HALKWEBAutorenTrumpizm: Gücün Ahlâksızlığı... Yüzyılın vebası Trump

Trumpizm: Gücün Ahlâksızlığı… Yüzyılın vebası Trump

Trump bir sonuçtur. Emperyal kapitalizmin, küresel eşitsizliğin, sömürgeci hafızanın ve ikiyüzlü ahlâkın sonucudur.

0:00 0:00

Trump bir sapma değildir. Trump bir kaza değildir. Trump bir “yanlış lider seçimi” hiç değildir. Trump, yüzyıllardır biriken emperyal şiddetin, sömürünün, ikiyüzlülüğün ve ahlâksızlığın sonunda artık saklanamaz hâle gelmiş çıplak yüzüdür. O yüzden rahatsız edicidir. O yüzden gürültülüdür. O yüzden utanmazdır. Çünkü utanacak bir ideoloji kalmamıştır.

Trump, Batı’nın kendini anlatma biçiminin çöküş anıdır. “Evrensel değerler”, “insan hakları”, “hukukun üstünlüğü”, “özgür dünya” gibi kavramlar, emperyal düzenin vitrin süsleriydi. Trump bu vitrini tekmeledi. İçeride ne olduğunu gösterdi: güç, çıkar, tahakküm ve küstahlık.

Trump’ın en büyük suçu bu değildir; en büyük suçu dürüst olmasıdır.

Emperyalizmin ne olduğunu açıkça söylemesidir.

Trump’la birlikte dünya şunu net biçimde gördü:
Batı ahlâkını kaybetmedi — hiç sahip olmamıştı.
Sadece artık rol yapamayacak kadar zayıfladı.

Trump, liberal emperyalizmin son evresidir. O evrede ideolojiye gerek yoktur. Çünkü ikna edilecek kimse kalmamıştır. Ne küresel Güney inanır artık bu masallara, ne de Batı’nın kendi yoksulları. O yüzden Trump konuşur, bağırır, tehdit eder. Çünkü hegemonya kuramayan güç, zorbalık üretir.

Trumpizm, emperyal merkezin panik siyasetidir. Çok kutuplu dünya yükselirken, eski düzen dağılırken, kaynaklar azalırken ve Batı’nın “doğal liderliği” çökerken verilen ilkel bir tepkidir bu. Duvarlar bu yüzden örülür. Yaptırımlar bu yüzden artar. Ticaret savaşları bu yüzden başlar. Çünkü merkez artık merkez değildir; sadece silahlıdır.

Trump, emperyalizmin rasyonel aklının değil; daralmış, korkmuş ve ilkel reflekslere indirgenmiş aklının temsilcisidir. Onun “America First” demesi, Amerika’nın güçlü olduğu için değil; artık evrensel olamadığı içindir. Evrensel iddia bittiğinde, geriye sadece “önce ben” kalır. Bu, imparatorlukların çöküş cümlesidir.

Trump’ın dili faşizan değildir çünkü ideolojiktir; faşizanıdır çünkü çıplaktır. Düşmanı tarif eder, hedef gösterir, pazarlık yapar, tehdit eder. Ama asla ikna etmeye çalışmaz. Çünkü emperyalizm ikna evresini geçmiştir. Artık yönetmek değil, zorla tutmak istemektedir.
Bu noktada Trump bir lider değil, bir işaret fişeğidir.

Emperyal düzen şunu ilan etmiştir:

Artık size hesap vermeyeceğiz.
Artık utanmayacağız.
Artık çifte standardı gizlemeyeceğiz.

Bu ilan, dünya için tehlikelidir. Çünkü maske düştüğünde güç daha saldırgan olur. Hukuk bir dekor olur. İnsan hayatı bir maliyet kalemine indirgenir. Sivil ölümler istatistikleşir. Açlık “yan etki” olur. Yıkım “kaçınılmaz bedel” diye adlandırılır.

Trump çağında emperyalizm, kendi krizini çözmeye çalışmaz. Krizi silahlandırır. Kaosu yönetim tekniği hâline getirir. Sürekli tehdit, sürekli gerilim, sürekli düşman… Çünkü barış, zayıf imparatorluklar için lükstür. Güç kaybeden düzen, çatışma üretir.

Trump’ın en büyük ideolojik katkısı şudur:
Hak ile güç arasındaki bütün mesafeyi kapatmıştır.
Artık haklı olan değil, güçlü olan konuşur.
Bu, emperyalizmin son cümlesidir.

Trump bir sonuçtur. Emperyal kapitalizmin, küresel eşitsizliğin, sömürgeci hafızanın ve ikiyüzlü ahlâkın sonucudur. Onu göndermek bir şey çözmez. Çünkü Trumpizm, bir kişiyle sınırlı değildir. O, sistemin refleksidir. Bugün Trump’tır, yarın daha disiplinli, daha soğuk, daha az gürültülü ama daha ölümcül bir versiyonu gelecektir.

Asıl mesele şudur:
Bu dünyada Trump’ları mümkün kılan düzen yıkılmadan, hiçbir zafer gerçek değildir.
Bu yüzden Trump’a karşı mücadele, bir seçim meselesi değildir. Bu, bir dünya tasavvuru mücadelesidir. Emperyalizmin çıplak gücüne karşı, hakikati yeniden kurma mücadelesidir. Gücü kutsayan akla karşı, adaleti merkez alan bir siyasal tahayyül üretme mücadelesidir.
Aksi hâlde Trump tarihe bir utanç olarak değil, bir öncü olarak geçer.

Ve o zaman insanlık şunu fark eder:
Veba bir adam değildi.
Veba bir çağdı.
Ve o çağ, alkışlarla büyüdü.

ANDERE SCHRIFTEN DES AUTORS