HALKWEBYazarlarKim Öldü?

Kim Öldü?

11 Nisan 1980’de işlenen cinayet, yalnızca bir kişiye yönelmiş saldırı değildi.

0:00 0:00

Türkiye’nin yakın tarihi, yalnızca siyasal mücadelelerin değil; aynı zamanda aydınlanma ile karanlık arasındaki çatışmanın tarihidir.

Bu topraklarda halktan, emekten, eşitlikten ve özgürlükten yana söz söyleyen her aydın, egemen sömürü düzeninin ve faşist gericiliğin hedefi hâline getirilmiştir.

Çünkü aydınlar bu ülkede yalnızca düşünce üreten insanlar değildir; topluma yol gösteren, halkın mücadele hafızasını diri tutan ve aydınlık bir geleceğin mümkün olduğunu gösteren toplumsal öncülerdir.

Bu nedenle onları susturmak isteyenlerin asıl amacı, toplumun düşünme yeteneğini yok etmektir.

Ümit Kaftancıoğlu da bu tarihsel saldırıya maruz kalan en önemli aydınlarımızdan biridir.

Anadolu’da yaşayan halkların renkli hikâyelerini, dinmeyen acılarını, türkülerini ve direncini milyonlara ulaştırdı. TRT’de hazırladığı programlarla halk kültürünü görünür kıldı; emekçilerin, köylülerin, yoksulların sesini ülkenin dört bir yanına taşıdı.

İstanbul Radyosu’nda yaptığı yayınlarla susturulmuş halkı konuşturdu, görünmeyeni görünür hâle getirdi. Tam da bu yüzden hedef seçildi. Çünkü onun kalemi, sömürü düzeninin üzerindeki örtüyü kaldırıyordu.

11 Nisan 1980’de işlenen cinayet, yalnızca bir kişiye yönelmiş saldırı değildi.

Bu saldırı, Cumhuriyet’in aydınlanmacı birikimine, halkçı kültür anlayışına ve kamusal değerlerine yönelmiş siyasal bir mesajdı.

Toplumdaki aydınların tasfiyesiyle toplum örgütsüzleştirildi, düşünce hayatı yoksullaştırıldı ve gericiliğin önü açıldı.

Bugün ülkenin yüz yılda Cumhuriyet ile kazandığı pek çok toplumsal değeri kaybetmişsek; parlamenter sistem devre dışı kalmışsa, yoksulluk artmışsa, ekonomi bu hâle gelmişse, laiklik zayıflatılmışsa, eğitim piyasalaştırılmış ve bilim dışına itilmişse, kültürel yozlaşma olağanlaştırılmışsa, bunun en önemli nedenlerinden biri toplumu ileri taşıyacak aydınlara yönelen sistematik saldırılardır.

Çünkü karanlık kendiliğinden gelmez; önce ışık kaynakları söndürülür. Ümit Kaftancıoğlu ve benzeri aydınların neden hedef alındığını, bugünün toplumsal tablosuna bakarak daha iyi anlayabiliyoruz. Onlar yalnızca kendi dönemlerinin değil; geleceğin çağdaş, demokratik, emekten yana ve sömürüsüz bir düzeninin de savunucularıydı.

Bugün yapılması gereken, onların anısını yalnızca törenlerde yaşatmak değil; eşitlikçi, laik, kamucu ve demokratik bir toplumsal düzen mücadelesini dahada büyütmektir. Gerçek anma, karanlığa karşı yeniden ışık olabilmektir .

Ümit Kaftancıoğlu karanlığı aydınlatmaya devam ediyor…

YAZARIN DİĞER YAZILARI