Bugün yaşanan tartışmalar yalnızca bir yargı süreci değil; aynı zamanda toplumun adalet duygusunun nasıl şekillendiğinin de bir göstergesi.
Gündem hızla değişiyor, tartışmalar sertleşiyor. Ancak bazı süreçler vardır ki, yalnızca taraflarını değil, toplumun tamamını ilgilendirir. Bugün konuşulanlar da tam olarak böyle bir eşikte duruyor.
Bugün yaşananlar sadece bir dava meselesi değildir.
Bugün yaşananlar, hakikat ile algının sınandığı bir süreçtir.
Birileri mahkeme salonlarında konuşur,
birileri ekranlarda yorum yapar.
Birileri belgelerle yürür,
birileri oluşan algılar üzerinden hüküm kurar.
Ve biz biliyoruz ki…
Hikâyeyi yazanlar, çoğu zaman gerçeğin önüne geçebilir.
But it should not be forgotten:
Hakikat gecikebilir… fakat kaybolmaz.
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yürütülen tartışmaların,
kamuoyunda oluşan değerlendirmelerin ve eleştirilerin
her yönüyle dikkatle ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
Çünkü bu süreç, yalnızca bir kişiyle ilgili değil;
aynı zamanda adalet duygusunun toplum nezdinde nasıl algılandığıyla ilgilidir.
Biz inanıyoruz ki:
Hiç kimse, peşin hükümlerin gölgesinde değerlendirilmemelidir.
Hiç kimse, yargı süreci tamamlanmadan kesin yargılarla anılmamalıdır.
Ve yine inanıyoruz ki:
Adalet, sadece kararlarla değil, süreçlerin adil yürütülmesiyle anlam kazanır.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun verdiği mücadelenin, kamuoyunda farklı şekillerde yorumlanabileceğini kabul etmekle birlikte, bu sürecin adil, şeffaf ve hukuk devleti ilkelerine uygun şekilde sonuçlanmasının hepimiz için ortak bir beklenti olduğunu düşünüyoruz.
Çünkü mesele yalnızca bir isim değil,
bir ilkenin korunması meselesidir.
Adalet ilkesinin…
Temiz siyaset anlayışının…
Hukukun üstünlüğü inancının…
Eğer bizler, kendi değerlendirmelerimizi oluştururken sağduyuyu ve hakkaniyeti esas almazsak, algıların gerçeğin önüne geçmesine istemeden de olsa katkı sunabiliriz.
Bu nedenle diyoruz ki:
Hiçbir süreç,
ön yargılarla değil,
hukukla tamamlanmalıdır.
Ve nihai kararın, bağımsız yargı tarafından verileceğine olan inancımızı koruyoruz.
Çünkü biz sadece bir kişiyi değil…
Adaletin kendisini savunuyoruz.
Ve inanıyoruz ki:
Adaletin olduğu yerde,
hiçbir gölge kalıcı değildir.
