HALKWEBAuthorsAllah Belanı Versin Mümtaz!

Allah Belanı Versin Mümtaz!

0:00 0:00

“İman bir hazine, iblis bir hırsız, akıl ise hazinedardır. Hazinedar giderse hırsız hazineyi çalar.”

Ne büyük söz.  Ama galiba eksik.

Çünkü bizim memlekette bazen hazinedar gitmiyor. Hazinedar içeride duruyor. Anahtar cebinde. Defter önünde. Mühür elinde.

Ama akıl çoktan odadan çıkmış oluyor. İşte o zaman hırsızın kapıyı kırmasına gerek kalmıyor.

Son günlerde siyasette yaşanan tartışmalara bakınca insanın aklına ister istemez bu geliyor. Herkes birbirini suçluyor. Herkes demokrasiyi savunduğunu söylüyor. Herkes hukukun yanında olduğunu iddia ediyor. Ama nedense hukuk da demokrasi de sürekli yoğun bakımda bulunuyor.

İktidar, devletin bekasını savunduğunu söylüyor.  Muhalefet, millet iradesini savunduğunu söylüyor.

Bürokrasi, kuralları uyguladığını söylüyor.  Yargı, bağımsız olduğunu söylüyor. Medya, gerçeği anlattığını söylüyor.  Herkes bir şey söylüyor.

Ama ülkenin ortak aklı uzun zamandır sessiz. Belki de asıl mesele budur.

Çünkü siyaset yalnızca güç mücadelesine dönüştüğünde, rakip artık rakip olmaktan çıkar; tehdit haline gelir. Tehdit olarak görülen rakibin hukukunu savunmak ise gereksiz bir lüks gibi algılanmaya başlanır.

İşte hazinedarın odadan çıktığı an tam da budur. O saatten sonra herkes kendi hırsızını melek, karşı tarafın meleğini hırsız ilan eder.

Kurallar kişilere göre eğilip bükülür. İlkeler taraftarlığa teslim edilir. Adalet alkışın yönüne göre tanımlanır.

Ve toplum, farkına varmadan siyasi bir kabileler savaşının seyircisine dönüşür. Türkiye’nin son yıllardaki en büyük problemi ekonomik krizden önce budur.

Enflasyon rakamları düşebilir. Döviz yükselebilir veya düşebilir. Faiz artabilir veya azalabilir. Bunların hepsi zamanla değişir.

Ama ortak aklın çöküşü çok daha ağır bir yıkımdır. Çünkü ekonomi güvenle çalışır.  Yatırım güvenle gelir. Toplum güvenle ayakta kalır. Güven ise ancak kurumlarla üretilir.

Kurumların yakıtı da akıldır. Akıl ortadan kalkınca geriye yalnızca güç kalır. Gücün olduğu yerde korku büyür. Korkunun olduğu yerde sadakat artar. Sadakatin olduğu yerde sorgulama azalır. Sorgulamanın bittiği yerde ise hata devlet politikası haline gelir.

Sonra herkes birbirine dönüp aynı soruyu sorar:

“Bu ülke nasıl bu hale geldi?” Oysa cevap yıllar önce verilmiştir.  Hazinedar gitmiştir.  Kapı açık kalmıştır. Hırsız içeri girmiştir.

Ve biz hâlâ hırsızın kim olduğunu tartışırken, hazine çoktan eksilmeye başlamıştır.

İşte tam bu noktada insanın içinden, memleketin ortak aklını yıllardır esir alan o görünmez kibire, o bitmek bilmeyen kutuplaşmaya, o kör tarafgirliğe dönüp şöyle demek geliyor:

Allah belanı versin Mümtaz! Çünkü bu yazıdaki Mümtaz bir kişi değil.  Akıl yerine sadakati koyan herkesin ortak adıdır.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR