Bir öğretmen öldürüldü.
Okulda.
Bu sıradan bir cinayet değildir.
Bu cinayet yalnız bir canı değil, devletin itibarını hedef almıştır.
Okul, devletin en korunaklı alanıdır. Çocuğu teslim ettiğimiz yerdir. Sınıfa giren öğretmen yalnız ders anlatmaz; kamusal otoriteyi temsil eder. O temsilin okulun içinde bıçaklanması, bireysel bir öfke patlaması diye geçiştirilemez.
Eğer doğruysa, öğretmen daha önce can güvenliği uyarısında bulunmuştu. Bu sadece bir şikayet değildir; bu açık bir güvenlik ihbarıdır. Böyle bir ihbar karşılıksız kaldıysa mesele artık yalnız fail değildir.
Asıl bakılması gereken yer burasıdır. O uyarı resmi kayda geçti mi, bir risk değerlendirmesi yapıldı mı, idari bir önlem alındı mı, ilçe ya da il milli eğitim sürece dahil edildi mi? Eğer bu soruların herhangi birine net bir cevap verilemiyorsa, ortada bireysel bir hata değil, işleyiş sorunu vardır.
Bu noktada idari sorumluluğun da adı konulmalıdır. Okul yönetimi, ilçe milli eğitim ve ilgili denetim birimleri ilk uyarıdan itibaren hangi adımları attıklarını kamuoyuna açıklamalıdır. “Süreç başlatıldı” ifadesi yeterli değildir; hangi tarihte, hangi işlem yapılmıştır, bilinmelidir.
Şiddet genellikle birikerek gelir. Küçük gerilimler, ciddiye alınmayan uyarılar, ertelenen disiplin kararları bir süre sonra riskin sıradanlaşmasına yol açar. Eşik aşıldığında ise geri dönüş zor olur.
Türkiye’de öğretmene yönelik şiddet vakalarının son yıllarda görünür biçimde arttığı biliniyor. Sendika raporları ve basına yansıyan olaylar, sözlü ve fiziksel saldırıların artık istisna olmadığını gösteriyor. Buna rağmen birçok okulda sistematik bir tehdit değerlendirme mekanizması bulunmuyor. Risk takibi çoğu yerde kişisel inisiyatife bağlı kalıyor.
Bir öğretmeni koruyamayan sistem, öğrenciyi de koruyamaz.
Elbette hukuk gereğini yapacaktır. Ancak mesele yalnız mahkeme değildir. Mesele, ilk uyarıdan itibaren ne yapıldığıdır.
Bu nedenle somut adımlar zorunludur. Öğretmenin güvenlik bildirimi yasal olarak bağlayıcı kabul edilmeli, her okulda zorunlu risk değerlendirme komitesi oluşturulmalı, disiplin tekrarları merkezi bir veri tabanında izlenmeli ve açık tehdit içeren durumlarda otomatik denetim süreci başlatılmalıdır. Bu mekanizmaların uygulanıp uygulanmadığı yılda en az bir kez bağımsız biçimde denetlenmelidir.
Bugün yas yetmez; bu sonuca yol açan ihmal nerede ise bulunmalı ve sorumlular hesap vermelidir, yoksa güven lafta kalır.
Bu olay ya bir milat olacak ya da sessiz bir kabulleniş.
