvenlik” arayışı için aradığı fırsatı sunmaktadır. Ancak bu plan, Washington’un sınırsız askeri desteği olmadan yürütülemez. ABD, bölgedeki askeri varlığıyla İsrail’e hareket alanı açarken, aslında bölge devletlerini felç edecek bir “mutlak güvensizlik” dalgasını finanse etmektedir. İran’da yaşanacak bir otorite kaybı; doğrudan Türkiye’nin sınır güvenliğini ve bölgesel enerji koridorlarını hedef alan bir istikrarsızlık projesidir.

Yıkım Doktrini: Bağdat ve Şam’dan Sonra Tahran mı?

ABD ve İsrail’in Hamaney suikastı ile başlattığı süreç, sadece bir dış baskı değil, içeriden bir “imha ve dönüştürme” hamlesidir. Irak ve Suriye’de yaşananlar; dış müdahalelerin istikrar değil, aksine parçalanma ve kalıcı çatışma ürettiğini kanıtlamıştır. Lübnan ve Libya örnekleri de devlet sürekliliği kaybolduğunda kaosun nasıl kalıcı hale geldiğini ortaya koymaktadır.

İran, tarihsel devlet sürekliliği yüksek bir coğrafya olsa da, bu geçiş süreci dış müdahalelere en açık olduğu dönemdir. İsrail’in kurguladığı, ABD’nin ise diplomatik olarak perdelediği bu senaryo, tüm bölgeyi içine çekecek bir istikrarsızlık depremi yaratma riski taşımaktadır.

KRİTİK NOT: Unutulmamalıdır ki; Hamaney sonrası İran’da oluşabilecek bir otorite boşluğu, sadece Tahran’ın iç meselesi değildir. Bu boşluk; Türkiye’nin sınır güvenliği, terörle mücadelesi ve Mavi Vatan’daki varlık stratejisinin doğrudan hedef alınmasıdır. Bölgeyi İsrail merkezli bir kaosa sürüklemek isteyenler, aslında Türkiye’nin jeopolitik derinliğini budamayı hedeflemektedir.

Akdeniz’den Hazar’a Kuşatma Planı

Hamaney’in yokluğunda İsrail, ABD desteğini arkasına alarak Mavi Vatan’dan Hazar’a kadar uzanan bir “temizlik” operasyonu peşindedir. Tel Aviv ve Washington hattı, Tahran’ı kendi içine gömerek Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar uzanan bir istikrarsızlık kuşağı inşa etmek istemektedir. Türkiye’nin bu noktada vereceği cevap, sadece sınır hattını korumak değil, bölgesel bir oyun kurucu olarak bu stratejik kuşatmayı yarmaktır.

Ankara’nın Hattı: Kaosa Geçit Vermemek

Türkiye’nin bu yeni dönemdeki önceliği; İran’ın toprak bütünlüğünü savunan, İsrail merkezli bölgesel yangını söndürmeyi hedefleyen ve stratejik özerkliğini koruyan bir politikadır. Hamaney sonrası İran’ın bir iç savaş bataklığına sürüklenmesi, Türkiye için göçten teröre kadar telafisi imkânsız maliyetler doğuracaktır. Türkiye, ABD ve İsrail’in bölgeyi yeniden dizayn etme iştahı karşısında, bölgesel istikrarın yegâne teminatı olduğunu hatırlatmak zorundadır.

Sonuç

Hamaney suikastı ile başlayan süreç, İsrail’in bölgeyi kendi ajandasına göre yeniden dizayn etme çabasının en tehlikeli aşamasıdır. Türkiye için temel stratejik gereklilik; ABD ve İsrail’in güç mücadelesinde bir figüran olmadan, kadim devlet tecrübesiyle bu kaotik oyunu bozmaktır.

Türkiye; tarihsel derinliği, devlet tecrübesi ve uluslararası saygınlığı ile Hamaney sonrası ortaya çıkan bu belirsizlikten bir “bölge yangını” çıkarmak isteyen odaklara karşı en güçlü direnç odağıdır. Çünkü Türkiye, sadece bir sınır hattının değil, kriz anlarında oyun kuran çok kadim bir milletin ve devlet geleneğinin mirasçısıdır. Ankara, bu sağlam duruşuyla bölgeyi İsrail merkezli bir kaostan çekip alacak ve bağımsız, belirleyici aktör konumunu tarihe bir kez daha not düşecektir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR