Kapitalist dünya sistemi, tarihsel olarak üç büyük paylaşım savaşıyla şekillenmiştir. Bu savaşlar, görünürde devletler arası çatışmalar gibi sunulsada, özünde sermayenin genişleme zorunluluğunun askeri biçimleridir. Her paylaşım savaşı, kapitalizmin bir önceki aşamasının çözüldüğü, yeni birikim modellerinin ortaya çıktığı ve dünya coğrafyasının yeniden düzenlendiği tarihsel dönemeçlerdir. Bu nedenle paylaşım savaşlarını birbirinden kopuk olaylar olarak değil, kapitalizmin evrimsel aşamaları olarak değerlendirmek gerekir.
Birinci Paylaşım Savaşı, Sanayi Kapitalizminin Krizi ve Emperyalizmin Doğuşu
1914-1918 arasında yaşanan Birinci Paylaşım Savaşı, sanayi kapitalizminin genişleme sınırlarına dayanmasının sonucuydu. Avrupa’nın büyük güçleri, sömürgeleri paylaşmak için birbirleriyle rekabete girmiş, sermaye birikiminin hızlanması, yeni pazarlar ve hammadde kaynakları üzerinde çatışmayı kaçınılmaz hale getirmişti. Bu savaş, kapitalizmin emperyalist aşamaya geçişinin askeri ifadesiydi. Lenin’in belirttiği gibi, sermayenin merkezileşmesi ve tekelleşmesi, uluslararası rekabeti devletler arası çatışmaya dönüştürmüştü. Birinci Paylaşım Savaşı’nın sonunda dünya haritası yeniden çizilmiş, Osmanlı İmparatorluğu parçalanmış, Ortadoğu, İngiliz ve Fransız mandaları altında yeniden düzenlenmiş, Ulus‑Devletler Emperyalist çıkarların doğrultusunda kurulmuştu. Bu düzenleme, bugünkü Ortadoğu krizlerinin tarihsel temelini oluşturur.
İkinci Paylaşım Savaşı, Tekelci Sermayenin Küresel Hegemonya Mücadelesi
1939-1945 arasında yaşanan İkinci Paylaşım Savaşı, kapitalizmin 1929 Büyük Buhranı ile derinleşen krizinin sonucuydu. Tekelci sermaye, dünya pazarlarını yeniden paylaşmak için harekete geçmiş; Almanya, Japonya ve İtalya gibi güçler yeni sömürge alanları talep etmişti. Bu savaş, kapitalizmin küresel hegemonya mücadelesinin askeri biçimiydi. Savaşın sonunda ABD hegemonik güç olarak yükselmiş, Bretton Woods sistemi kurulmuş, IMF, Dünya Bankası ve NATO gibi kurumlar aracılığıyla dünya ekonomisi yeniden düzenlenmişti. Bu düzenleme, tekelci sermayenin küresel egemenliğini pekiştirmiş, uluslararası işbölümü ABD merkezli bir yapıya kavuşmuştu.
Üçüncü Paylaşım Savaşı, Sovyetler’in Çözülüşü ve Tekelci Sermayenin Sınır Tanımaz Genişlemesi
1991’de Sovyetler Birliği’nin çözülmesi, Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın başlangıcıydı. Bu savaş, klasik anlamda cephe savaşlarıyla değil, bölgesel parçalanmalar, vekalet savaşları, enerji hatlarının kontrolü, finansal manipülasyonlar ve ideolojik hegemonya mücadeleleriyle yürütülmektedir. Bu nedenle Üçüncü Paylaşım Savaşı, “Sessiz Ama Sürekli” bir savaş biçimidir.
Bu savaşın merkezinde Ortadoğu vardır. Çünkü,
Enerji kaynaklarının büyük bölümü burada yoğunlaşmıştır.
Küresel ticaret yolları bu coğrafyadan geçmektedir.
ABD, AB, Rusya ve Çin eksenleri burada karşı karşıya gelmektedir.
Yerel işbirlikçi sınıflar, küresel sermayenin taşeronluğunu üstlenmiştir.
Bu nedenle Ortadoğu’daki çatışmalar, halkların değil, tekelci sermaye bloklarının çıkar çatışmalarının yansımasıdır. Irak’ın işgali, Suriye’nin parçalanması, Yemen’in yıkımı, Filistin’in kuşatılması bunların tamamı Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın cepheleridir.
Paylaşım Savaşlarının Ortak Özelliği, Sermayenin Genişleme Zorunluluğu
Üç paylaşım savaşının ortak noktası, kapitalizmin genişleme zorunluluğunun askeri biçimleridir. Sermaye birikimi hızlandıkça,
Pazarlar daralır,
Rekabet sertleşir,
Tekeller arası çatışma derinleşir,
Devletler askeri araçlara başvurur.
Bu durumda paylaşım savaşları, kapitalizmin “istisnai” dönemleri değil, onun tarihsel yasalarının zorunlu ürünleridir.
Dördüncü Paylaşım Savaşı’nın Tarihsel Zeminleri, Afrika’nın Yükselen Stratejik Önemi
Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmesi, dördüncü paylaşım savaşının hazırlık aşamasıdır. Afrika kıtası, 21. yüzyılın en büyük maden rezervlerine, en genç nüfusuna ve en geniş sömürü alanlarına sahiptir. Çin’in Kuşak‑Yol ( Asya’dan Avrupa’ya uzanan kara ve demiryolu bağlantılarını kapsar; Orta Koridor gibi Türkiye’nin de dahil olduğu güzergahlar içerir.) yatırımları, ABD’nin askeri üsleri, AB’nin Neo‑Kolonyal ticaret anlaşmaları, Rusya’nın güvenlik şirketleri ve Körfez sermayesinin Tarım-Toprak yatırımları, kıtanın geleceğin paylaşım alanı olduğunu açıkça göstermektedir. Bu olguların tamamı, dördüncü paylaşım savaşı, kısa süreli bir çatışma değil, iki yüz yıl sürecek uzun bir hegemonya mücadelesi olacaktır.
Emekçi Halkların Tarihsel Görevi: Mücadeleyi Küreselleştirmek
Sermaye küreselleşmişse, emek de küreselleşmek zorundadır. Tekelci sermayenin dünya çapındaki saldırısına karşı, dünya çapında bir devrimci hat örmek zorunludur. Bu nedenle,
Marksist‑Leninist teorinin yeniden irdelenmesi,
Uluslararası işçi sınıfı dayanışmasının yeniden kurulması,
Dijital sömürü mekanizmalarının teşhiri,
Yeni proleterleşme biçimlerinin analizi,
Küresel devrimci stratejinin oluşturulması tarihsel bir zorunluluktur.
