HALKWEBAutorenCHP'de Sessiz Çöküş

CHP’de Sessiz Çöküş

Özgür Özel’in CHP’si Kime Hizmet Ediyor?

0:00 0:00

2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde son 20 yılın — belki de daha fazlasının — en yüksek oyunu aldı.
“Asla bir araya gelmez” denilen partiler bir araya geldi.
“Asla CHP’ye oy vermem” diyen seçmenler CHP’ye oy verdi.

Ortaya tarihsel bir siyasal kırılma çıktı.

Diyarbakır’da %72,
Bitlis’te %51 oy alındı.

Bu rakamlar sıradan değildir.
Çünkü bu illerde CHP’ye karşı kronik bir mesafe vardır.

Normal koşullarda bu sosyolojide “CHP’ye asla oy vermem” diyen seçmen oranı çok yüksektir.

Ve siyaset bilimi bize şunu söyler:

“Asla oy vermem” diyen bir seçmenin, o partiye oy verme olasılığı normal zamanlarda sadece %2–5’dir.

Bu oran sabit değildir.
Siyasal kırılma dönemlerinde %8 – 12’ye kadar çıkabilir.
Ama normal zamanlarda neredeyse donmuş kitle gibidir.

Bu Seçmen;
Katı parti karşıtı seçmen (Hard Negative Partisanship)
olarak tanımlanır.

Özellikleri:
• “X partisine asla oy vermem”
• Kimlik temelli reddiye
• Rasyonel değil, duygusal-siyasal aidiyet

Bu seçmen kararsız değildir.
Kararlı karşıttır.

Bu yüzden Batı literatüründe bu gruba:

“Frozen voters” (Donmuş seçmen) denir.

Bu Kitle Normalde Değişmez.
Neden mi?

Çünkü bu seçmen için parti tercihi:

Program değil, kimliktir.

Bu noktadan sonra:
• Ekonomi
• Aday
• Kampanya

tek başına belirleyici olmaz.

İşte bu yüzden 2023’te Kemal Kılıçdaroğlu’nun oluşturduğu şey sıradan bir oy geçişi değil,
tarihsel bir siyasal kırılmadır.

Kemal Kılıçdaroğlu, normal şartlarda CHP’ye oy vermeyecek bu “donmuş kitleyi” çözmüştür.

Bu, CHP açısından stratejik bir eşikti.

31 Mart Yerel Seçimlerinin Gerçek Dinamiği ise;

2024 yerel seçimlerinde iki mekanizma çalıştı:

1. Dönmüş Donmuş Seçmen

2023’te CHP’ye oy vermiş bu kitle,
yerelde kendi adayının kazanamayacağını görünce,
kazanma ihtimali olan CHP adayına yöneldi.

Bu psikolojik eşik 2023’te aşılmasaydı, 2024’te bu davranış ortaya çıkmazdı.

2. Negatif Politize Seçmen

Bu seçmen:

“Benim adayım kazanamaz ama şu aday da kazanmasın”

diyerek karşı bloktaki en güçlü adaya oy verir.

Ancak bu etkinin oluşabilmesi için önce donmuş kitlenin çözülmesi gerekir.

Peki CHP Bu Stratejik Avantajı Neden Koruyamadı?

31 Mart’ta
Cumhur ittifakı %39,5
CHP %37,8 aldı.
Aradan iki yıl geçti.

Bu oy korunamadı.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olan ülkemizde cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak milletvekili seçiminden daha önemli görülmektedir. Yapılan araştırmalarda Ak parti % 30 MHP %9 bandında iken, CHP’ninde oyu % 30 bandındadır.

Oysa başkanlık sistemlerinde temel kural şudur:

Muhalefet, iktidar yıprandıkça oyunu artırır.

Türkiye’de ise tablo tersine dönmüştür:
• İktidar partisi oy kaybediyor
• Ana muhalefet de oy kaybediyor

Bu siyaset bilimi açısından anormaldir.

Ekonomi %60,
Adalet %20 düzeyinde sorunken,
ana muhalefetin büyümesi gerekir.

Ama büyümüyor.

Demek ki seçmen şunu söylüyor:

“İktidardan memnun değilim ama muhalefete de güvenmiyorum.”

Bu, sistemik bir muhalefet krizidir.

CHP’yi Küçülten Asıl Tehlike: Stratejik Sosyolojinin Sabotajı

Belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları, parti içi çekişmeler elbette etkilidir.
Bunlar kısmen kontrol dışı olabilir.

Ama bazı konular vardır ki doğrudan genel merkezin sorumluluğundadır.

Ve burada çok tehlikeli bir tablo vardır.

Kürt Seçmeni Uzaklaştıran Söylem: Ümit Dikbayır Örneği

CHP’ye yeni geçen Ümit Dikbayır’ın şu sözleri tesadüf değildir:

“Türkiye’de ‘Kürt halkı’ diye ayrı bir siyasal özne yoktur.”

Bu ifade şudur:
• Kürtleri kültürel bir unsur olarak kabul et
• Siyasal özne olarak reddet

Bu, Kürt seçmen için açık bir kimlik inkârıdır.

Peki soru şudur:

İYİ Parti’deyken neden bunu söylemedi?

Cevap basit:

Çünkü hedef CHP’dir.

Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde ilk kez CHP’ye yönelen Kürt seçmeni
yeniden soğutmak.

Bu, siyasal mühendisliktir.

Alevi Seçmeni Küstüren Söylem: Kayseri İl Başkanı Örneği

Kamuoyuna yansıyan şu ifade daha da vahimdir:

“Alevileri tanıdıkça MHP’lileri baş tacı yaptım.”

Bu söz:
• Alevi yurttaşları aşağılar
• CHP’nin tarihsel sosyolojisini dinamitleyen bir ifadedir

Burada da hedef bellidir:

CHP’nin iki stratejik omurgası:
• Kürt seçmen
• Alevi seçmen

aynı anda tahrip edilmektedir.

Asıl Soru;

Bu iki olayda ortak nokta şudur:

CHP Genel Merkezi sustu.
Sayın Özgür Özel sustu.

Disiplin yok.
Siyasi refleks yok.
Stratejik akıl yok.

Oysa bu söylemler sıradan gaf değildir.

Bunlar:
CHP’nin 2023’te kurduğu tarihsel seçmen koalisyonunu dağıtan mayınlardır.

Sonuç: Özgür Özel’in CHP’si Kime Hizmet Ediyor?

Bugün CHP:
• Donmuş seçmeni çözen Kılıçdaroğlu doktorinini terk ediyor
• Kürt ve Alevi seçmeni uzaklaştıran söylemlere sessiz kalıyor
• İktidar yıpranırken bile büyüyemiyor

Bu tablo bir yönetim zaafı değilse, ağır bir siyasal basiretsizliktir.

Ve şu soru artık meşrudur:

Özgür Özel’in yönettiği CHP, iktidar olmaya mı çalışıyor,
yoksa iktidarın işini mi kolaylaştırıyor?

Çünkü siyaset bazen sadece yapılanlarla değil,
yapılmayanlarla da yönlendirilir.

Ve bugün CHP’de en büyük problem budur.

“Nasip kapıya kadar gelir, içeri almak akla bakar.”

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS