HALKWEBAutorenFreiheit als Hamburger Menü

Freiheit als Hamburger Menü

Bizde ise özgürlük çoğu zaman hamburger menüsü gibi sunuluyor. Seçenek var. Ama sınırlı.

0:00 0:00

Dün İstanbul Adalet Sarayı’ndaydım.
Öyle düğün daveti gibi bir davet değil. Gitmesem bir sonraki celse polis zoruyla götürüleceğim bir “davet”. Tanık sıfatıyla.

Mahkeme başladı. Esas davalar içeri alındı. Biz üç şahit kapıda bekliyoruz. Önce birini çağırdılar, sonra beni.

Kimlik tespiti yapıldı. Sıra yemine geldi. Herkes ayağa kalktı. Ben de alıştığım refleksle elimi göğsüme götürdüm. Çocukluğumdan beri gördüğüm gibi. Hristiyan geleneğinde yemin ederken yapılan o hareketle.

Hakim baktı:
“Ne yapıyorsun?”
“Yemin ediyorum.”
“Elin niye göğsünde?”
“Ben Hristiyanım, böyle alışkınım.”

Cevap geldi:
“Burası laik bir ülke. Burada böyle şeyler yapılmaz.”

Bir yandan da bıyık altından bir tebessüm. Sanki “bu deliyi kim gönderdi” der gibi.

O an düşündüm.

Laiklik ne demek?

Devletin bir dine bağlı olmaması demek.
Devletin tüm inançlara eşit mesafede durması demek.
Bireyin inancını özgürce yaşayabilmesi demek.

Laiklik, inancı bastırmak değildir.
Laiklik, devletin inancı dayatmamasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken bu ilkeyi sistemleştiren Mustafa Kemal Atatürk, dini kamusal hayattan silmek için değil, devleti dinin vesayetinden kurtarmak için bunu yaptı.

Ama bizde zamanla başka bir refleks oluştu:
Devlet nötr kalmak yerine, dini görünürlükten rahatsız olur hale geldi.

Oysa ben orada kimseye bir şey dayatmıyordum.
Ne mahkeme düzenini bozuyordum.
Ne başkasının özgürlüğüne müdahale ediyordum.

Sadece alıştığım şekilde yemin etmek istedim.

Birçok laik ülkede tanık ister kutsal kitabı üzerine el basar, ister “şerefim üzerine” der, ister sadece beyan verir. Önemli olan şekil değil, hukuki bağlayıcılıktır.

Bizde ise özgürlük çoğu zaman hamburger menüsü gibi sunuluyor.

Seçenek var.
Ama sınırlı.

Şu kadar özgürsün.
Bu kadarı fazla.
Bunu yapabilirsin.
Ama bunu görünür yapma.

Laiklik, inancı görmezden gelmek değildir.
Laiklik, inancı kontrol altına almak hiç değildir.

Devlet, aslan terbiyecisi gibi elinde sopayla toplumun karşısında durmamalı.
Devlet nötr olur.
Vatandaş özgür olur.

Bugün ülkede bir “binge”, bir gerilim, bir sıkışmışlık hissi varsa bunun temelinde belki de bu var:
Özgürlüğün, kurallar içinde ölçülüp biçilerek verilmesi.

Oysa gerçek özgürlük şudur:
Ben sana verdiğim kadar değil, doğuştan sahip olduğun kadar özgürsün.

Devletin görevi o özgürlüğü daraltmak değil, güvence altına almaktır.

Mahkeme salonunda yaşanan o küçük an, aslında büyük bir fotoğrafın minik bir karesiydi.

Ve ben o karede şunu gördüm:
Biz hâlâ laikliği, özgürlüğü genişletmek için değil, sınır çizmek için kullanıyoruz.

Belki de asıl yemin etmemiz gereken şey şu:
Korkmadan, çekinmeden, birbirimizin varlığına tahammül edebilen bir ülke olmak

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS