HALKWEBAutorenKınamak Yetmez: Kürtleri Değil, Sorunu Üreten Siyasal Aklı Konuşmak Zorundayız

Kınamak Yetmez: Kürtleri Değil, Sorunu Üreten Siyasal Aklı Konuşmak Zorundayız

CHP, tarihsel olarak devlet geleneği ile demokratik dönüşüm arasında sıkıştığı her dönemde, Kürt meselesinde çözüm üretme kapasitesini yitirmiştir. Devletin güvenlikçi diliyle konuşulan hiçbir sorun, demokratik yöntemlerle çözülemez.

0:00 0:00

Yalnızca kınamayı siyasal refleks haline getirmiş bir ülke Türkiye.

Kınamak; düzeni bozmayan, sorumluluk almayan, vicdanı geçici olarak rahatlatan ama hiçbir yapısal soruna temas etmeyen ucuz bir ritüelden ibaret. Kriz anlarında yükselen sert cümleler, ardından gelen kınamalar ve “hassasiyet” vurguları; ne adaleti tesis ediyor ne de çözüm üretiyor. Sadece mevcut düzeni olduğu yerde tutuyor.

İşte tam da bu yüzden mesele artık neyin kınandığı değil, kimin ve neyin korunarak dokunulmaz bırakıldığıdır.

Türkiye’de “Kürt meselesi” olarak adlandırılan şey, gerçekte Kürtlerin kendisinden kaynaklanan bir sorun değildir. Asıl mesele; Kürtleri sürekli bir güvenlik başlığına, bir kriz unsuruna ve bir siyasal enstrümana dönüştüren siyasal aklın bizzat ürettiği yapısal sorundur. Sorun, kimlikte değil; kimliği yöneten, bastıran ve araçsallaştıran zihniyettedir.

Bu mesele, uzun yıllardır gerçek bir çözüm iradesi yerine kriz anlarında devreye sokulan reflekslerle yönetilmektedir. Sert açıklamalar, ardından gelen kınamalar ve “hassasiyet” vurguları; ne toplumsal barışı güçlendirmiştir ne de siyasal zemini genişletmiştir. Aksine, her tekrar sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirmiştir.

Bugün bu başlığa hâlâ yalnızca iç politika penceresinden bakmak, dünyanın geçirdiği dönüşümü ıskalamaktır. Yeni dünya düzeni; kimlikler, etnik aidiyetler ve toplumsal fay hatları üzerinden kurulmaktadır. Ortadoğu coğrafyasında etnik meseleler artık sadece yerel sorunlar değil, küresel güç mücadelesinin stratejik başlıklarıdır. Türkiye bu gerçeği görmeden yol alamaz.

Cumhuriyet Halk Partisi açısından mesele, sıradan bir siyasal pozisyon alma konusu değildir. CHP, tarihsel olarak devlet geleneği ile demokratik dönüşüm arasında sıkıştığı her dönemde, Kürt meselesinde çözüm üretme kapasitesini yitirmiştir. Devletin güvenlikçi diliyle konuşulan hiçbir sorun, demokratik yöntemlerle çözülemez.

Kürt meselesi özünde bir kimlik tartışmasından çok daha fazlasıdır. Bu mesele, eşit yurttaşlık, hukuk devleti ve adalet sorunudur. Sorunun derinleşmesinin temel nedeni; yurttaşların devlete duyduğu güvenin sistematik biçimde aşındırılmış olmasıdır. Güvenin olmadığı yerde ne birlik olur ne de toplumsal bütünlük.

Yeni dünya düzeninde ayakta kalan ülkeler, iç barışını baskıyla değil hukukla kurabilen ülkelerdir. Gücünü inkârdan alan yapılar değil; meşruiyetini adaletten alan siyasal sistemler kalıcı olur. Türkiye’nin de ihtiyacı tam olarak budur.

CHP’nin burada üstlenmesi gereken rol nettir:
Sorunu erteleyen, geçiştiren ya da yalnızca kınayan bir siyaset değil; sorumluluk alan, çözüm üreten ve demokratik cesaret gösteren bir siyaset.

Çözüm Nedir?

Çözüm zor ama açıktır:
• Kürt meselesi, günlük siyasetin ve kriz yönetiminin aracı olmaktan çıkarılmalıdır.
• CHP, devlet refleksiyle değil; toplumun adalet duygusuyla konuşan bir dil inşa etmelidir.
• Eşit yurttaşlık ilkesi, soyut bir söylem değil; somut hukuki ve siyasal reformlarla desteklenmelidir.
• Küresel güçlerin kimlikler üzerinden kurduğu oyuna karşı en güçlü savunma, içeride tesis edilecek adalet ve demokratik meşruiyettir.

Kınamak kolaydır.
Ama siyaset, kolay olanı yapmak değil; zor olanın sorumluluğunu almaktır.

Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan da budur:
Kınayan değil, çözen bir siyasal akıl.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS