HALKWEBAuthorsSiverek ve Kahramanmaraş Saldırılarının Asıl Nedeni Ne?

Siverek ve Kahramanmaraş Saldırılarının Asıl Nedeni Ne?

Bu toplumsal yapının yarattığı kültürün okullarımıza ve çocuklarımıza doğrudan yansımasıdır bugün söz konusu olan!

0:00 0:00

Amerikalı filozof ve eğitimci John Dewey 1916 yılında “Okul, toplumdan ayrı bir yer değildir; toplumda ne varsa okula da o yansır.” sözünü söylediğinde, yüz yıl sonra da bu sözlerin geçerliliğini koruyacağını biliyor muydu acaba?

Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, okul-toplum ilişkisini analiz ederken çok daha fazla tespiti göz önüne serer. Bourdeiu’ya göre eğitim sistemi, eşitsizliklerin kaynağı değil, toplumdaki sınıfsal eşitsizliklerin okul aracılığıyla yansıtıldığı ve yeniden üretildiği bir alandır. Okul, toplumdaki mevcut hiyerarşiyi (üst sınıf-alt sınıf) yeniden üreterek, eşitsizlikleri meşru bir zemine oturtur ve bu durumun doğal olduğu inancını pekiştirir. Üst sınıfların sahip olduğu kültürel birikim (dil kullanımı, sanat bilgisi, davranış kalıpları), okul ortamında “başarı” için gereken temel değer olarak görülür. Bu kültürel sermayeye sahip olmayan alt sınıf öğrencileri, okulda dezavantajlı duruma düşer. Bireylerin toplumsal kökenlerinden edindikleri alışkanlıklar, algı ve eylem kalıpları (habitus), okul içindeki davranışlarını şekillendirir. Okul, bu habitusu kullanarak sınıfsal ayrımcılığı sürdürür. Bu anlamda okul, hâkim kültürü herkese dayatarak ve bunu “doğal” veya “hak edilen” bir başarı kriteri gibi sunarak “simgesel şiddet” uygular.

Ülkemiz, yaklaşık 24 yıldır AKP iktidarları tarafından yönetilmektedir. Bu uzun iktidar yılları, Türkiye’de neoliberalizmin sağlamlaşma, sermaye blokunun büyüme ve etkinleşme, emek örgütlenmesinin dağıtılma ve nihayet 15 Temmuz sonrası otoriterleşmenin hakim olduğu yıllardır.

Bu ekonomik yapı beraberinde sosyal ve kültürel yozlaşmayı da getirmiş; işsizliğin % 8.5 seviyesinde seyrettiği, enflasyonun hep iki basamaklı rakamlarda olduğu, gelir dağılımının olabildiğince bozulduğu, adalet sisteminin, sağlık sisteminin sadece varlıklı kesimler lehine işlediği, kadın ve iş cinayetlerinin tavan yaptığı, sosyal ve kültürel yapının dejenere olduğu, eğitim sisteminin yap-bozlarla tahrif edildiği kangrenleşmiş bir toplumsal yapıyla karşı karşıyayız!

Bu toplumsal yapının yarattığı kültürün okullarımıza ve çocuklarımıza doğrudan yansımasıdır bugün söz konusu olan!

Bunun yanında neoliberalizmin öğretmene biçtiği ‘Teknisyen öğretmenlik’ formasyonuyla itibarı ortadan kalkan öğretmenlik mesleği ve öğretmenin okul sisteminde geri plana itilmesiyle oluşan niteliksiz okullar gerçeği, bugün yaşanan saldırıların temel nedenlerinden birisidir.

Bir başka neden de internet teknolojisi ve sosyal medya gerçekliğinin toplumumuzu ve çocuklarımızı adeta bir cendere içine alması, okullarımızda geçerli durumda olan yarışmacı eğitim, sonuç odaklı ölçme değerlendirme, aşırı ödev baskısı, okullardaki sosyal etkinliklerin yokluğu ve öğretmen-öğrenci ilişkisinde yaşanan duygu kırılmaları, iletişim sorunu yaşayan aile yapısının da bunun üstüne gelmesiyle, okullarımız adeta patlamaya hazır bombalar haline gelmiştir.

Patlamaya hazır bu bombalardan ilki Şanlıurfa’da yaşanmış, 14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin eski öğrencilerinden 19 yaşındaki Ö.K. pompalı tüfekle ateş açarak 16 kişiyi yaralamış, kendi yaşamına da son vermişti.

İkinci olay ise 15 Nisan 2026 tarihinde 14 yaşındaki erkek öğrenci İ.A.M tarafından, Kahramanmaraş iline bağlı Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulunda dokuz kişiyi vurarak öldürmüş ve 13 kişiyi yaralamış, ardından intihar ederek saldırıyı sonlandırmıştır.

Bu olaylar kimi iddialara göre bir internet oyununda esinlenmiş gibi görünse de, esasen toplumsal çürüme ve yozlaşmanın sonuçlarıdır. Bu tür saldırıları kısa vadede polisiye tedbirlerle önleyebiliriz fakat asıl çözüm toplumsal formasayonun adalet, eşitlik ve özgürlük ilkeleri doğrultusunda değişmesidir.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR