HALKWEBAutorenÇocukların Aynasında Türkiye

Çocukların Aynasında Türkiye

Bu ülkede çocuklar için yeniden bir düzen kurulmak zorunda. Bu iş “aile terbiyesi” diyerek geçiştirilemez; devletin görevidir.

0:00 0:00

Çocuklar şiddete durduk yere yönelmiyor. Onları şiddete iten şey, büyüdükleri ortam.

Mesele “birkaç kötü çocuk” değil. Mesele, çocukların içine doğduğu düzen.

Elimizde veri var. TÜİK’in 2024 “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri” bültenine göre 2024’te güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı bir önceki yıla göre %9,8 artarak 612 bin 651’e yükselmiş. Suça sürüklenme nedeniyle gelen veya getirilen 202 bin 785 çocuğa isnat edilen suçlarda ilk sırada “yaralama” var. Oranı %40,4.

Bu rakamların söylediği şey net: Çocukların zor kullanmaya meyli artıyor. Üstelik en yaygın tablo “yaralama”. Yani mesele ciddileşmiş durumda.

İşin merkezi evdir.

Türkiye’de geçim derdi büyüdükçe evde tahammül azalıyor; yorgunluk, kaygı, borç ve güvencesizlik evin dilini sertleştiriyor. Evde şiddet, aşağılama ve sert ceza dili varsa çocuk bunu normal görüyor; saldırganlığı bir iletişim yöntemi gibi öğrenip içselleştiriyor.

Dijital ortam bu zemini hızlandırıyor. Sürekli uyarılan dikkat, parçalanan odak, düşen sabır, anlık tepki… MEB’in 2025’te açıkladığı “Şiddet Algısı Araştırması”nda lise öğrencileri şiddetin en çok görüldüğü yer olarak dijital ortamı işaretliyor; katılımcıların %37,1’i dijital ortamda şiddetin yaygın olduğunu söylüyor. Çocuklar bu dili sadece yaşamıyor, izliyor; hem de düzenli olarak.

Sosyal medya üzerinden yapılan zorbalık, tehdit ve teşhir içerikleri hızla yayılmadan durdurulmalı. Zorbalık da disiplin konusudur: Okul “bu dışarıda oldu” diyerek kaçmamalı, mağdur çocuğu korumalıdır.

Okul kuralı öğretmesi gereken yerdir; ama bir olay yaşandığında “adı çıkmasın” diye üstünü örterse çocuk şunu öğrenir: kural yok. Kural olmayınca dürtüsellik artar.

Aidiyet de bu süreçte belirleyicidir. Ergen kendi değerini bir grupta ölçmek ister. Evde ve okulda görünmeyen çocuk “arka” arar. Grup güç verir, görünürlük verir; sertlik ve zor kullanma da bu gücün dili olur. Böylece bu davranış yalnız öfke patlaması olmaktan çıkar, kimliğe dönüşür.

Kadıköy’de 24 Ocak 2025’te Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesi bir eşikti. Ama tek örnek bu değil. Atlas’ın öldürülmesi de aynı gerçeği gösterdi: çocukluk artık daha korunaksız. Şiddetin eşiği düştü. Bugün bir laf, bir bakış, bir tartışma; birkaç dakikada geri dönüşü olmayan bir şeye dönüşebiliyor.

Toplum bugün tek bir cümlede birleşiyor: “En ağır ceza verilsin.” Bu öfke anlaşılır. Çünkü kaybedilen sadece bir çocuk değil; koskoca bir toplumun güven duygusu. İnsanlar “yarın benim çocuğum” korkusuyla konuşuyor.

Çözüm belli: Bu ülkede çocuklar için yeniden bir düzen kurulmak zorunda. Bu iş “aile terbiyesi” diyerek geçiştirilemez; devletin görevidir. Devlet, okulda şiddetin üstünü kapattırmamalı; saldırganlık olduğunda hemen müdahale etmeli ve mağdur çocuğu korumalıdır. Her okulda çalışan psikolojik destek sistemi olmalı, disiplin kuralları net olmalı ve zor kullanma vakalarında standart bir süreç işletilmelidir. Ergenlik döneminde öfke boşaltımı, stresle baş etme ve dürtü kontrolü için rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

Çocuklar artık şunu bilerek büyümeli: Şiddet dili normal değildir ve mutlaka bir bedeli vardır.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS