HALKWEBAutorenKoca Çınar CHP Kurumaz, Çekin Kirli Ellerinizi

Koca Çınar CHP Kurumaz, Çekin Kirli Ellerinizi

Eğer bugün CHP yönetimi mahkeme koridorlarında ve duruşma salonlarında “rüşvet” iddialarıyla anılıyorsa, bunun sorumlusu mevcut yönetimdir.

0:00 0:00

Koca bir çınar, kuruyan ve çürüyen dallarını temizlemeden büyüyemez. Büyümek için önce arınmak gerekir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllar önce söylediği “Arındıkça çoğalacağız, büyüyeceğiz” sözü, yalnızca doğanın değil siyasetin de acı ama değişmez kanunudur. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi tam olarak bu gerçekle yüzleşmektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken Kemal Kılıçdaroğlu bir grup toplantısında çok net bir ifade kullanmıştı: “Ya benimle olun ya da yolumdan çekilin.” Bu cümle bir tehdit değil, bir siyasal ahlak çağrısıydı. Peki ne oldu? Onunla yol yürümek yerine köstek olanlar ortaya çıktı. Zoom toplantılarıyla perde arkasında siyaset dizayn edenler, milletvekili listelerine giremeyenler, 600 kişilik kontenjanlara sığamayanlar, kırgınlıklarını ilke diye sunup kumpaslara ortak olanlar bir araya geldi. Ve bu yapı, 38. Olağan Kurultay öncesinde artık gizlenme ihtiyacı bile duymadı.

Şatafatlı görüntüler, İBB kadrolarında dağıtılan pozisyonlar, delege pazarlıkları, banka ve tapu kayıtları derken süreç, koca çınarı mahkeme koridorlarına taşıdı. Mesele artık yalnızca bir kurultay meselesi olmaktan çıktı; bir siyasi geleneğin ve mirasın tartışmaya açılmasına dönüştü. Altını özellikle çizmek gerekir: Cumhuriyet Halk Partisi’ni mahkeme koridorlarına düşüren sürecin hiçbir yerinde Kemal Kılıçdaroğlu yoktur. Ne tanıktır, ne sanıktır, ne şüphelidir. Partiyi bu noktaya getiren kişi de değildir.

Partiyi bu duruma sürükleyenler bellidir. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun başını çektiği yapı, CHP’yi mahkeme kapılarına taşımıştır. Bu tabloyu kim yarattıysa, mahkemenin vereceği kararın sonuçlarının sorumluluğu da onlara aittir. Kılıçdaroğlu’nun bu konularla ilgili birkaç cümlelik görüşüne dahi saldırılmasının nedeni de budur.

Asıl gözden kaçırılan gerçek şudur: Hakkı gasp edilen Kemal Kılıçdaroğlu, sanki hakkı elinden alınmamış gibi gösterildi. Yıllarca sistematik bir algı operasyonu yürütüldü. Küfürle, hakaretle, karalama kampanyalarıyla bir linç kültürü oluşturuldu. Öyle bir noktaya gelindi ki, parti içinde vicdanı ve inancı olanlar artık “yeter” demeye başladı. Ailesine edilen küfürler görmezden gelinmedi.

Bu süreçte sessiz kalanlar da oldu. Tarafsızlık kisvesi altında susanlar… Ancak bu sessizlik haklıyı değil, gürültüyü büyüttü. Tarafsız kalanlar kendi siyasi hesaplarının peşine düştü, başkalarını yok saydı. Oysa zulmün olduğu yerde tarafsızlık, erdem değil başka bir şeydir.
Bugün ufukta mutlak butlan tartışması vardır.

Adı mutlak butlan olur, başka bir isim olur ya da farklı bir yöntem belirlenir; ama sonuç değişmez. CHP’nin Olağan Kurultayı’nın iptali konuşulmaktadır. Daha önce kapatılan, baraj altında kalan, genel başkanları hapse atılan bu parti yine zor bir dönemden geçmektedir. Asıl sorulması gereken soru nettir: Bu zor günleri partiye ve seçmene kim yaşattı?

Kemal Kılıçdaroğlu delegelere para dağıtılmasını istemedi. Delege yakınlarına iş verilmesini söylemedi. Delege ağalarına daireler dağıtılmasını talep etmedi. Onun söylediği tek şey, demokratik, ahlaklı ve adil bir seçim yapılmasıydı.

Eğer bugün CHP yönetimi mahkeme koridorlarında ve duruşma salonlarında “rüşvet” iddialarıyla anılıyorsa, bunun sorumlusu mevcut yönetimdir. Çıkacak olası bir mutlak butlan kararını CHP tarihine yazdıracak olan da, partinin siciline “rüşvet” kelimesini ekleyecek olan da bu yönetim olacaktır.
C

HP’nin mahkeme kapılarında beklediği sonucun sorumlusu Kemal Kılıçdaroğlu değildir. Böyle bir algı oluşturulmasına asla izin verilmemelidir. Ancak bu algı bilinçli olarak inşa edilmeye kalkışılırsa, bilinmelidir ki küfürse karşılığı küfür, hakaretse karşılığı hakaret olur. Çünkü hırsızı ve arsızı aklamaya çalışan, bir süre sonra onlar gibi düşünmeye başlar.

Asıl çürüme de tam olarak buradan başlar.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS