HALKWEBKultur - Kunstİsmail Çetin’in Kaleminden Ezberleri Bozan Bir Eser: Alevîlik Yol, Bektaşîlik Medeniyettir

İsmail Çetin’in Kaleminden Ezberleri Bozan Bir Eser: Alevîlik Yol, Bektaşîlik Medeniyettir

Kitapta yıllardır Alevîlere, Bektaşîlere ve Tahtacılara yöneltilen iftira ve çarpıtmalara; polemik üretmeden, belge ve akıl temelinde cevaplar veriliyor.

İsmail Çetin’in kaleme aldığı “Alevîlik Yol, Bektaşîlik Medeniyettir”, Siyah-Beyaz Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Eser; Alevîlik, Bektaşilik ve Ehl-i Beyt anlayışını ideolojik kalıpların, yerleşik ezberlerin ve uzun yıllar tekrar edilen yanlış anlatıların dışına taşıyarak, hakikat merkezli bir perspektifle yeniden ele alıyor.

İsmail Çetin, bugüne kadar Alevîlik ve Bektaşîlik alanında dolaşıma sokulan gerçek dışı bilgilerin, ideolojik yönlendirmelerin ve bilgi kirliliğinin eleştirel bir süzgeçten geçirilmesi gerektiğini belirterek, bu amaçla kaleme aldığı eserine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kitapta Alevîlik; bir kimlik, etnik aidiyet ya da mezhep olarak değil, insanı Allah’a ulaştıran hak yol olarak tanımlanırken; Bektaşîlik ise Ehl-i Beyt merkezli İslâm anlayışının Anadolu’da medeniyet, devlet aklı ve toplumsal ahlâk hâline gelmiş irfan tecrübesi olarak konumlandırılıyor. Çetin’e göre mesele, kimlik tartışmalarından ziyade hakikat, ahlâk ve adalet meselesidir.

Eserde; Gadir-i Hum, Kerbelâ, Salâvat–Velâyet ilişkisi ve Ehl-i Beyt kavramı ilmî ve tarihî kaynaklar ışığında ele alınmakta; İslâm dünyasında yaşanan fikrî ve ahlâkî krizin mezhep ayrılıklarından değil, Ehl-i Beyt merkezinden uzaklaşılmasından kaynaklandığı tezi ortaya konulmaktadır.

Mumsöndü İbadettir

“Hak İslâm Ehl-i Beyt’tir”, “Mumsöndü İbadettir”, “Andımız Bektaşî ahlâkıdır”, “Osmanlı ve Cumhuriyet Bektaşî felsefesiyle kuruldu”, “Andımız neyse Gülbenk de odur”, “Kut anlayışı Ehl-i Beyt’le nasıl yoğruldu”, “Cumhuriyet Devletin, Laiklik Dinin teminatıdır” gibi tartışmalı başlıklar; tarihsel gerçeklik ve sahih kaynaklar temelinde değerlendirilmektedir.

Tarihteki en ağır toplumsal yaptırım olan Düşkünlük Kurumu, arka planı ve ahlâkî anlam dünyasıyla incelenmekte; Vaka-i Hayriye, Yeniçeri ve Bektaşî Ocaklarının Osmanlı’daki askerî, siyasî ve toplumsal rolü üzerinden ele alınmaktadır.

Türk Devletlerinin Mayasında Ehli Beyt Vardı: Rotadan Sapınca Çöküş Başladı

Türkler Müslümanlıkla müşerref olduktan sonra kurdukları devletleri yalnızca askeri güçle değil, güçlü bir manevi anlayışla inşa etmiştir. Bu anlayışın temelinde İslam’ın adalet, merhamet ve birlik ilkelerini temsil eden Ehli Beyt mayası önemli bir yer tutmuştur. Gönül erenleri ve gönül insanları toplumun manevi mayasını oluşturmuş, devlet düzenine de yön vermiştir. Tarih boyunca adalet ve manevi değerlerini yani Hakkı ön planda tutan Ehli Beyt anlayışı güçlü olduğunda Türk devletleri yükselmiş; Ehli Beyt’ten uzaklaşınca devletler zayıflamış ve batmıştır.

Eserde ayrıca; Yörük Alevilerinin tarihsel rolü, Abdallık kurumu, Ahilik–Bektaşîlik ilişkisi ve Ehl-i Beyt’in bir soy değil, sorumluluk ve ahlâk anlayışı olduğu yaklaşımı açık ve net biçimde ortaya konulmaktadır.

Dinci ile Kemalist zıt değildir; aynı kapıya çıkar

“Dinci ile Kemalist zıt değildir; aynı kapıya çıkar” tezi çerçevesinde; “Kurtuluş kapısı Atatürkçülük ve Dindarlıktır. Birlikte olduğunda adaletli, ahlâklı, mutlu, huzurlu ve ekonomik refahın üst seviyede olduğu bir hayatın habercisidir.” anlayışı temellendirilmektedir.

İftiralara net cevaplar

Yıllardır Alevîlere, Bektaşîlere ve Tahtacılara yöneltilen iftira ve çarpıtmalara; polemik üretmeden, belge ve akıl temelinde cevap verilmektedir.
“Alevîlik Yol, Bektaşîlik Medeniyettir”; Hacı Bektaş-ı Velî’nin irfan geleneğini, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in kurucu ahlâk anlayışını ve Prof. Dr. Haydar Baş’ın yakın tarihe ışık tutan çağdaş düşüncesini Ehl-i Beyt merkezli bir medeniyet perspektifinde buluşturan kapsamlı bir eserdir. İsmail Çetin, bu çalışmada aynı ruhu taşıyan Hacı Bektaş-ı Velî, Mustafa Kemal Atatürk ve Haydar Baş’ın düşünce mirasını; adalet, ahlâk ve medeniyet ortak paydasında değerlendirmektedir.

Bu eser; 86 milyonu birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde yaşatma idealini esas alarak; ötekileştirmeden, dışlamadan ve ayrıştırmadan kucaklamayı ilke edinmiş bir anlayışla kaleme alınmıştır.

Bu çalışmayı okuyan bir Alevî’nin Sünnî’ye, bir Sünnî’nin de Alevî’ye bakış açısının değişeceğine; aslında aynı kaynaktan beslendiklerini ve aynı hakikat merkezinde buluştuklarını fark edeceklerine inanıyorum.

Bugüne kadar birçok ayrılığın kulaktan dolma bilgilerden, eksik ya da yanlış aktarımlardan kaynaklandığı açıktır. İnsanlar çoğu zaman yanlış bildiklerini doğru zannederek, önyargılarla şekillenmiş bir bakış açısıyla hareket edebilmektedir. Bu eser, tam da bu noktada; ezberleri sorgulamaya, bilgi kirliliğini ayıklamaya ve hakikati merkeze almaya davet etmektedir.

Amacım bir tarafı diğerine üstün kılmak değil; ortak değerlerimizi, ortak inancımızı ve ortak vicdanımızı hatırlatmaktır. Çünkü mesele kimlik yarışı değil; ahlâk, adalet ve kardeşlik meselesidir.

İnancım odur ki bu eserle birlikte gönüllere kardeşlik tohumları atılacak; 86 Milyonun aynı vatan çatısı altında birbirini daha iyi anlayarak, daha güçlü bir birlik ruhuyla geleceğe yürümesine katkı sağlanacaktır.

Ayrıştıran değil birleştiren, kimlik dayatmayan, hakikati merkeze alan bu eser; gerçek manada Alevîliği, Bektaşiliği ve Ehl-i Beyt’i anlamak isteyen herkes için güçlü bir başvuru kaynağıdır.”

Siyah Beyaz Yayın evinden çıkan eseri D&R, Halk,  Dost, BKM , Odak, Remzi, Kırmızı Kedi Kitapevlerinden ve Siyah Beyaz Yayınevinin kendi sitesinden sağlayabilirsiniz.

DAS KÖNNTE SIE INTERESSIEREN