HALKWEBAutorenGücü Yıkan Muhalefet Değil, Hakikatin Susturulmasıdır

Gücü Yıkan Muhalefet Değil, Hakikatin Susturulmasıdır

Güç geçicidir. Ama doğru kadro, doğru akıl ve doğru ahlak kalıcıdır.

0:00 0:00

Siyasette başarısızlık çoğu zaman yanlış politikalarla değil, yanlış gerçeklik algısıyla başlar. Gücü elinde tutanlar için en büyük tehdit muhalefet değildir; eleştiri hiç değildir. Asıl tehdit, gerçeği söyleyemeyen ya da söylemesine izin verilmeyen bir çevrenin oluşmasıdır. Çünkü hakikatin sustuğu yerde, yönetim refleksi körelir.

Bugün siyaset kurumunda ve özellikle yerel yönetimlerde yaşanan yönetim krizlerinin temel nedeni, liyakatten uzaklaşıp sadakati esas alan kapalı kadro yapılarıdır. Bu yapılar, yöneticiyi korumaz; aksine onu gerçeklikten koparır.

Bu noktada sıkça dile getirilen güçlü bir itiraz vardır:
“Sadakat olmadan siyaset yürümez. Liderin etrafında güvenebileceği, kendisine bağlı bir kadro olması gerekir.”

Bu itiraz ilk bakışta makul görünür. Zira siyaset bir güç mücadelesidir ve güven ilişkisi olmadan karar alma süreçleri işlemez.

Ancak burada bilinçli olarak gözden kaçırılan kritik bir ayrım vardır:
Sadakat ile suskunluk aynı şey değildir.

Güven, gerçeği söyleyebilen insanlarla kurulur; yanlışları gizleyenlerle değil. Sadece hoşuna giden bilgileri aktaran bir çevre, yöneticiyi korumaz; onu hataya sürükler. Gerçeği söyleyemeyen kadro, sadık değil; işlevsizdir.

Sadakat temelli kadrolaşmanın hâkim olduğu yapılarda eleştirel akıl sistematik olarak tasfiye edilir. Teknik, hukuki ve mali uyarılar “uyumsuzluk” olarak görülür. Bu da sorunların erken aşamada çözülmesini engeller. Krizler ertelenir, büyür ve sonunda yönetilemez hale gelir. Güç hâlâ elde tutuluyor gibi görünse de, yönetim kapasitesi sessizce aşınır.

Bir başka itiraz ise daha gerçekçi olduğunu iddia eder:
“Liyakat güzel bir ideal ama bu ülkede uygulanabilir değil. Siyaset biraz da güç işidir.”

Tam da bu nedenle liyakat bir ideal değil, zorunluluktur. Gücü dengelemeyen her yapı, gücü yıkıcı hale getirir. Liyakat, yöneticiyi zayıflatan bir unsur değil; onu yanlışlardan koruyan bir sigortadır. Gücün sınırlandırılmadığı yerde, kamu yararı da sürdürülemez hale gelir.

Temiz, mert ve kalıcı siyaset; eleştiriyi bastıran değil, kurumsallaştıran yapılarda mümkündür. Gerçeği söyleyebilen kadrolar yöneticinin rakibi değil, en büyük dayanağıdır. Açık akıl, şeffaflık ve liyakat; sadece ahlaki değil, aynı zamanda yönetsel bir zorunluluktur.

Bu nedenle şunu açıkça söylemek gerekir:
Bir yönetimin çöküşü sandıkta başlamaz.
Hakikatin susturulduğu yerde başlar.

Güç geçicidir.
Ama doğru kadro, doğru akıl ve doğru ahlak kalıcıdır.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS