Sağcısı da solcusu da sıkıştığında Atatürk’e dönüyor; peki neden kimse kurucu değerlerin adının Kemalizm olduğunu açıkça söylemiyor?
Bu başlığı ben de zaman zaman kullanırım. Ancak yakın dönemde bu sözün en dikkat çekici kullanımlarından biri, 15 Temmuz sonrasında Ahmet Hakan’ın kaleme aldığı yazıda karşımıza çıkmıştı.
Aslında bu sıradan bir övgü cümlesi değildir. Geçmişi vardır ve güncelliğini hiç kaybetmez.
Atatürk döneminin Başbakanı, aynı zamanda tek parti döneminde TBMM’de daha liberal ve sağ çizgiyi temsil eden İkinci Grubun önemli isimlerinden Celal Bayar, Atatürk’ün vefatının ardından:
“Seni sevmek ibadettir Atatürk.”
He said.
Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ise:
“Atatürk yaşasaydı Refahlı olurdu.”
He had used the expressions.
15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ardından AK Parti Genel Merkezi’ne Atatürk posteri asıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:
“Atatürk milletin ortak değeridir.”
He said.
Aynı dönemde sağ ve muhafazakâr çevrelerde sıkça duyduğumuz başka iki ifade daha vardı:
“Türkiye fabrika ayarlarına dönmelidir.”
and
“Kurucu değerlere dönmelidir.”
Dikkat çekici olan şudur; bu sözlerin sahipleri Atatürkçülük dışında farklı ideolojik geleneklerden gelen siyasetçilerdi.
Geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu da CHP’nin yeniden kurucu değerlerine dönmesi gerektiğini ifade etti.
Özgür Özel ise siyasi olarak en zor günlerinde ilk büyük çıkışlarından birini Anıtkabir’e giderek yaptı ve yine “kurucu değerler” vurgusunda bulundu.
Aslında bu sadece bugünün meselesi değildir. Türkiye’de birbirine en sert şekilde muhalefet eden siyasi hareketlerin ortak buluşma noktası çoğu zaman Atatürk olmuştur.
Görünen o ki başı dara düşen, yönünü kaybeden veya toplumsal meşruiyet arayan her siyasi aktörün yolu bir şekilde Atatürk’e ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine çıkıyor.
Peki nedir bu kurucu değerler?
Neden herkes kurucu değerlerden söz ediyor da adını koymuyor?
Altı Ok ile ilkeleştirilmiş, ulus devleti kurmuş, Misak-ı Millî ile vatan anlayışını şekillendirmiş, tam bağımsızlığı esas almış bu düşünce sisteminin adı Kemalizm değil midir?
Madem sürekli fabrika ayarlarından söz ediyorsunuz, o halde bu ayarların adını da söyleyin.
Madem kurucu değerlere dönmekten bahsediyorsunuz, o halde bu kurucu kodların hangi düşünce sistemine dayandığını da açıkça ifade edin.
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerinin de, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş felsefesinin de siyasal ve tarihsel bir adı vardır:
Kemalizm.
Adını koymadan sahiplenmeye çalışmak, kavramı kullanıp isminden kaçmak bir çelişkidir.
Ya adını açıkça söyleyin ya da her sıkıştığınızda kurucu değerler söylemine sığınmayın.
Bu nedenle ben bir kez daha aynı cümleyi kuruyorum:
Sen ne büyüksün Atatürk!
Çünkü bu ülkede fikirler değişiyor, partiler değişiyor, liderler değişiyor; fakat kriz anlarında dönülen adres değişmiyor.
Ne zaman yön kaybolsa, ne zaman meşruiyet aransa, ne zaman çıkış yolu beklense gözler yine aynı yere çevriliyor.
Sanki birileri siyasetçilerin kulağına hep aynı cümleyi fısıldıyor:
“Başın düşerse dara, Atatürk’ü ara…”
