HALKWEBAutorenİnsan Olmak İle Döneklik Ayrı Şeylerdir

İnsan Olmak İle Döneklik Ayrı Şeylerdir

İnsan, hakikatın yükünü taşır, Dönek ise hakikatin gölgesine bile tahammül edemez.

0:00 0:00

İnsan olmak, yalnızca bir varoluş hali değil, bir omurga, bir vicdan ve bir tutarlılık meselesidir. Kültürel, siyasal ve ideolojik farklılıklarımız, insanlığımızın zenginliğidir. Ancak bu farklılıklar, ancak insan kalabilme iradesiyle birleştiğinde anlam kazanır. Kişi kendi hakikatine sahip çıkmadığı sürece, ne söylediği, ne savunduğu, neyi temsil ettiğini iddia ettiği hiçbir şey gerçek değildir.

Bugün özellikle dijital mecralarda, gazetecilik adı altında yürütülen bir manipülasyon çağındayız. Bu çağın görünür figürlerinden biri de Levent Gültekin’dir. Kendisini “Ülkesini Seven bir gazeteci” olarak sunarken, söylemlerinin merkezine sürekli olarak toplumsal fay hatlarını yerleştirmesi, bu iddianın samimiyetini sorgulatmaktadır. Ülke sevgisi, ancak adalet duygusuyla, eşitlik bilinciyle ve hakikate sadakatle anlam kazanır, duygusal istismar ve kimlik manipülasyonu üzerinden değil.

L. Gültekin’in söylem pratiği uzun süredir belirli bir çizgi izliyor. Muhalefeti hedef alan, Kürt halkını, Kızılbaş-Alevileri, Devrimci-Sosyalist çevreleri küçümseyen, dışlayıcı ve suçlayıcı bir dil kullanmaktan kendisini geri alamıyor. Bu dil, eleştirinin ötesine geçip toplumsal yaraları kaşıyan bir araç haline geliyor. Bu yaklaşım, gazeteciliğin değil, toplumsal duyarlılıkları istismar eden iktidardan nemalanmanın göstergesidir. Elbette her meslekten bireyler İktidarı ve muhalefeti savunabilirler, ama çirkef ve başkalarına haksızlık yaparak değil.

Dahası, bu söylemin dijital platformlarda sık sık “Kısa Video”, “Sert Çıkış”, “Tepkisel Yorum” formatında yeniden üretilmesi, meselenin yalnızca politik bir pozisyon değil, aynı zamanda bir algoritma ekonomisi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İzlenme, beğeni ve yorum üzerinden yükselen bir dijital kazanç modeline yığınların değerlerini manüple etmek, bırakın herhangi bir mesleği icra etmek, İnsan kendi kimliğini red etmek demektir. Toplumsal gerilimlerin, kimlik çatışmalarının ve duygusal kırılganlıkların bir tür içerik hammaddesine dönüştürülmesi, İnsan olma değerleri sıfırlayan yönelimlerdir. Çıkar uğruna bu kadar seviyesizlik değermi acaba?

Bu durum gazeteciliğin en temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu durum bir gerçeğe vurgu yapmak değil, insanların duygularını etkilemesi üzerinden ayrı bir kirlilik yaratmanın peşinde koşmaktır. Bu yaklaşım, toplumu aydınlatmak yerine, toplumu kışkırtarak Irkçılık ve Mezhepçilik yapmaktır. Kürt halkıda dahil olmak üzere bu ülkede yaşayan hiçbir toplumsal kesim, kişisel kariyer hesaplarının basamağı yapılamaz. Kimlikler, birilerinin günübirlik politik pozisyonlarına göre eğilip bükülemez. Heleki tarihsel olarak ağır bedeller ödemiş topluluklar, bir medya figürünün gündelik polemiklerinin malzemesi haline getirilemez. Levent Gültekin’in geçmişiyle, kimliğiyle ve siyasal yönelimleriyle kurduğu ilişkide bu çelişkinin bir parçasıdır.

Bir dönem dinci yapıların içinde durup bugün gerçek ulusal kimliğinide inkar ederek, bambaşka bir pozisyonu sahiplenmesi, elbette herkesin değişme hakkı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Ancak değişim, tutarlılık ve yüzleşme gerektirir. Kendi geçmişiyle hesaplaşmadan, kendi kimliğini anlamadan, kendi çelişkilerini çözmeden başkalarına ahlaki üstünlük taslamak, yalnızca bir söylem boşluğudur.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, manipülasyonun, kimlik istismarının ve ilkesizliğin karşısında durabilen bir vicdanın sesidir. Ülkesini gerçekten sevenler, toplumu ayrıştırarak değil, ortak değerleri büyüterek katkı sunar. İnsan olmak ile döneklik arasındaki farkda tam bu noktada sorgulanmalıdır.

İnsan, hakikatın yükünü taşır, Dönek ise hakikatin gölgesine bile tahammül edemez.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS