Cumhuriyet Halk Partisi’nde yine bir kurultay tartışması…
Sabah – Akşam “geleneksel kurultay” konuşuluyor.
Ama mesele kurultay değil.
Mesele şaibenin üzerini kurultaylarla kapatma çabasıdır.
Siyaseti biraz okuyan herkes şunu görüyor:
Mutlak butlan tartışmalarıyla gölgelenmiş bir kurultayın izlerini silmek için şimdi yeni kurultay senaryoları devreye sokuluyor.
Aber hier ist die Wahrheit:
Şaibe varsa, kurultay sayısı arttıkça meşruiyet artmaz.
Tam tersine soru işaretleri büyür.
Bugün CHP’de herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemekten kaçındığı bir gerçek var.
Ekrem İmamoğlu’nun, Özgür Özel’i CHP’nin başına bir “siyasi kayyım” düzeni içinde taşıdığı artık sağır sultanın bile duyduğu bir mesele.
Para, rant, çıkar ilişkileri ve korku iklimi…
Siyasetin kulislerinde aylarca konuşulan tablo tam olarak buydu.
Hatırlayın…
Aylarca, yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı organize bir nefret kampanyası yürütüldü.
Troller devreye sokuldu.
Hakaretler edildi.
İtibar suikastları yapıldı.
Ama siyaset garip bir terazidir.
Günün sonunda…
Silivri’de yalnızlıkla yüzleşen Ekrem İmamoğlu’nun bugün dönüp arkasına baktığında bazı hesapları yeniden yaptığı görülüyor.
Mahkeme süreci, güç dengelerini de yeniden düşündürüyor olmalı.
Çünkü görünen o ki;
Özgür Özel ile yürütülen bu siyasi düzenin sürdürülebilir olmadığı artık daha açık görülüyor.
Ve şimdi sahnede yeni kahramanlar arayışı var.
Bülent Arınç’ın kahramanı mı?
Yoksa Ekrem İmamoğlu’nun yeni kahramanı mı?
Bu sorunun cevabını yakın zamanda göreceğiz.
Peki bu tartışmalar nereden çıktı?
Mal varlığı açıklaması tartışmaları…
Geçmişe dair dosyalar…
Ve en önemlisi;
“Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanıyım” diye yapılan o bilinçli gaf.
Siyasette bazı cümleler dil sürçmesi değildir.
Bazen zihnin içindekiler ağızdan taşar.
Peki yeni bir olağanüstü kurultay zor mu?
Hiç değil.
Siyasette bunun yolu bellidir:
İmza toplarsınız, süreç başlar.
Hatta bazı isimler için bu iş hiç de zor değildir.
“Dilek Hanım toplar canım…” diye konuşulan kulisler boşuna değildir.
Ama unutulan bir şey var.
Siyasette hafıza vardır.
Bugün yeni kurultay yapılsa da,
yarın seçim yapılsa da,
40 yıl geçse de…
Delege pazarlıkları, ahlaki tartışmalar ve şaibe iddiaları unutulmaz.
Siyasetin defteri ağırdır.
Ve o defter bir gün mutlaka açılır.
Bizim tarafımız ise nettir.
Biz müzakere adı altında arka kapı siyasetinin parçası olmayacağız.
Dedikoducu muhteremlerin sofrasına da oturmayacağız.
Mücadele edeceğiz.
Adalet yerini buluncaya kadar…
Ve herkes şunu bilsin:
İhanetin siyasette bir gün mutlaka bedeli olur.
Çünkü siyasetin en eski hükmü değişmez:
Eden, sonunda bulur.
