Bir ziyaret düşünün. Sadece beş gün. Ama faturası yaklaşık 30 milyon lira.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ramazan Bayramı’nda memleketi Rize’ye yaptığı ziyaretin sadece polis korumalarının maliyeti dudak uçuklatıyor. Detaya inildiğinde daha çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor:
Sadece yemek için 13 milyon lira. Üstelik 22 bin 277 öğün (sabah, öğle, akşam)…
Emniyet, istihbarat ve koruma unsurları,
Lojistik (ulaşım, konaklama, araçlar),
Protokol düzenlemeleri…
Bu tabloyu kamuoyuna taşıyan isim CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı.(Sözcü Gazetesi)
Konunun merkezinde ise, ülkenin geçtiği ekonomik dar boğazda bu kadar çok personelin Ankara’dan Rize’ye taşınması, araçların ve ekipmanların sevkiyatı var.
Şimdi sorulması gereken basit ama rahatsız edici bir soru var:
Bu gerçekten bir ihtiyaç mı, yoksa kontrolsüz bir şişkinlik mi? Devlet ciddiyeti elbette güvenlik gerektirir. Cumhurbaşkanı düzeyinde bir ziyaretin sıradan olması beklenemez. Ancak güvenlik ile israf arasındaki çizgi silikleştiğinde mesele “koruma” olmaktan çıkar, “yönetim anlayışı”na dönüşür.
“Itibardan tasarruf olmaz” ilkesi ile “israfın güvenlik kılıfına sokulması” arasındaki fark, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirler.
22 bin öğün ne demek? Günde binlerce personel…
Teknolojinin (İHA, KGYS, siber istihbarat) bu kadar geliştiği bir çağda, güvenlik hâlâ bu denli yoğun bir fiziksel insan gücüne mi dayanıyor?
Eğer nitelikli, uzmanlaşmış ve teknolojiyle desteklenen dar bir ekip yerine sürekli genişleyen bir sayı tercih ediliyorsa, bu bir güç göstergesinden çok yapısal bir hantallığın işareti olabilir.
Bu kadar kalabalık gerçekten etkin mi?
Yoksa sistem, sayıyı artırarak zafiyetini mi örtmeye çalışıyor?
Sürekli daha fazla araç ve daha fazla personel talep eden bir yapı, operasyonel verimliliğini kaybetmiş olabilir.Devasa kalabalıklar içinde personelin bireysel motivasyonu düşer, iş rutinleşir ve dikkat dağılır.
Asıl mesele tam da burada başlıyor:
Nicelik artıyor, peki nitelik nerede?
Sahada sürekli değişen personel, aidiyet duygusu zayıflamış ekipler ve düşük motivasyonla güvenlik sağlanabilir mi, yoksa sadece kalabalık bir görüntü mü üretilir?
Daha da önemlisi:
Bu maliyetin hesabını kim veriyor?
Vergi veren vatandaş için 13 milyon liralık yemek faturası sadece bir rakam değildir. Aynı zamanda bir sorgulama nedenidir. Çünkü o para;
bir okulun ihtiyacı,
bir hastanenin eksik ekipmanı,
ya da ekonomik sıkıntı yaşayan milyonların yükü olabilir.
Devlet yönetiminde başarı, çok harcamak değil, doğru harcamaktır.
Farkı yaratan çok personel değil, doğru organize edilmiş personeldir.
Eğer bir sistem sürekli daha fazla insan, daha fazla araç ve daha fazla harcama gerektiriyorsa;
orada güç değil, zafiyet büyüyor olabilir.
Epilogue:
Mesele sadece bir ziyaretin maliyeti değil, bu ülkenin kaynaklarının nasıl kullanıldığıdır.
Ve soru hâlâ ortada:
Bu tabloda nitelik mi var, yoksa şişirilmiş bir nicelik mi?
Bu tablo, niteliğin nicelik altında ezildiğini ve maliyetin bir “yönetim başarısı” değil, bir “kaynak yönetimi sorunu”na dönüştüğünü gösteriyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ramazan Bayramı’nda memleketi Rize’ye yaptığı ziyaretin sadece polis korumalarının maliyeti dudak uçuklatıyor.
0:00 0:00
