HALKWEBAutorenKomşuda Gözyaşı Varken Ülke Halayla Yönetilmez

Komşuda Gözyaşı Varken Ülke Halayla Yönetilmez

Önümüzdeki tabloya bakılırsa davalar üzerinden yürüyen süreçlerin en az iki yıl daha siyasetin merkezinde tutulacağı anlaşılıyor.

0:00 0:00

Mantık mı, Halay mı?
Ders kitabından bir cümle:
“Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür.
Halay ise her yere.”
— Mahmut Tuncer

Bazen tek bir cümle, sayfalarca analizden daha fazlasını anlatır.
Bugün eğitim sistemimizin ve hatta siyasetimizin içinde bulunduğu durumu bundan daha iyi özetleyen bir söz bulmak zor.
Mantığın, bilimin ve aklın yol gösterici olması gereken alanlarda; gösteri, algı ve günü kurtarma refleksi hâkim olunca ortaya çıkan tablo tam da bu oluyor.
Eğitimden siyasete kadar uzanan bir savrulma…
Bugün siyasette yaşanan yanlışlar yalnızca hatalı kararlar değil.
Aynı zamanda seçmen algılarıyla oynanan, psikolojik harp tekniklerini andıran bir iletişim stratejisinin parçası gibi ilerliyor.
Tartışmaların yönü sürekli değiştiriliyor.
Gündem sürekli başka bir noktaya çekiliyor.
Evet…
Siyaset gerçekten kirlenmiş durumda.
Menfaatler, çıkar hesapları ve koltuk sevdası yüzünden.
Siyasetin içinde yer alan o mutlu azınlık var ya…
İşte o yapı artık kendi sonuna doğru ilerliyor.
Ama giderken de ülkeyi, gidenlerin o meşhur türküsüyle uğurlamaya hazırlanıyor gibi.
Yaklaşık iki buçuk yıldır ülke gündemi tuhaf bir şekilde tek bir noktaya kilitlenmiş durumda:
Ekrem İmamoğlu.
Siyasetin ana gündemi sanki ülkenin ekonomik sorunları değilmiş gibi…
Sanki enflasyon yokmuş gibi…
Sanki işsizlik, geçim derdi, kira krizi yokmuş gibi…
Her tartışma dönüp dolaşıp
Ekrem İmamoğlu’nun ne yaptığına
oder
Özgür Özel’in ne yapamadığına bağlanıyor.
Oysa bu ülkenin gerçek gündemi çok başka.
Halkın geçim sorunu var.
Esnafın ayakta kalma mücadelesi var.
Memurun eriyen maaşı var.
Emeklinin hayatta kalma savaşı var.
Ve en önemlisi…
Unutulmaya terk edilen bir kesim var:
Halk.
Yani sen…
Ben…
Bu ülkede yaşamaya çalışan bizler.
Önümüzdeki tabloya bakılırsa davalar üzerinden yürüyen süreçlerin en az iki yıl daha siyasetin merkezinde tutulacağı anlaşılıyor.
Gündem yönetimi, dava süreçleri ve algı operasyonlarıyla bu sürecin uzatılmaya çalışılacağı da görülüyor.
Ama bu düzen böyle gitmemeli.
Bir ülkenin kaderi;
hükümetin konfor alanını korumak için uzatılan mahkeme süreçlerine,
muhalefetin üzerinde bekletilen dosyalara
ve Meclis raflarında tutulan fezlekelere kurban edilmemeli.
Adalet geciktikçe güven erir.
Güven eridikçe devlet zayıflar.
Bu yüzden yapılması gereken şey aslında çok basit ama hayati:
Yargılama hızlı olmalı.
Şeffaf olmalı.
Ve herkes için eşit olmalı.
Ancak o zaman toplumda yeniden güven tesis edilebilir.
Çünkü mantığın kaybolduğu yerde siyaset halaya dönüşür.
Ama bir ülke…
Halayla yönetilemez.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS