HALKWEBAutorenMahkeme Salonu Miting Alanı Değildir

Mahkeme Salonu Miting Alanı Değildir

Mahkeme salonları alkışın değil hukukun, sloganların değil, delillerin konuştuğu yerlerdir.

0:00 0:00

Mahkeme salonları siyasetin değil, hukukun konuştuğu yerlerdir. Tarafların slogan attığı, alkış topladığı ya da siyasi mesaj verdiği alanlar değildir.

Son günlerde Ekrem İmamoğlu’nun duruşma başlamadan önce “selamlama konuşması yapmak istiyorum” talebinin gündeme gelmesi bu açıdan ciddi bir tartışmayı beraberinde getirdi.

Mahkeme salonunda tarafların konuşma sırası bellidir. Önce iddianame okunur, ardından sanığın kimlik tespiti yapılır, daha sonra savunma alınır. Sanık elbette konuşur, hatta isterse uzun uzun konuşabilir. Ancak bu konuşma savunma niteliği taşır; mahkemeyi veya kamuoyunu selamlama konuşması değildir. Çünkü mahkeme salonu bir kürsü değil, bir yargılama yeridir.

Bu nedenle “selamlama konuşması” talebinin hukuki bir karşılığı olmadığı açıktır. Bunu Ekrem İmamoğlu’nun avukatları da bilmektedir. Buna rağmen böyle bir talebin dile getirilmesi ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Amaç gerçekten savunma yapmak mı, yoksa mahkeme salonunu siyasi bir sahneye çevirmek mi?

Mahkeme heyeti, yargılamanın düzenini bozabilecek davranışlara müdahale etmekle yükümlüdür. Aksi halde yargılama ciddiyetini kaybeder.
Yargıtay’ın birçok kararında mahkeme düzenini bozacak tutumların engellenmesi gerektiği belirtilmiştir. Çünkü mahkeme salonu, tarafların siyasi mesaj verdiği bir platform haline gelirse adalet duygusu zarar görür.

Ekrem İmamoğlu’nun daha önce bir duruşmada ceketini ve kravatını çıkararak mahkeme salonunda farklı bir atmosfer oluşturması da hatırlardadır. Bu tarz davranışlar savunmanın bir parçası olarak görülebilir mi, yoksa mahkeme atmosferini değiştirmeye yönelik sembolik hareketler midir? İşte asıl tartışma burada başlamaktadır.

Burada mesele yalnızca bir kişinin davranışı değildir. Asıl mesele, mahkeme heyetinin bu tür durumlara nasıl yaklaşacağıdır. Eğer mahkeme salonunda “selamlama konuşması” gibi bir uygulamaya izin verilirse bu durum ileride emsal haline gelir. Yarın başka bir sanık da aynı talepte bulunacaktır. Hatta bir başkası daha ileri giderek mahkemeyi tamamen siyasi bir kürsüye dönüştürmek isteyebilir.

Hukukun en temel ilkelerinden biri eşitliktir. Mahkeme önünde herkes eşittir. Ne siyasi kimlik, ne makam, ne de popülerlik bir kişiye diğer vatandaşlardan farklı bir ayrıcalık tanımaz. Eğer bir uygulama tüm vatandaşlar için geçerli değilse, hiç kimse için geçerli olmamalıdır.

Bu nedenle mahkemelerin yapması gereken şey son derece nettir: Usul kurallarına bağlı kalmak ve duruşma disiplinini korumak. Sanık savunmasını yapar, avukatlar hukuki argümanlarını ortaya koyar, mahkeme delilleri değerlendirir ve karar verir. Hukuk böyle işler.

Mahkeme salonları alkışın değil hukukun,
Sloganların değil, delillerin konuştuğu yerlerdir.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS