HALKWEBYazarlarPerşembe Pazarı’ndan Perpa’ya: Bir Kültürün Sessiz Çöküşü

Perşembe Pazarı’ndan Perpa’ya: Bir Kültürün Sessiz Çöküşü

Perşembe Pazarı’nın adı hâlâ yaşıyor. Mesele, o adın hakkını yaşatıp yaşatamadığımız.

0:00 0:00

Perpa Ticaret Merkezi yönetim kurulu seçimlerinde çıkan kavga, yüzeyde bir tartışma gibi görünebilir. Oysa fotoğraf daha derinde, daha can yakıcı bir gerçeği işaret ediyor: Bir ticaret merkezinden çok daha fazlası olan bir esnaf kültürünün erozyonu.

Perpa adını Perşembe Pazarı’ndan alır. Bu isim rastgele değildir. Perşembe Pazarı, İstanbul’un ticaret hafızasında “söz senettir” düsturunun ete kemiğe büründüğü bir mekândı. Borç defteri vardı ama hile yoktu; rekabet vardı ama düşmanlık yoktu; kazanmak esastı ama onurdan eksilerek değil. Esnaf, komşusunu rakip değil, yol arkadaşı bilirdi.

Bugün ise aynı adın altında bambaşka bir manzara izliyoruz. Sandalyelerin havada uçuştuğu, bağırışların aklı bastırdığı, koltukların ilke ve temsilin önüne geçtiği bir tablo… Seçim dediğimiz şey, bir irade beyanıdır; kavga ise iradenin bittiği yerdir. Yönetim iddiası taşıyanların ilk sınavı, kendilerini yönetebilmek olmalıydı.

Bu yaşananları “bir anlık öfke” diye geçiştirmek kolay. Ama kolay olan, doğru olan değildir. Çünkü sorun tek bir gün, tek bir seçim, tek bir kavga değil. Sorun, yıllar içinde biriken değer kaybı. Esnaf ahlakının yerini çıkar hesapları aldığında, temsil sorumluluğu yerini güç gösterisine bıraktığında, sonuç kaçınılmaz oluyor.

Perpa bugün binlerce insanın ekmek kapısı. Bu nedenle orada yaşanan her şey, sadece dört duvar arasında kalmıyor; ticaretin diline, şehrin hafızasına, genç kuşakların “esnaf” kelimesinden ne anladığına kadar uzanıyor.

Eğer bugün gençler esnaflığı kavga, bağırış ve kirli ilişkilerle özdeşleştiriyorsa, bunun vebali yalnızca bireylerin değil, kurumların suskunluğunun da payıdır.

Bu yazı bir nostalji güzellemesi değil. Kimse geçmişte her şey toz pembe idi demiyor. Ama geçmişte bir ölçü vardı. O ölçü kaybolduğunda, bina ayakta kalsa da ruh çöker.

Perpa’nın ihtiyacı yeni yüzlerden önce, eski değerleri hatırlamak. Seçim kazanmak değil, temsil etmek; koltuk almak değil, sorumluluk taşımak.

Son söz şu: Perşembe Pazarı’nın adı hâlâ yaşıyor. Mesele, o adın hakkını yaşatıp yaşatamadığımız. Çünkü ticaret, ahlakını kaybettiği gün sadece para kazanır; ama itibar kaybeder. Ve itibar, en pahalı kayıptır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI