Atilla İlhan’ın ‘Cinayet Saati’ şiiri metaforik anlatımlarla doludur.
Attila İlhan “Cinayet Saati”nde katilleri özellikle isim verir: “Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı…”
Ve ardından o sarsıcı bilgiyi ekler: “maktulün on beş yıllık arkadaşı…”
Burada şiirin asıl yarası açılır. Cinayet dışarıdan gelmez. En tehlikeli bıçak uzaktan değil, omuz omuza yürüyenden gelir.
Çünkü yabancının ihaneti şaşırtmaz; ama yoldaşın hançeri insanın dünya algısını parçalar.
İlhan’ın işaret ettiği mesele basit bir suç hikâyesi değildir. Bu, ideallerin en yakın çevresi tarafından aşındırılmasıdır.
Bir davayı çökerten çoğu zaman karşıtları değil, o davanın içindeki küçük hesaplar, hırslar ve korkulardır.
İhanet bazen slogan atarak, bazen susarak, bazen de “bizden” görünerek işlenir.
Ve en acısı şudur: İdealler, düşman saldırısıyla değil; dost zannettiklerinin yavaş yavaş içini boşaltmasıyla ölür.
Asıl cinayet, işte o saatte işlenir.
