Değerli Halkweb ailesi ve kıymetli okuyucuları merhaba.
Bugünkü yazımda Ülkemizde özellikle Devlet kurumlarında Ahlaksızlığın kurumsallaşması sonucunda siyasetin’ de(gerek iktidar gerek muhalefet) bu durumdan nemalanması sebebiyle geldiğimiz noktayı hep birlikte analiz edeceğim.
Siyaset deyince (bilmeyenler için) benim parti üyeliğim taaaa 1980 ihtilalinde kapatılan Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerine 30 Mayıs 1983 yılında Necdet Calp tarafından kurulan Halkçı Parti ve daha sonra yoluna Sosyal demokrat Halkçı parti ve nihayet; 9 Eylül 1992 de tekrar siyasi hayatına devam eden Cumhuriyet Halk Partisi’yle bu güne dayanıyor.
Yani; 1983 yılından günümüze gelmiş geçiş tüm Genel Başkanlarla ve partimizin belirlediği politikalarla ürettiği siyasetin her aşamasında bulundum.
Bunları neden anlatıyorum?
Bugün içinde bulunduğumuz durumu doğru tarif edersek insanların konunun vahametini kavramasının daha basit olacağını umuyorum, Şöyle ki;
Kronoloji Başlangıç tarihimiz 1989 yerel seçimleri.
O seçimde partimiz (o seçime SHP olarak girilmişti) İstanbul ve Ankara başta olmak üzere 39 il belediyesi kazanmış ve o dönem Türkiye siyasetinde rüzgâr gibi esen ANAP’a büyük kayıp verdirmişti.
Kazanılan seçimin zafer sarhoşluğu ile (aynı bugünkü gibi) kurulan kadrolarda liyakatsiz yönetici sayısı bir hayli fazlaydı ve bunun cezasını çekmemiz uzun sürmedi.
1993 yılında İSKİ skandalı patlak verdi.
O dönem bu durumu hiçbir partili “normal“ karşılamadı, düşünün o ahlaksız duruma partimiz anında aksiyon alarak skandalın odağındaki ismi, yani Ergun Göknel’i anında partiden ihraç etti.
Ancak partimiz kirlenmişti bisefer; bırakın diğer seçmeni bizim üyelerimiz bile olayı kabullenmemişti.
O tarihten sonra bidaha belimiz doğrulmamıştı.
Bu kötü durum ne zamana kadar devam etti?
İlk toplantısı 12 Şubat 2022 tarihinde yapılan 6’lı masa temelleri atılana kadar.
Çünkü yapılan yanlışlar ve öz eleştiriler sonrası köprünün altından çok sular akmış, başarı için yapılması gerekenler yapılmış, ilmek ilmek örülen bir yol kat etmişti, bu oluşumu “Halil İbrahim sofrası“ kuran, Dürüst kişilikli Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ortaya çıkarmıştı.
Kılıçdaroğlu kendisinin Ahlaki değerlere verdiği önemi, çevresindekilerinin de öyle olduğunu zannederek ve onlara güvenerek (siyasi hayatının en büyük hatasını yaparak) birçok yetkiyi onlara verdi.
Hâlbuki o çevresindekilerinin birçoğu kendi ikballeri, makam, mevki hatta gelir hesaplarından dolayı sinsi sinsi planlar yaparak sırtından hançerledi.
Artık geçmiş geçmişte kalmıştır.
Bugün itibariyle o zihinleri kirli, niyetleri kötü, akılları kimlikleri kiralık bir kısım tayfa; CHP’nin Altıok ideolojisinden uzak “ Helal haram ver Allah’ım, Kadı kulun yer Allah’ım “ misali değişimi yaşıyorlar.
Herkes tarafından bilinmelidir ki, CHP sıradan bir parti değildir, ( Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Ocak 2026 verilerine göre Türkiye’de 188 faal parti vardır) CHP, temel insan hak ve özgürlüklerini önceleyen sosyal demokrat sol bir partidir.
Evet CHP 103 yıllık kitle partisidir, ilkeleri vardır, idealleri vardır ve bu değerleri en güzel, altı okunda tarif etmiştir, ancak hayatın bir gerçeği de içerisinde çürük elmaların olmasıdır, hele hele son dönemde partimizin ideolojisiyle uzaktan yakından alakası olmayan ve partimize gelen kişiler örgütümüzü zor durumda bırakmıştır.(her dönemde olduğu gibi)
CHP’de yönetici namzetleri, önce eğitimli, sonra nitelikli, bagajı dolu olmayan, ahlaklı, namuslu, vicdanlı, merhameti, velhasıl bir makama aday olanlar her şeyiyle liyakatli olmalıdır.
Hâlbuki mevcut yönetim son seçimde hassas davranmayıp hele hele Genel Başkanın “NAMUS SÖZÜ“ verip uygulamadığı “Hâkim nezaretinde Ön seçim“in yapılmayışı büyük bir kırılmaya sebep olmuştur.
Yukarıda kısaca kronolojik olarak anlatmaya çalıştığım duruma göre bugün ne durumdayız?
Bugün CHP ciddi bir belirsizlik ve savrulma içerisindedir.
CHP kurumsal kimliğinin; yanına, önüne ve arkasına pavyon, tehdit, rüşvet, irtikâp gibi takıları, gerçek hiç bir CHP’li kimse getirmez; getiremez, getirilmesine her hal ve şartta izin vermez.
Gelin görün ki maalesef tercih edilen yanlış isimlerden dolayı biz, duru, saf partililer her geçen gün daha fazla umutsuzluğa kapılıyoruz.
Konuşulacak o kadar çok şey var ki burada yazmaya kalksam inanın sayfalar yetmez.
We have nothing to do with the towel guys, brother!
Bizim (olay ortaya çıktıktan sonra tesadüfe bakar mısınız trafik kazasında ölen) 16 yaşındaki stajyer küçücük kızı taciz eden ahlaksız belediye başkanıyla ne işimiz var kardeşim.
Bizim karanlık işlerle ne işimiz var kardeşim.
Efendim neymiş?
Masumiyet karinesi varmış.
Bir kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla kanıtlanana kadar suçsuzmuş.
İyi de, kendisine güvenen, inanan kimsenin gidip aklanıp gelmesi daha ahlaklı değil midir?
O zaman biz sade yurttaşlar ve saf temiz CHP üyeleri de diyor ki;
CUMHURİYET HALK PARTİSİNDEKİ BİZ MASUMLARIN MASUMİYET KARİNESİNİ KİM SAVUNACAK…
Anlayan anlamıştır umarım.
Selam ve Saygılarımla.
