Bir nefis muhasebesi eskilerin deyimiyle… Kendinle yüzleşme, bir yerde hata yapmış olabilirim belki ya da kesin! Geriye dönüp bakmak ve böyle olsaydı ne olurdu (?) diyerek iç sorgulama yapmak geldi içimden… Buna çok ihtiyaç var esasen…
Sene yetmişler, sağ-sol davaları ve gençler birbirini öldürüyor! Ne ocaklar söndü bu yolda, ülkenin polisi, emniyet gücü yok muydu? Hakikaten ülke bu grupların müdahalesi olmadan ayakta kalamayacak durumda mıydı? Elbette değildi ve yazık ki kullanışlı birer malzeme oldular ve hâlâ da kullanıyorlar…Ölmüş bedenler üstünden kutsama yaparak, yaşayanların günah çıkartması ne denli anlam ifade ediyor? Tartışılır!
12 Eylül oldu, bu gruplardan ses yok! Silahlar sanki emekli oldu… Mücahidi devrimcisi ne âlemde belirsiz, ölenler niye öldü ve ölecek olanlar da geride… Niye ölecek, neden ölsün? Ama ölecek işte! Bir sağdan bir soldan, dönemin adalet anlayışı…
Madem bu denli kötüydü Kenan Evren, niye yüzde 93 evet verdi halk, şuan Evren’e atıp tutanlar da kuvvetle muhtemel EVET verdi referandumda… Hayır diyebilirdin ama demedin!
Gerek var mıydı 87 referandumunda EVET deyip siyasi yasaklıları sahaya çekmeye, yeni bir dönem başlamış ve taze gençlere gün doğardı belki! Mecbur musun pörsümüş patlıcandan musakka yapmaya? Ama yine EVET dedin!
Baraj aşamaz diye oy vermedin Muhsin Yazıcıoğluna, şimdi adamın hası diyorsun! Dirilip gelse yine vermezsin! Omurgasızlığın zirve yaptığı bir yer burası!
Tarihin en büyük memur zammını yaptı merhum Erbakan ama nafile! Sahip çıkmadın, yaranamadı merhum sana, doğrusu nankörlükte baştacısın!
Şimdi durmuş “Erbakan iyi adamdı” diyorsun utanmadan ama geçmişte aleni sövüp sekirtiyordun…
Nerede o yığınlar, Şantal Zakari ne yapıyor mesela? Fadime Şahini tukaka edenler, onun tabi olduğu şeyhi hâlâ kutsamakta ve çevresinde deli divane pervane olmakta! Bu ne perhiz bu ne turşu!
Ecevit merhum dürüstlük konusunda mümtaz ve çağdaşı olan diğer liderlere göre bu minvalde nadide bir siyasi, KARAOĞLAN…
1999 seçimlerinde ne kadar oy verdin, ona buna muhtaç ettin merhumu! Demek ki dürüst olmak senin için bir anlam ifade etmemiş! Sen rüyanda hırsızla hemhal olmuşsun ve hakikatte de hırsızsın ne yazık ki!
“Şu siyasiler olmasa her şey düzelir!” diyor güya Yunanlılar ve Türkler… Tam bir komedi! Sanki o siyasiler uzaydan geldi, arkadaş sizin toprağınız üretiyor, besliyor o tohumu, ya zakkum olacak ya lokum … Her şekilde problemin kaynağı yine sensin ve çözüm yine senin elinde!
Her çıkma teklifine “Evet” diyen kadının durumu malum ama herşeye “Evet” diyen millete ne diyeceğiz! Bir kere de “Hayır” de , belki böylesi hayırlı olur! Bir dene, “Denemeden bilemezsin!” demiş İngiliz, aynı şeyi deneyerek tecrübe kazanamazsın farklı dene farkı dene!
“Kuş gördüğü yuvayı yapar!” misalisin. Alışkanlıkların esir almış seni ve yanılgıların örümcek ağı zihninde! Kat be kat olmuş bu ağı kırmak için de uğraşmıyorsun, yeniliklere direnç gösteriyorsun, ezberinden vazgeçmiyorsun, ezberini bozmuyorsun, yalan yanlış olsa da alışılagelmiş şekilde yaşıyorsun! Değişimden anladığın kişilerin/nesnelerin değişmesi, halbuki zihniyetin değişmesi esas, bu zihniyet hakim olduğu sürece memlekette ne siyaset ne ticaret ne iktisat ne eğitim hiçbir şey düzelmeyecek!
Okullarımız teknik olarak çoğu Avrupa ülkelerinden iyi ama eğitim sıfır! Önyargı esir almış beyinleri, araştırma sorgu suç, öğrenci korkudan soramıyor, sorsa öğretmen korkudan cevap veremiyor! Çünkü kimse başının belaya girmesini istemiyor! “Saldım çayıra Mevla’m kayıra!” mantığı ”Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler!” ruh hali ile ihmale kılıf olmuş ve herkes çok rahat bir şekilde yaşayıp gidiyor!
Ön kabulün, hüsnü kabul gördüğü yerde ilerlemek hüsnü hayal sadece!
