HALKWEBAuthorsYalan, Algı ve Kitle Psikolojisi

Yalan, Algı ve Kitle Psikolojisi

Bir Ülkenin İmtihanı

0:00 0:00

Kalabalık yığınları kandırmak bir kişiyi kandırmaktan daha kolaydır çoğu kez. Herkesin siyaha beyaz dediği bir ortamda beyazlatmaya da ihtiyaç kalmaz.

Roma konsülü Oktavianus’a (Roma İmparatoru Avgustos’un adı) yenilen Kleopatra’nın tüm Mısır’da zafer kutlaması yaptırması, Rus tankları Berlin banliyölerinde ilerlerken halen bazı Almanların savaşta üstün olduklarını sanması vb…

Gobbels’in dediği doğru sanki, yalan ne denli büyükse inandırıcılığı da artıyor! Önümüz on bir ayın sultanı Ramazân ve istismara açık bir sürece adım adım yaklaşım başlıyor…

Türbeler, yatırlar, adaklar, cüzdan sürtmeler derken bir sürü hurafe ve batıl ritüellere aşina olacak yeniden kamuoyu… Ciklet oruç bozar mı türünden her sene aynı sorular ve aynı kişiler parayı bavulla götürecek yine…

Din ve milliyet üzerinden yığınların kanalizasyonu ne kadar zahmetli ya da değil (!) tartışılır. Siyaset bilimcilere inat vatandaşın oy verme/me güdüsü ve şartlı refleksi! takdire şayan mıdır bu istikrar, o da tartışılır!

Her sene evleri sel basar çünkü dere yatağına imar vermiş belediye başkanı ve her sel olduğunda öfke, sinkaflı küfürler ve ilençler ama seçim sonucu aynı kişi üç dönem başkan!

Aman belediyeyi kaptırmayalım karşıya (!) deyip dava uğruna saldırılar, yaftalamalar alabildiğine… Ne oldu mesela? CHP Ankara Büyükşehir Belediyesini alınca ya da İstanbul’da kazanınca ülke mi çöktü?

İzmir’i AKP alırsa ülke mi çöker mesela! Bu şartlı reflekslerle kamuoyuna algı operasyonu çekmenin kutuplaşmanın kime ne faydası olabilir?

Bu gerçeği gören Sayın Kılıçdaroğlu’nun Helalleşme ve Halil İbrahim Sofrası stratejisini alkışlamak ve hakkını teslim etmek elzem. Cidden bir ülkenin siyasi kırılganlığını altüst eden ve siyasette taşları yerine oturtan bir hamle bu!

Meyvesini yiyenler kıymet bilmiyor orası başka! Ama hakikat de gün gibi ortada! Sayın Kılıçdaroğlu’nun pozitif siyaseti, insan odaklı yaklaşımına ihtiyaç gün be gün hissedilir derecede artıyor. Nereye kadar bu gerilim, nereye kadar kriz üretimi? Sorun çözmüyor laf salatası, ne karın doyuruyor ne göz gönül dolduruyor!

Kamuoyu kendine bir çeki düzen vermeli ve hukuk mercileri hakkı teslim etmeli! Eğri demirle yükselen binanın çökeceği kaçınılmaz fakat ceremeyi çekecek olan içinde yaşayan olacak! Buna seyirci kalmak esas zulümdür.

Sürüncemelerle adalet tecelli etmez ve geciken her dakika mutlak afete yol açar. Mutlak Butlan gölgesinde kirli çamaşırlar saklanmaz ve kokular burunların direklerini kırıyor artık!

Adalet denen temel, sarsılmamalı ve varsa yanlış -ki var- derhal düzeltilmeli ve doğrusu sayfalarda yer almalı! Yanlışı karalayarak temiz sayfa açamaz kimse! Ancak yanlış silinirse sayfa beyazlar yani temizlenir.

Doğruya doğru demek marifet değil, yanlışa yanlış demek marifet. Yanlışın üstünü çizerek doğruya ulaşılmaz maksat doğruluksa tabi! Yordam bozuksa yolu da sakatlar. Levhalar üzerindeki oynamalar kazayı önlemez, iyi niyetle otobana çıkan at arabasına göz yummak felaketin öncüsü olur.

Bütün araçlar kaza yapınca gişeden geçen at arabasına altın madalya vermeye benzer bu durum.Yola uygun davranmayan derhal giderilmelidir ki kamu düzeni huzur bulsun ve felâha ersin!

Yoksa “Adana Mersin, tokadımı yersin” der faytoncu! O zaman seyre bakan seyredilir…

Sahrâda kral olan aslanların sirklerde eğlence olduğunu da gördük!

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR