Bir video izledim. Yeni partiye geçen bir CHP il başkanı, kendinden önceki il başkanlarının kullandığı partinin resmi makam arabasını bırakırken birtek arabanın direksiyonunu sağlam bırakmış ve geri kalan ne varsa kullanilmaz şekilde devir etmişler.
Aklıma bir fıkra geldi.
Bir mahalleyi iki tane hırsız illallah ettirmiş. Neredeyse bütün evlere girmişler ve bütün mahalleye girdikten sonra birbirlerine söz vermişler.
İkimiz de birbirimizin evine girmeyeceğiz diye.
Derken mahalleye yeni bir aile taşınmış. Tabii bizim hırsızlar bu yeni taşınan ailenin evine bir gece plan yapıp birbirlerinden habersiz girmişler. Ikisi birden ellerindeki fenerle birbirlerinin yüzünü görünce hırsızın biri hemen aklına verdikleri söz gelip; bu benim evim demiş. Öbür hırsızda durur mu? Hayır bu ev benim, sen çek git demiş. O sırada ev sahibi uyanmış ve ışığı açınca iki hırsızı görüp şöyle demiş. “Ben ikinizi de hırsız sanıyordum. Oysa siz hırsız değil arsızmışsınız” demiş!
Bugün baba ocağı dedikleri CHP’den istifa edip partiye gecen herkesin ortak bir noktası var! O da fenerleri yüzlerine tutmaları olmuş, evin sahibi gelip ışığı açınca hep beraber kaçışmaları oldu.
Her partide siyaset yapabilirsiniz ama Kuvayi Milliye Ruhundan taviz vermemeniz lazım. Bu ruh hesapsız fedakarlığı göze alabilen bir araya gelmiş kişilerin oluşturduğu manevi gücün yarattığı bir ruhtur ve I. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ortaya çıkmıştır. Bu ülkeyi kuran kurucu ruhtur.
Malesef ki bugun siyaset sahnesinde olanlar, Kuvvay-i Milliye ruhundan Iban-i Milliye ruhuna çok hızlı geçiş yaptılar.
En kötüsü de ne biliyormusunuz?
Bugün biri çıksa; “Ben arsızım, ben hırsızım, ben yolsuzum ama mevcut iktidarı seçimde yenecek tek kişi benim dese” insanlar işin sonunda ne olacağını hiç düşünmeden gidip oy verecek hale geldiler. Bugünkü siyaset malesef bu hale geldi, getirdiler.
