HALKWEBAuthorsYaşasın 1 Mayıs: Emeğin, Direnişin ve Umudun Günü

Yaşasın 1 Mayıs: Emeğin, Direnişin ve Umudun Günü

Bugün susmayanların, boyun eğmeyenlerin, direnenlerin günüdür.

0:00 0:00

1 Mayıs yalnızca bir takvim günü değildir. 1 Mayıs; emeğin tarihsel yürüyüşüdür, alın terinin haykırışıdır, adalet arayışının en gür sesidir. İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Bugün, dünyanın dört bir yanında emekçiler aynı taleple meydanlara çıkar: insanca yaşam, adil paylaşım ve özgür bir gelecek.

Yaşadığımız coğrafyada ise 1 Mayıs, sadece bir kutlama değil aynı zamanda bir hesaplaşma günüdür. Çünkü Türkiye’de işçi ve emekçiler her geçen gün daha ağır koşullar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Artan hayat pahalılığı, derinleşen yoksulluk, güvencesiz çalışma düzeni ve adaletsiz gelir dağılımı; emekçiyi adeta nefessiz bırakmaktadır. Üretenler yoksullaşırken, rant düzeni büyümeye devam etmektedir.
Oysa bu ülkenin tüm değerlerini yaratan, fabrikalarda, madenlerde, tarlalarda, ofislerde gece gündüz çalışan işçi sınıfıdır. Emekçiler bu ülkenin sadece ekonomik gücü değil, aynı zamanda demokratik kültürünün de taşıyıcısıdır. Ancak ne yazık ki bu katkının karşılığı verilmemekte, emekçiler hak ettikleri refahtan pay alamamaktadır.

Bugün Türkiye’de işçi sınıfı sadece ekonomik olarak değil, siyasal ve toplumsal olarak da baskı altındadır. Hak arayanlar kriminalize edilmekte, sendikal mücadeleler engellenmekte, itiraz edenler susturulmak istenmektedir. Bu tablo, emek mücadelesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Tam da bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve sol-sosyal demokrat geleneğin tarihsel sorumluluğu büyüktür. CHP, köklerinde halkçılığı ve emek mücadelesini barındıran bir partidir. Ancak bu değerlerin sadece söylemde değil, pratikte de güçlü bir şekilde hayata geçirilmesi gerekir. Emekçinin yanında olmak; sadece kürsülerde konuşmakla değil, sahada, direnişte, grevde, meydanda olmakla mümkündür.

Sol sosyalist örgütler açısından da durum benzerdir. Parçalı yapı, ideolojik tartışmalar ve iç çekişmeler, emek mücadelesinin önüne geçmemelidir. Bugün ihtiyaç duyulan şey; farklılıkları bir kenara bırakarak emek ekseninde güçlü bir ortak mücadele hattı kurmaktır. Çünkü sermaye nasıl birleşiyorsa, emek de birleşmeden kazanamaz.

Tarih bize bunu defalarca göstermiştir. 1 Mayıs 1977’de Taksim’de, 15-16 Haziran işçi direnişlerinde, Zonguldak yürüyüşlerinde emekçiler birlik olduğunda nasıl büyük bir güç ortaya çıktığını hep birlikte gördük. Bugün de aynı kararlılığa, aynı dayanışmaya ihtiyaç vardır.

Bu mücadelenin en güncel ve çarpıcı örneklerinden biri de Ankara’da haklarını arayan maden işçileridir. Günlerdir, haftalardır alın terlerinin karşılığını almak için direnen maden emekçileri; bu ülkenin vicdanıdır. Baskıya, tehdide ve yok sayılmaya rağmen geri adım atmayan bu işçiler, aslında hepimize bir ders vermektedir: Hak verilmez, alınır.

Çünkü bu bozuk düzenden çıkışın tek yolu; emeğin örgütlü gücüdür. Dayanışma olmadan, mücadele olmadan, birlik olmadan ne adalet gelir ne de özgürlük.

Bugün 1 Mayıs…
Bugün alanlara çıkma, itiraz etme, söz söyleme günüdür.
Bugün susmayanların, boyun eğmeyenlerin, direnenlerin günüdür.

Tüm baskılara, eşitsizliklere ve anti-demokratik uygulamalara rağmen; işçi sınıfı tarihsel yürüyüşüne devam edecektir. Bu ülkenin emekçileri, sandıkta da meydanda da hak ettiği cevabı verecek güce sahiptir.

İnanıyorum ki; ilk genel seçimlerde bu düzen değişecek, emek hak ettiği değeri bulacaktır. Çünkü bu ülkenin geleceği; saraylarda değil, fabrikalarda, atölyelerde, maden ocaklarında yazılmaktadır.

Bu duygularla; başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın işçi sınıfı!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR