HALKWEBYazarlarÇürüten Kapitalizm ve Ötekilerin Katılımcı Uygarlık İddiası

Çürüten Kapitalizm ve Ötekilerin Katılımcı Uygarlık İddiası

Tercihi sınırsız güç elde etmek yerine, değerler dünyasına katkı üretmek üzerine yapmak, belirleyici bir farktır.

0:00 0:00

Kapitalist uygarlık iddiasının insanlığı getirdiği nokta, bugün çok daha net biçim de görülmektedir. Temsili demokrasi kurumları ve kurulları küresel saldırı altındadır. Tehdit ise doğrudan bu sistemin rantını sömürenlerden geliyor.

Epistein dosyası, bireysel zaaflar toplamı ya da herhangi bir sıradan ahlaki yozlaşma vakası değil, küresel sistemin rehin alınma mekanizmasıdır. Bireysel ahlaki zaafların ötesinde, sistematik bir kuşatma ve işgal politikasının dayatılması operasyonudur.

Özellikle sınırsız tüketme ve dünyanın bütün kaynaklarını tek elde toplayarak yönetme hırsı bugünkü tabloyu ortaya çıkarmıştır.

Sadece Batı ülkeleri değil Türkiye dahil bir çok Ortadoğu ülkesi de aynı risklerle karşı karşıya bulunmaktadır.

Bu küresel sistematik çürümenin alternatifi, hiç şüphesiz mağdurların Dayanışması ve buluşması ile inşa edilebilir. İslami değerlerin ahlaki referans kodları, kendi içindeki tüm renkliliği, çeşitliliği, heteroksi gerçekliği ile birlikte ciddi bir potansiyeli miras olarak bünyesinde barındırmaktadır.

Yine Çin, Hint gibi değerler dünyasına katkı sunmuş tarihi uygarlıkların mirası da, tıpkı eski Yunan gibi insanlığın ortak mirasının bir parçasıdır.

İslam bu anlamda kendinden önceki din ve inanç sistematiklerinin rakibi ya da alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Gücü ele geçirmekten ziyade toplumu kazanmak, insanlığın gönlünde taht kurma tercihi, Horasani kadim kültürün en kıymetli önceliğidir.

Tercihi sınırsız güç elde etmek yerine, değerler dünyasına katkı üretmek üzerine yapmak, belirleyici bir farktır. Savaşma, ele geçirme, sömürme üzerine kurulu stratejilerin, bireysel ve lokal yansımaları da, etik fren mekanizmalarını kaybetmiş bireyci hırslar ya da örgütlü kötülük mekanizmalarıdır.

İnsanlığı tehdit eden sermaye hegemonyasının gerçek tek alternatifi toplumların kurtarıcı beklemek yerine Kurtuluş mücadelesine katılımıdır.

Demokrasinin bir oyalama ve kontrol mekanizması olarak kurgulanması karşısında, katılımcı sivil ve siyasal mekanizmalar, yine tüm insanlığın değerler üretme çabası ile anlam bulacaktır.

Türkiye siyasetinde de, küresel politik yol ayrımlarında da, bu değerler ile katılımcı yöntemlerin buluşması güçlü bir alternatif haline gelebilir.

Toplumu ve insanlığı dikey bölen, etnik, inançsal, bölgesel ayrımlar yerine, kapitalizmin ötekileştirdiği mağdur ettiği kesimlerin uzlaşması ve dayanışması etkin bir seçenek inşası anlamına gelir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI