HALKWEBAutorenDilin ve Dinin Siyasallaşması

Dilin ve Dinin Siyasallaşması

Atbaşı giden iki durum…

0:00 0:00

Dinî olgular, giderek siyasi pozisyon üretme aracı hâline geliyor. Kamuoyu, uzun yıllar sağ zeminde bu duruma alışmıştı. Şimdi ise sol zeminde aynı yanılgı sürdürülüyor. Üstelik toplumun büyük çoğunluğu demografik olarak sağ zeminde yer alırken, bu durum sol jargonu daha da itici kılıyor.

Ölmüş bir kişi için “Kabri nurla dolsun” demek yerine “Işıklar içinde uyusun” demenin, sol zemin açısından artısı nedir?
Bunu söyleyerek siyasal tercihin dinî zeminde ya da halk nezdinde kabul görmesini sağladığını mı sanıyorlar?

Bu düşünce ne yazık ki tamamen fiyaskodur. Halkta karşılığı yoktur.

“Nurlar içinde uyusun” diyerek sol siyaseti dışlamış olmuyorsun. Çünkü halk kimin sağcı, kimin solcu olduğunu zaten biliyor ve bundan rahatsızlık duymuyor.
Ama “Işıklar içinde uyusun” diyerek, en başta merhumun yakınını incitmenin sola ne faydası olabilir? Üstelik bu durumdan çoğu solcu da rahatsız.

Kimse dinî bir atmosferde alışılagelmişin dışında söylemler duymak istemez, monşer!
Eski köye yeni adet gerekliyse tamam; gerek yoksa ne gerek!

Aynı durum sağda da görülür. Okulda toplantıya giderken özellikle “günaydın” yerine “Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu” demek de yapay durur.
Çünkü her şeyin yeri, zamanı ve usulü vardır, molla!

“Günaydın” demekle dinden çıkılmaz.
“Işıklar içinde uyusun” diyen de dinden çıkmaz.
Ama gerek var mı bu laf ebeliğine?

“Allah’ın selamı” denilen ifadenin Arapça kökenli olup yıllar içinde Türkçeleşmesi de ayrıca önemlidir.
Bugün ister sağcı olsun ister solcu, camide ya da meyhanede “Selamün aleyküm” dendiğinde kimse bunu yadırgamaz. Çünkü bu ifade artık oturmuştur.

Düşünün: Yakınınızı kaybettiniz.
Biri “Işıklar içinde uyusun” diyor,
diğeri “Kabri nur olsun.”
Hangisi içinizden gelir?

Biraz empati yapmak lazım.

Yerleşmiş uygulamaları sarsma girişimlerinin ne alt tabakada ne üst kesimlerde hiçbir kazanımı yoktur.
Sadece gereksiz polemik üretir.

“Hoca camide” diyerek öğretmeni mistik karizmadan mahrum edenlerin, öğretmenliğin bugünkü hâlinde payı yok mudur?
Eskiden halk öğretmene de “hocam” derdi.
Hoca dediği kişiyi dövmezdi.
Bugün öğretmen dövülüyorsa, bu dil dönüşümünün de payı vardır belki.

Elbette sosyal hadiselerin tek sebebi yoktur; çok bileşeni vardır.
Ama her şey en başta söylemle başlar.

Kullanılan dil, paydaşlık duygusunu artırır.
Aynı dili konuşamayan siyasetçi de eğitimci de başarılı olamaz.

Selam verilecek yerde “merhaba” diyen aday, en baştan oy kaybına hazırlansın.
Selam, türkülere bile konu olmuştur.

“Yaz Dostum” şarkısı bu açıdan iyi okunmalıdır.
Adeta siyasilere iletişim dersi verir:

“Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi?”

Selam veren birine “Aleyküm selam” demekle bir şey kaybetmez sol aday.
Ama “merhaba” dediğinde karizmasını çizer.

Ufak hesapların peşinde koşanlar, ömrünü boşa geçirir.

Biz isteriz ki vuslat başka bahara kalmasın.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS