HALKWEBYazarlarKararsız Oylar Neden Yüksek Çıkıyor?

Kararsız Oylar Neden Yüksek Çıkıyor?

Siyaset kurumuna duyulan güven kaybı, bu oranın bu kadar yüksek kalmasındaki temel etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.

0:00 0:00

2026 yılı başı itibarıyla Türkiye’deki anket verileri incelendiğinde, kararsızların ve oy kullanmayacağını belirtenlerin toplam oranının %30 seviyelerine yaklaştığı ya da bu psikolojik sınırı zorladığı görülmektedir.

Siyaset kurumuna duyulan güven kaybı, bu oranın bu kadar yüksek kalmasındaki temel etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.

İşte mevcut durumun detayları:

Kararsızlar ve “Gri Alan”ın Boyutu

Ham Veriler: Birçok araştırma şirketinin (Yöneylem, Metropoll, ASAL vb.) verilerine göre, siyasi partilerin ham oy oranları toplandığında geriye kalan “kararsızlar”, “oy kullanmayacaklar” ve “cevap vermeyenler” bloğu genellikle %20 ile %30 arasında bir bantta seyrediyor.

Dağılım Etkisi: Bu kitle partilere matematiksel olarak dağıtılmadan önce, bazen birinci parti olan AKP veya CHP’den bile daha büyük bir “hayali blok” oluşturuyor.

Güvensizliğin Nedenleri

Bu %30’luk kitlenin oluşmasında sadece kararsızlık değil, doğrudan bir “siyasal tepki” yatıyor.

Ekonomik Beklentiler: Çokça değindiğim “teknoloji ve sermaye hegemonyası” altında ezilen geniş kitleler, mevcut siyasi aktörlerin ekonomik sorunlara (enflasyon, geçim sıkıntısı) somut çözümler üretemediğini düşünüyor.

Temsiliyet Sorunu: Genç seçmenler (Z ve Alpha kuşakları) başta olmak üzere, seçmenin önemli bir kısmı mevcut siyasi dili kendinden uzak ve kutuplaşmış buluyor.

Alternatif Arayışı: Muhalefetin ve iktidarın sunduğu vizyonların, “Tekno-feodalizm” “kapitalist gözetim” gibi yeni dünya düzeni risklerine karşı yetersiz kalması, seçmeni “bekle-gör” moduna sokuyor.

Geçmişle Kıyaslama: 2024 yerel seçimlerinde katılım oranının %78 civarına düşmesi (yaklaşık 13 milyon seçmenin sandığa gitmemesi), bu %30’luk potansiyelin sadece bir “kararsızlık” değil, bir “sandığı protesto” eğilimine dönüştüğünün ilk büyük kanıtıydı. 2026’da bu eğilimin, yeni bir siyasi umut doğmadığı sürece kemikleştiği gözlemleniyor.
Ancak bu durum karşısında ne AKP, ne CHP’nin birincilik yarışının bir önemi yok.

Not: “Sermayenin ve Teknolojinin Devletler Üzerindeki Hegemonyası” nedeniyle ulus devletlerin ve siyasetçilerin çözüm üretme kabiliyetinin küresel sermaye karşısında zayıflaması, halktaki “kim gelirse gelsin değişmeyecek” algısı yaratmıştır..

Bu algıyı kırmak alternatif olabilecek ve umut verebilecek kararlı bir muhalefet dayanışması gerektirir..

YAZARIN DİĞER YAZILARI