HALKWEBYazarlarDamga Vuran Gerçekler

Damga Vuran Gerçekler

Gazeteci emeğinin karşılığını nankörlük olarak alacak gün sonunda...

0:00 0:00

Benim köşemin adı hiç değişmedi; ” Özgür Ruh” adlı köşemde yıllardır muhatabına karalıyoruz bir şeyler. Bu süreçte yıllar içinde sevenimiz de oldu, işine çomak soktuğumuz için sevmeyenimizde… Sevmeyen bile, ” kulağıma çoğu kez geldi” şunu söyledi; ” Kadın, dürüst gerçek gazeteci.” Bu söylemleri ifade edenler aynı zamanda hakaret de ettiler bana. Ne tuhaf bir denge değil mi? Haklılığına inandığın birinin bir taraftan hakkını teslim ederken bir taraftan çamurlu güreşmek!

Şimdi size biraz yerel medyadan bahsetmek istiyorum. Öncelikle nedir yerel medya? ” Bir ülkede, büyük kentler dışındaki yerleşim birimlerinde yayımlanan/ yayın yapan, bulundukları yörenin haberlerini veren, sorunlarını dile getiren, halkın isteklerini ilgililere aktarmayı hedefleyen araçtır yerel medya.”

Aynı zamanda bölge halkını bilgilendiren, eğiten eğlendiren ve böylelikle kamuoyunun serbestçe oluşmasına katkıda bulunan kitle iletişim aracıdır yerel medya.

Gazetecilik hususunda bilgi sahibi olsun olmasın hemen hemen belli bir çoğunluk bilir bu yazdıklarımı diye düşünmekteyim. Peki neden bilgilendirme gereği duyuyorum ; çünkü görevimin ne olduğunun bilincindeyim, farkındayım ve bilinmesi taraftarıyım.

Yerel dinamiği maalesef ki; belediye bülten haberleri , ücreticinin ödendiği bültenler yazmak, hiçbir vasfı olmayan bazı iş insanlarını parlatmak, onların reklamını yapmak ki ileride siyaset figürü olarak göreceğiz bu kişileri, meclis üyesi kapacak arkadaşlar hatta kürsüden konuşmayı beceremedikleri gibi halktan uzak siyasi hedeflerine adım adım yol almış olacaklar. Sonra maşa gibi kullandıkları o gazetecilere tepeden bakacaklar. Bu hiç şaşmaz hep böyle olmuştur.

Gazeteci emeğinin karşılığını nankörlük olarak alacak gün sonunda. Çok gazeteciden duydum ; “Adamı parlattık şimdi yüzümüze bakmıyor “sözünü…

Emeğin ne denli kıymetli bir değer olduğunu biliyor ve meslektaşlarımın sistemin içerisinde kaybolmaya mahkum olduklarını görüyorum. Benim sistemle bir kavgam var. Gazeteciyi bu kötü sisteme mahkum eden her şeye isyanım.

Yerel medyayı konuşuyoruz, ulusal ile şartları eşit değil bunu ben de gayet iyi biliyorum ve basın özgürlüğünden söz edemediğimiz bir gerçek. Basın özgürlüğünün önündeki en büyük engel onun sermaye yapısından kaynaklanmaktadır. Medya kendisine yüklenen kamu hizmeti görme misyonundan oldukça uzaklaşmış, sanayici , bankacı, sürücü kursu , inşaat sektöründeki sermaye sahiplerinin medya kuruluşlarında patron olmalarıyla birlikte gazetecilik ilkeleri etkinliğini giderek yitirmiştir.

Gazetecinin patronu olmaz! O patronlar, gazetecinin emeği olduğu için patronlar. Gazetecinin patronu emeğidir.

Patronların sahibi oldukları yayın organlarını toplumu bilgilendirme, toplum adına gözetme ve denetleme çabasıyla değil, kendi ticari çıkarlarını ve toplumsal iktidar alanlarını genişletme gayretlerini ön plana çıkararak yönetmesi medyanın güvenirliliğini ve saygınlığını hatırı sayılır biçimde zedelemiştir.

Gazeteciliğin küllerinden yeniden doğması gerekiyor! Eskiden haberin namusu vardı, gerçekleri ifade etmek mesleğin ötesinde bir duruş kabul edilirdi. Peki ya şimdi?

Gerçekleri dile getireni damgalıyorlar!

Burada Erving Goffman ‘ın ” DAMGALAMA” teorisinden bahsederek kısa bir parantez açayım; ” bireyin toplumsal yaşamdan dışlanmasını ve uzaklaştırılmasından söz ediliyor. Toplum rahatsız olduğu kişilerden kaçmak kendini kayırmak istediği için kişileri uzaklaştırırmış o çevreden.” Gerçekleri yazanların başına gelen …

Gerçekleri ifade ettigim için hakarete uğradım, dışlandım, benimle görüşmemeleri, iş birliği içinde bulunmamaları ve hatta sosyal medyada beğeni yapanlara uyarı verilerek üstüne yazılarım ve röportajlarım yok edilerek karşı karşıya kaldığım ambargo ve psikolojik şiddetle mücadele ettim.

Çok güçlü göründüğüm ama o dönemin buhranı ile her gece ağladığımı biliyorum. Bugün geldiğim noktada ise ruhen kendimi çok ama çok iyi hissediyorum. Çünkü yanlışın arkası kalabalık diye o yoldan yürümediğim ve kendi doğru yolumun peşinden gittiğim için vicdani huzurumun değerinin farkındayım ve bu paha biçilemez.

Beni arayıp ya Dilek çok cesursun, gazeteciliğin şöyle iyi/ böyle iyi diyen ama ya kusura bakma sosyal medyada beğeni yapamıyoruz; yok şu siyasetçi – yok bilmek şu kişi arayıp uyarıyor diyen kesimle de sessiz ve etkili bir mesafe koyarak yolumun verdiği iddiasız iddianın tadını çıkarıyorum.

Etki alanımızın gücü dürüstlüğümüzden ötürü.

Yerel medyaya dönecek olursak tekrar; ” yerel medya büyük bir çıkmazda. Çalışan sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen gazeteler kopyala yapıştır haberlerle kendi değerini unutarak ” ulusal basın “mış gibi takılıyor. Basılı gazeteler yok denecek kadar az. Çoğu baskı yapıyoruz diyebilmek adına az adet baskı çıkarıyor. Niye? Sebep şu: Basın İlan Kurumu’na veyahut reklam aldıkları kurumlara gazete göndermek gelir kapısı olmaktan henüz çıkmış değil!

Peki bu gazeteler için halk adına baskı yaptığından söz edebilir miyiz? Edemeyiz! İşte bunu söyleyince de oluyor bir damgalama daha!

Bürokratik raporlama için basılmış gazeteler bir de bizi beğenmiyor, ” En gazeteci” rolleri kesiyor bir de karalıyorlar gerçek gazetecileri… Çünkü net duruş karşısında güçsüz ve acizler. Gerçeklik onlarda tehlike olarak algılanıyor ve beyne hemen sinyal gidiyor, yok et bunu, karala bunu, işine engel ol, bitir!

Bir de şu konu var değinelim, siyasetçilerle 7/24 iç içe girmiş ve siyasetçinin PR ekibi haline gelmiş onların maşası gibi hareket edenlerle, gerçekleri dile getirenleri birbirinden ayırt etmesi de vatandaş açısından da zor maalesef ki! Siyasetçiyle daha çok görüntü verenin daha iyi olduğunu düşünen bir kitle var. Bunun böyle olduğunu çok iyi bilen de yine bu sözde gazeteciler. Halkı manipüle değil de nedir bu? Vatandaşın doğru karar verme hakkını hedef alan bir duruştur bu. Ve etik ihlalini bıraktım, topluma karşı işlenen bir suç teşkil eder.

Özetle; sapla saman birbirine karışmasın. İşini çok seven ve zor şartlarda devam ettiren biri olarak yazıyı taraflı olmadan okumanızı rica ediyorum. Lütfen unutmayalım; ” tarafsızlığa gerekli özen gösterilmezse, doğruluk ilkesi zedelenmeye mahkûm olur. ”

Sevgilerimle…

YAZARIN DİĞER YAZILARI