Osmanlı senin soyun, Türk’ün boylardan imparatorluğa giden yolculuğunun destansı marşıdır Mehter. Davulun göğsünde çakan yıldırım, zurnanın nefesinde esen bozkır rüzgârı, kudümün ritminde atılan her adım… O, sadece bir müzik değil; Türk’ün tarih sahnesine “Biz geldik!” diye haykırışının ta kendisidir. Kılıçla fethedilen diyarların, sancakla dalgalanan ufukların, “Allah Allah” nidalarıyla yükselen minarelerin ezgisi. Mehter, Türk’ün hem göçebe çadırından hem de cihan imparatorluğunun tahtından yükselen ortak sesidir.
Ne var ki son günlerde Gaziantep’te 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında bu destansı marş, bir kez daha “modern” bir utançla karşılaştı. CHP Gaziantep İl Başkanı Vakkas Acar ve il yönetimi, çocuklardan oluşan mehteran takımının gösterisi sırasında sahneye sırtını döndü. Çocuklar mehter kıyafetleriyle, alın teriyle, saf bir heyecanla Osmanlı’nın mirasını yaşatırken, yetişkinler “protesto” adı altında arkalarını dönmeyi tercih etti. İl Başkanı Acar, bunu şöyle savundu: “Çocuklarımızın hala saray kültürüne özendirilmesini protesto ediyoruz.”
Peki bu “saray kültürü” dedikleri nedir? Türk’ün 600 yıl boyunca Avrupa’dan Afrika’ya, Asya’dan Hindistan’a uzanan bir imparatorluğun adı. Fatih’in İstanbul’u fethi, Yavuz’un Ridaniye’si, Kanuni’nin Mohaç’ı… Hepsi o “saray”ın eseri. Mehter, işte bu zaferlerin ritmidir. Çocuklara Mehter’i sevdirmek, onları “saray kültürü”ne değil, kendi tarihlerine, ecdadına, köklerine bağlamaktır. Sırt çevirmek ise o kökleri kesmek anlamına gelir.
İşin daha vahim tarafı, bu görüntüye “normal” diyenlerin çıkmasıydı.
Gazeteci Can Ataklı, olayı şöyle yorumladı: “Gaziantep’te mehter çalıyorlar… Bir sürü zekasız ‘Mehter Türk’ündür’ diyor. Mehter Türk’ün değildir, Osmanlı’nındır. Osmanlı’nın da Türklükle alakası yok. Osmanlı hiç ‘Biz Türk’üz’ dedi mi?”
Bu sözler, tarih bilincinin değil, ideolojik körlüğün ürünüdür. Mehterin kökeni Orta Asya Türk boylarının savaş müziğine dayanır. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Türk beyliklerinin mirasıdır. Osmanlı Devletini kuran Osman Gazi ve soyu Türk’tür; dili Türkçe, töresi Türk, bayrağı, sancağı, ordusu Türk’tür. “Osmanlı” bir hanedan adıdır, ama o hanedanın taşıdığı medeniyet Türk-İslam sentezinin zirvesidir. Padişahlar “Türk” kelimesini bazen küçümseyici bağlamda kullansa da, imparatorluğun kurucu unsuru Türk’tür. Bunu inkâr etmek, “Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in temelinde yatan Türk millî kimliğini” de inkâr etmektir.
Mehteri “saray özentisi” diye aşağılamak, 23 Nisan’da çocuklara “Bu sizin tarihiniz değil” demekten farksızdır. O çocuklar yarın “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” diye ant içecek. Ama onlara “Mehter senin değil” derseniz, hangi ruhla büyüyecekler? Hangi gururla “Atam” diyecekler?
Tarih tekerrürden ibarettir derler. Cumhuriyet’in ilk yıllarında da Mehter bir süre unutturulmak istendi. Ama milletin hafızası güçlüdür. Mehter yine meydanlara döndü, yine göğüsleri kabarttı, yine “Ey gaziler” diye haykırdı. Çünkü Mehter sadece marş değil; Türk’ün kendine güveninin, devlet kurma iradesinin, cihan hâkimiyeti iddiasının sembolüdür.
Gaziantep’teki o sırt dönenler, aslında kendi tarihlerine, kendi çocuklarına, kendi milletlerine sırt çevirdi. Can Ataklı’nın “zekasız” dediği milyonlarca Türk ise Mehteri bağrına bastı, davula vurdu, zurnaya üfledi. Çünkü biz biliriz: Mehter çalarken dönüp arkana bakarsan, kı.ını görürsün. Ama Mehter çalmaya devam eder. Çünkü o, Türk’ün ebedi marşıdır.
Ver Mehteri… Dönse de sırtını birileri… Türk’ün destanı susmaz.
