HALKWEBAuthorsHalkın Vicdanı, Sınıfın Çıkarı

Halkın Vicdanı, Sınıfın Çıkarı

Halk haklının yanında; iktidarın gölgesi, sermayenin üzerine düşüyor. Bu bir politika hatası değil, sistemin doğal işleyişi.

0:00 0:00

Türkiye halkı, Ortadoğu’daki çatışmada haklı ile haksızı net bir şekilde ayırıyor. ABD ve İsrail’in saldırganlığı karşısında, İran’ın duruşunu adaletin yanında konumlandırıyor. Vicdanı ve tarih bilinciyle safını seçiyor.

Ama devlet mekanizması farklı. Gücün ve küresel bağlantıların yanında duruyor. Halkın tercihi, karar mekanizmalarında hiçbir karşılık bulamıyor.

Alınan her karar, atılan her adım, belirli bir azınlığın çıkarına hizmet ediyor. Enerji hatları, finans akışları, stratejik pazarlıklar… Her şey, halkın refahı için değil, sermayeyi büyütmek için şekilleniyor. Petrol ve doğalgaz boru hatlarından uluslararası kredi paketlerine kadar her alan, halkın vicdanına değil, sınıfın kâr hırsına göre düzenleniyor.

Türkiye’nin bölgesel aktörlerle yakınlığı ve ortak üslubu bunu açıkça gösteriyor. Resmî açıklamalarda senkronizasyon var: İktidar, yalnızca kendi çıkarını değil, bölgesel sermaye ağlarını ve stratejik ittifakları gözetiyor. Halkın vicdani ve etik bakışı, diplomasi sahnesinde geri plana itiliyor. Bölgesel ortaklıklar, adalet söyleminin değil, elitlerin çıkarının güçlendirilmesine hizmet ediyor.

Ortadoğu’daki çatışma halk için acı, göç ve yıkım demek. Bazıları içinse yeni fırsatlar ve bağlantı sahaları. Devletin açıklamaları ne kadar “denge” maskesi taksa da perde arkasındaki gerçek değişmiyor: Halkın adalet talebi, elitlerin hesapları arasında boğuluyor.

Halk, bölgedeki meşru savunma haklarına sempati duyuyor; iktidar, Körfez sermayesi ve ABD ile uyumu öncelemekte. Silah sistemlerinden ticaret yollarına kadar her stratejik hamle, toplumun etik tercihlerini dışlayarak küçük bir çevrenin güvenliğini ve kazancını pekiştiriyor. Türkiye’nin bölgesel aktörlerle eşgüdümlü açıklamaları, bu çıkar ve güvenlik hesaplarının toplumsal vicdanın önüne geçtiğini gösteriyor.

Çelişkinin ağırlığı burada. Halk haklının yanında; iktidarın gölgesi, sermayenin üzerine düşüyor. Bu bir politika hatası değil, sistemin doğal işleyişi. Halkın vicdanı ile devletin hareket tarzı arasındaki derin uçurum, toplumsal güvenin neden parçalandığını açıkça gösteriyor.

Halk doğruyu görüyor ve vicdanıyla hareket ediyor. İktidar ise kendi varlığını ve temsil ettiği sınıfın bekasını sürdürmek için kulaklarını tıkıyor. Bölgesel ortaklıklar ve senkronize diplomasi, karşımızdaki gücün halkın değil, doğrudan bir sınıfın iktidarı olduğunun en somut kanıtıdır.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR