Trabzonlu çok dostum var; aralarında ülkenin en iyi sanayicileri, en çalışkan insanları bulunur. Bu sözüm Trabzon insanına değil.
Ama konu siyaset olunca tablo değişiyor.
Bir harita gördüm: Türkiye’de en çok bakan çıkaran il Trabzon. Bu bugün değil, yıllardır böyle. Tesadüf değil.
Sorun şu: Siyaset bizde bir liyakat alanı olmaktan çıkıp, aile içinde “başka tutunacak dalı kalmayanların” mesleğine dönüşmüş durumda. Kayseri’de ‘okuyan çocuk’ hikâyesi vardır ya, tam olarak o.
Bugün Türkiye siyasetine bakın: iktidarından muhalefetine kadar her yerde Trabzon merkezli bir Karadeniz etkinliği var. Ben hep şunu söylerim:
Karadeniz’de seçim gecesi her evin ışığı yanar; çünkü evde mutlaka her partiden biri vardır—üye, aday ya da aday adayı.
Bu tablo ideolojik değil, menfaat eksenli bir siyaset üretir.
Alan açmaz, nefes aldırmaz, yeniyi boğar.
Ve mesele sadece iktidar değil. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşadığı kriz de budur. CHP’nin içine çöreklenen bu Karadeniz–Trabzon siyaset anlayışı partiyi kilitlemiştir.
Eğer CHP ciddi bir bağırsak temizliği, yani gerçek bir iç muhasebe yapmazsa, bu yapıdan kurtulamaz ve iflah olmaz.
Bu ırkçılık değil.
Bu, siyasetin dar bir coğrafi klik tarafından yıllardır parsellenmesine itirazdır.
Siyaset bir memleket meselesi olmaktan çıkıp dar bir coğrafyanın kadro paylaşımına döndüğünde, ülke değil klikler kazanır, halk kaybeder.
