HALKWEBAutorenKirlenmeyi Ne Zaman Normalleştirdik? Şaşırmayı Bıraktığımız Gün

Kirlenmeyi Ne Zaman Normalleştirdik? Şaşırmayı Bıraktığımız Gün

Şaşırma refleksimizi geri kazandığımız gün, kirlenmeyi de normal olmaktan çıkaracağız.

0:00 0:00

Türkiye’de asıl kırılma bir yolsuzluk dosyası değildir. Asıl kırılma, toplumun şaşırma refleksini kaybettiği andır. Çünkü şaşırmamak; çürümenin kurumsallaştığı eşiğe işaret eder.

Toplumlar bir gecede kirlenmez.
Kirlenme önce dilde başlar, sonra zihne yerleşir, en sonunda kurumsallaşır.

Yolsuzlukların varlığı değil; yolsuzluğun alışılmış hale gelmesi tehlikelidir.
Hukuk ihlallerinin kendisi değil; onlara verilen tepkisizlik sistemi çürütür.

Türkiye’nin siyasal ve kurumsal tarihinde kırılma anları vardır. 1996’daki Susurluk Skandalı yalnızca bir trafik kazası değildi; devlet–siyaset–yeraltı ağlarının görünür olduğu bir eşikti. Toplum tepki verdi, şeffaflık talep etti. Ancak o refleks kalıcı bir kurumsal dönüşüme evrilmedi.

2000’lerdeki Deniz Feneri Davası, kamu vicdanında sosyal yardım mekanizmalarının bile siyasal nüfuz alanına dönüşebileceği kuşkusunu doğurdu.

2013’teki 17-25 Aralık Yolsuzluk Soruşturmaları ise daha derin bir kırılma yarattı. Dosyaların hukuki akıbetinden bağımsız olarak toplumun zihnine şu yerleşti: Hesaplaşma yok, saf değiştirme var.

2016’daki 15 Temmuz Darbe Girişimi devlet kapasitesi açısından ağır bir travmaydı. Ancak travma sonrası dönemde güven yeniden inşa edilmedi; güven açığı derinleşti.

Bugün artık mesele tek tek dosyalar değildir.

Mesele; liyakatin yerini sadakatin aldığı, denetim mekanizmalarının zayıfladığı ve hesap verebilirliğin aşındığı yapısal bir bozulmadır.

Ve en tehlikelisi şudur:

Toplum artık şaşırmıyor.

Şaşırma refleksi kaybolduğunda denetim bilinci de zayıflar.
Tepki ortadan kalktığında sistem kendi kendini düzeltmez.
İşte normalleşmiş kirlenme tam olarak budur.

Kirlenme Nerede Başladı?

Kirlenme; hukukun üstünlüğünün tartışmalı hale geldiği yerde başlar.
Kirlenme; “von uns”.” olanın hatasının görmezden gelindiği anda başlar.
Kirlenme; kamu malının sahipsiz sanıldığı yerde başlar.

Devlet soyut bir kavram değildir. Devlet, ortak hayat sözleşmesidir.
Kamu kaynağının şeffaf yönetilmemesi, ihalelerde rekabet ilkesinin zedelenmesi, atamalarda liyakat yerine sadakatin tercih edilmesi; yalnız ekonomiyi değil, toplumsal güveni de aşındırır.

Ekonomik krizler onarılabilir.

Güven krizi ise nesiller boyu sürer.

Devlet Aklına Not

Devlet bir parti değildir.
Devlet bir kadro değildir.
Devlet bir dönem değildir.

Devlet, kurumsal sürekliliktir.

Eğer hukuk istisnalarla uygulanırsa, o istisna yarın sistemi içeriden zayıflatır.
Eğer denetim sadakatle yer değiştirirse, devlet kapasitesi düşer.
Eğer şeffaflık azalırsa, meşruiyet aşınır.

Güç, sistemi bir süre ayakta tutabilir.
Ama güven olmadan hiçbir sistem uzun süre ayakta kalamaz.

Arınma Nereden Başlamalı?

Arınma bireysel öfke ile değil; kurumsal restorasyonla mümkündür.

1. Hukukun üstünlüğünün koşulsuz tesisi
2. Bağımsız ve etkin denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi
3. Liyakat esaslı kamu yönetimi
4. Şeffaf ve hesap verebilir karar süreçleri

Arınma sloganla değil, sistem inşasıyla olur.
Temizlik yalnızca kirliyi suçlamakla değil, zemini sağlamlaştırmakla mümkündür.

Soruyu yeniden soralım:

Biz ne zaman kirlendik?

Belki de ilk kez “bana dokunmayan yılan” dediğimiz gün değil…
Belki de ilk kez şaşırmamayı tercih ettiğimiz gün.

Çünkü kirlenme bir olay değildir.
Kirlenme bir alışkanlıktır.

Ve alışkanlık haline gelmiş çürüme, en tehlikeli çürümedir.

Şaşırabilen toplum denetler.
Denetleyen toplum temizler.
Temizleyen toplum güçlenir.

Şaşırma refleksimizi geri kazandığımız gün, kirlenmeyi de normal olmaktan çıkaracağız.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS