HALKWEBAuthorsThe Collapse of Ekrem Imamoglu

The Collapse of Ekrem Imamoglu

Politics sometimes reveals a painful truth very clearly: In times of crisis, seemingly powerful political figures realize how alone they really are.

0:00 0:00

Bir zamanlar “Türkiye’nin yeni lideri” olarak pazarlanan Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hikâyesi bugün ciddi bir kırılma noktasına gelmiş durumda.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra İmamoğlu için sadece İstanbul’u yönetmek yeterli olmadı. Hedef büyüktü: CHP’yi dizayn etmek ve ardından Türkiye siyasetinin tepesine yürümek. Ancak siyasette kontrolsüz güç hırsı çoğu zaman ters teper. İmamoğlu’nun hikâyesi de tam olarak böyle bir noktaya sürüklendi.

Belediye başkanlığı döneminde parti içi dengeleri zorlayan İmamoğlu, CHP’nin kurumsal hafızasını temsil eden birçok ismi ya tasfiye etti ya da etkisiz hâle getirdi. Parti içinde yıllarca mücadele etmiş kadrolar bir bir dışlanırken, İmamoğlu dar bir ekiple siyaset yürütmeyi tercih etti.

Siyasetin en temel kuralı bellidir:
Dar kadrolarla kurulan güç yapıları, ilk kriz anında çöker.

Nitekim öyle de oldu.

İmamoğlu’nun etrafında yer alan bazı isimler bugün yolsuzluk soruşturmalarının ve tartışmaların merkezinde. Dün “en yakın yol arkadaşları” olarak görülen bazı isimler bugün İmamoğlu’nun en büyük siyasi yüküne dönüşmüş durumda.

Ancak asıl kırılma CHP’nin içinde yaşandı.

İmamoğlu, Özgür Özel ile birlikte önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı açık bir siyasi mücadele başlattı. CHP içinde yıllarca görülmemiş bir iç savaş ortaya çıktı. Bu ikili (İmamoğlu ve Özel) parti içi hizipleşmeyi büyüttü, kamplaşma derinleşti ve CHP tarihinde nadir görülen bir bölünmenin eşiğine gelindi.

Bugün CHP tabanında bile ciddi bir soru soruluyor:
İmamoğlu gerçekten partiye liderlik mi etmek istedi, yoksa partiyi kendi siyasi projesinin aracı mı gördü?

Son yaşanan yargı süreci ise bu tartışmaları daha da büyüttü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, İmamoğlu’nun siyasi kariyerinin en ağır krizine dönüşmüş durumda.

CHP tarihinde daha önce görülmemiş rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, İmamoğlu destekli Özgür Özel’in genel başkanlığında son iki yılda patlak verdi. Seçmene de bu yolsuzlukları savunmaları noktasında muhalif medya aracılığıyla baskı yapıldı.

Bir zamanlar Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen, uluslararası medya tarafından “Türkiye’nin yükselen yıldızı” diye sunulan Ekrem İmamoğlu bugün ise mahkeme salonlarında siyasi geleceğini savunmak zorunda kaldı.

Daha da dikkat çekici olan ise İmamoğlu’nun siyasi yalnızlığı.

Silivri’deki duruşmalara çağrılan on binlerce destekçiden beklenen kalabalık gelmedi. CHP içinden beklenen güçlü dayanışma görüntüsü ortaya çıkmadı. Duruşmanın ilk günü için hedef yüz bin kişilik bir kalabalıktı; gelen bin beş yüz kişi oldu. Büyükşehir belediye başkanlarının çoğu ortada yoktu. Milletvekili katılımı sınırlı kaldı. Ekrem İmamoğlu’nun açık desteğiyle CHP Genel Başkanı olan Özgür Özel, İmamoğlu’nu savunuyor gibi görünerek kendi PR çalışması kapsamında onu süreç içinde yalnız bıraktı.

Siyaset bazen acı bir gerçeği çok net gösterir:
Güçlü görünen siyasi figürler, kriz anında aslında ne kadar yalnız olduklarını fark ederler.

Ekrem İmamoğlu bir zamanlar Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olma hayaliyle yola çıkmıştı. Ancak bugün gelinen noktada bu siyasi yürüyüşün ciddi bir çöküşe dönüştüğü görülüyor.

Siyasetin acı ama değişmeyen bir kuralı vardır:
Bir siyasetçiyi çoğu zaman rakipleri değil, kendi kurduğu düzen yıkar.

Ve bugün Ekrem İmamoğlu için sorulan soru artık şudur:

Bu büyük bir siyasi kariyerin kendi hatalarıyla yazdığı erken bir final mi?

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR