HALKWEBAuthorsDevlet Aklından İktidar Blokuna

Devlet Aklından İktidar Blokuna

0:00 0:00

CHP MYK Üyesi Bülent Kuşoğlu’nun açtığı ‘Devlet aklı’ tartışmasını, ‘Devlet Aklı İktidar Blokunun Neresine Düşer?’ başlıklı yazısıyla bütün yönleriyle özetleyen Ümit Aktaş, iktidar blokunu şu şekilde kristalize etmiş, ‘…iktidar bloku siyasi iktidar (ve ana akım partiler), bürokrasi ve farklı fraksiyonlarıyla sermayeden oluşan bir güç yoğunlaşması.’[1]

İlk olarak, iktidar bloku içinde sermayenin öncelikli pozisyonu olması, sermayenin diğer bileşenlerle kurduğu ilişkiyi emir-komuta ilişkisine dönüştürmez. Siyasi iktidar ve genel olarak siyasi partiler, iktidar blokunun toplumsal meşruiyetini sağlar.

İkincisi, kapitalist üretim biçiminin doğası gereği, sermaye, yalnızca, birbiriyle rekabet içinde birçok sermaye olarak var olur.

Üçüncüsü, sermayenin farklılaşan çıkarları karşısında siyasi iktidarın bir hegemonya projesi kuramadığı dönemlerde bürokrasi daha da önemli hale gelir.

Egemen sınıflar veya egemen tarihsel blok, kurdukları kültürel ve ideolojik “hegemonya” aracılığıyla rıza ve onay üzerine kurulmuş bir “sivil toplumu” yönlendirerek kendi ideolojik tutumlarını toplumun bütününe benimsetirler. Egemenin zorlama aygıtını meydana getiren politik toplum ile hegemonya aygıtını oluşturan sivil toplum birleşerek geniş anlamda devleti meydana getirmektedir. İktidar bloku, birikim stratejilerine uygun hegemonya projeleriyle toplumu yönetir.

Bu noktada birikim stratejileri kavramı, belirli bir iktisadi büyüme modelinin uygulanması için geliştirilen pratikleri ve ekonominin dışındaki ön koşulları anlatmaktadır. Hegemonya projesi kavramı ise Gramsci’nin hegemonya tartışmasından esinlenerek geliştirilmiş stratejik bir katkıdır. Sosyo-ekonomik koşulların tek başına siyasal değişimleri getirmeyeceğini, aksine siyasal değişimin mümkün olacağı koşulları oluşturacağını belirten Gramsci’ye göre hegemonya bir dizi toplumsal koşulun gerçekleşmesiyle mümkün olmaktadır. Öncelikli olarak maddi üretim ilişkilerinin gelişme düzeyinin toplumsal grupların oluşumunda ve toplumun dönüşümünde yapısal bir temel olduğunu belirtmek gerekir.[2]

Muhalefet bloku, geçmişten günümüze iktidar eleştirisini, yukarıda sözü edilen analize göre değil, ‘Erdoğan/Saray/Tek adam’ gibi söylemlerle liberalize ederek karikatürleştirmekte, gerçek sorunların analizinden yola çıkarak sınıfsal bir iktidar bloku eleştirisi yapmamakta/yapamamaktadır!

Oysa bugünkü iktidar blokunun ‘Bürokrasi’ ayağını oluşturan ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bakıldığında ‘Erdoğan/Saray/Tek adam’değil, devasa bir bürokratik yapı ortaya çıkar.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları ve Bakanlıklardan oluşur.

Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları en az üç üyeden oluşur;

-Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu.

-Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu.

– Ekonomi Politikaları Kurulu.

-Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu.

-Hukuk Politikaları Kurulu.

– Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu.

– Sağlık Politikaları Kurulu.

– Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu.

– Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu.

– Yerel Yönetim ve Afet Politikaları Kurulu.

Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının altında Bakanlıklar yer alır. Bakanlıkların oluşumu da başlı başına bürokratik birer yapıdır.

İktidar bloku, birikim stratejisine uygun hegemonya projeleri oluşturduğunda, iktidar bloku içindeki sermaye fraksiyonları, siyasi partiler ve bürokrasi uyum içinde çalışır. Ekonomik büyüme yavaşladığında veya durakladığında bürokratik yapı ön plana çıkar. Ekonomik kriz dönemlerinde ise iktidar bloku zor aygıtlarına başvurabilir, sosyal ve siyasal haklar kısıtlanabilir.

Ülkemizde Mehmet Şimşek programıyla hayata geçen orta vadeli program, tüketimi ve emek gelirlerini baskılayarak, emekçilerden sermaye blokuna gelir transferine dayandığı için baskıcı bir yönetimi gerektirir. Bu nedenle bürokratik yapı ön plandadır.

Cumhur ittifakını oluşturan siyasi partiler inşaata ve savunma sanayisine dayanan birikim stratejisine uygun hegemonya projesini sürdürmek, sermaye fraksiyonları arasında uyum sağlamak ve bütün sektörler açısından kar realizasyonunu sağlamak için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte yoğun çaba sarfetmektedirler.

Bu sistemin karşısında yer alması gereken muhalefet bloku ise sosyal demokrat ve sosyalist partiler, sendikalar ve emek örgütleri öncülüğünde hareket etmesi gereken toplumsal muhalefettir. Ancak reel duruma bakıldığında muhalefet blokunun dağınık olduğu, iktidar blokunun yapısını analiz edemediği, iktidar blokunun oluşturduğu hegemonya projesine karşı alternatif bir hegemonya projesi oluşturamadığı görülecektir.

Bu nedenle, Türkiye’yi yönetmek ve muhalefeti dizayn etmek için geçtiğimiz hafta boyunca tartışılan ve kendisine büyük misyonlar atfedilen ‘Devlet aklı’na ihtiyaç yoktur. Çünkü iktidar bloku, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi aracılığıyla ülkeyi yönetmektedir.

  1. Ümit Akçay. Devlet Aklı İktidar Blokunun Neresine Düşer?
  2. Berkay Ayhan, Seher Sağıroğlu. İslami Burjuvazinin Siyasal İktisadı: MÜSİAD Örneği. Praksis 27
OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR