HALKWEBAutorenAhlâk: İçimizdeki Görünmez Polis Mi?

Ahlâk: İçimizdeki Görünmez Polis Mi?

İçinizdeki polisi kovmadan özgürlük mümkün değildir.

0:00 0:00

Egemenler için ahlâk, sandığınız gibi bir erdem meselesi değildir. Onların “ahlâk” dediği şey, her bireyin içine yerleştirilmiş görünmez bir polisten ibarettir.

Görevi mi? Kendi mülkiyetlerini, kurdukları düzeni ve dokunulmaz ilan ettikleri ayrıcalıkları korumak. Sistemin kuralı basittir: Senin vicdanın, onların bekçisi olacaktır. Çünkü egemenler toplumu dışarıdan zorla değil, içeriden rızayla yönetmek ister.

Dışarıdaki polis istisnai durumlar içindir. Asıl olan, zihnine yerleştirilen o iç polistir. Seni başkaları değil, senin kendin terbiye edersin. Kendi zincirini taşır, kendi gardiyanlığını yaparsın.

Bir çocuğa “çalmak kötüdür” denir. Ama bu kural çoğu zaman mahalledeki bakkal için geçerlidir; holding patronu için değil. Yoksul biri ekmek çaldığında “ahlâksız” ilan edilir, zengin biri milyonları hortumladığında “başarılı iş insanı” olur. O hâlde sormak gerekir: Gerçek hırsız kimdir?

Ahlâk dedikleri şeyin görünmeyen amacı şudur: İnsanların başını öne eğdirmek. Susmayı öğretmek. Şükretmeyi, razı olmayı, biat etmeyi normalleştirmek.

Kadına “namus” diyerek bedenini denetlerler.
İşçiye “sadakat” diyerek hakkını aramasını bastırırlar.
Yoksula “tevekkül” diyerek açlığına kutsiyet yüklerler.

Yıllarca sana “ayıp”, “günah”, “yasak” dediler. Peki kimin için, ne için? Hiç durup sordun mu?

Zaten sormaman istendi. Çünkü içindeki polis, çoktan seni mevcut olana ikna etti.

Bir gün çıkıp “Ben böyle düşünmüyorum” dediğinde, önce ailendeki iç polis ayağa kalkar. Ardından öğretmenin, din adamı, mahalleli ve en sonunda devletin resmî polisi…

Ama en sert tepkiyi kim verir biliyor musun?
İçindeki “sen”.

İşte bu yüzden en kalabalık hapishane dört duvarlı olan değil, insanın kendi zihnidir.

Egemenlerin ahlâkı; adaletsizliğin, eşitsizliğin ve zulmün üzerine örtülmüş kalın bir perde gibidir. O perdenin altı çürümüşlükle, sömürüyle ve ikiyüzlülükle doludur. Ama dışı parlatılmıştır: Ahlâk, namus, inanç, gelenek…

Oysa gerçek ahlâk; korkudan değil, bilinçten doğar.
İtaatten değil, adaletten beslenir.
Biat etmez, sorgular.

İçinizdeki polisi kovmadan özgürlük mümkün değildir.
Korkuyla hareket eden hiçbir birey, hakikatin tarafında kalamaz. Ve korkuyla şekillenen bir vicdan, aslında başkasının sesidir.

Eğer bu söylediklerimi gerçekten anlamak istiyorsanız, önce içinizdeki o sesi susturun. Onu susturabildiğiniz gün, düşüncenizin ve sözünüzün dönüştürücü gücüyle dünyaya müdahale etmeye başlayacaksınız.

Bu yüzden egemenlerin en büyük korkusu; içimizdeki polisin görevinden istifa etmesi, hatta kovulmasıdır.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS