HALKWEBYazarlarCHP’nin Strateji Açmazı -2

CHP’nin Strateji Açmazı -2

Sahada karşılığı olan bazı isimlerin sistematik biçimde devre dışı kalması, yeni ve zayıf alternatiflerin dolaşıma sokulması, doğal olarak “yol temizliği” tartışmalarını beraberinde getirmektedir.

0:00 0:00

Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına yönelik usul yönünden tartışmalı uygulamaların artış gösterdiği inkâr edilemez. Ancak bu durum, hakkında iddia bulunan ya da suç işlediği öne sürülen isimlere otomatik bir masuniyet de sağlamaz. Bu iki gerçeği aynı anda kabul edebilmek, sağlıklı bir siyasi analiz için şarttır.

Daha önce kaleme aldığımız “CHP’nin Strateji Açmazı” başlıklı yazıda, özel olaylardan ziyade partinin zamanlama ve zemin açısından hatalı stratejik hamlelerine dikkat çekmiştik. Aradan geçen sürede ne yazık ki bu hataların istisna değil, bir yöntem hâline geldiğini görüyoruz.

Yerel seçim zaferi sonrası elde edilen psikolojik üstünlük, siyaset sahnesinde nadir yakalanan fırsatlardan biridir. Ancak CHP bu avantajı güçlü bir erken seçim çağrısına dönüştürmekte isteksiz davrandı. Oysa birinci parti olmanın getirdiği moral üstünlük, ancak zamanında ve kararlı hamlelerle anlam kazanır.

Benzer şekilde, geçmişte sıkça kullanılan “istifaya davet” söyleminin bu kez rakip aktörler için işletilmemesi de dikkat çekicidir. Siyaset, yalnızca doğruyu savunmak değil, aynı zamanda doğru zamanlamayla baskı kurabilme sanatıdır.

Daha da önemlisi, henüz seçim atmosferi oluşmamışken ve rakip cephede adaylık tartışmaları netleşmemişken, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun bu kadar erken şekilde tartışmaların merkezine yerleştirilmesi ciddi bir stratejik soru işareti doğurmuştur. Siyasette erken açılan kartların çoğu zaman avantaj değil, zafiyet doğurduğu unutulmuş görünmektedir.

“Çift forvet” söylemiyle kamuoyuna sunulan stratejide ise sahadaki gerçeklik farklıdır. Forvetlerden biri hukuki ve siyasi süreçlerle etkisiz hâle getirilmişken, diğerinin neden aktif biçimde devreye alınmadığı izaha muhtaçtır.

Bu noktada kritik bir soru beliriyor:
Tüm bu hamlelerin amacı gerçekten bir aday çıkarmak ve kazanmak mı, yoksa mevcut iktidarın yeniden adaylık zeminini dolaylı olarak güçlendiren bir süreç mi inşa ediliyor?

Sahadaki tablo, bu sorunun sorulmasını zorunlu kılıyor.

Zira muhalefetin kendi içinde küskünlük üretirken, rakip blokun ittifak zeminini genişletmesi; olası bir cumhurbaşkanlığı seçiminde dengeyi belirleyen temel faktörlerden biridir. Meclis çoğunluğundan ziyade yürütme gücünün belirleyici olduğu bir sistemde, stratejik önceliğin nerede olması gerektiği açıktır.

Parti içinde ve kamuoyunda güçlü bir “kazanma inancı”nın oluşmadığı da gözle görülür bir gerçektir. Bu durum yüksek sesle ifade edilmese de, sürecin sonunda yeni bir kurultay ihtimalinin konuşulması bile başlı başına bir göstergedir.

Öte yandan, uluslararası gelişmelerin yoğunlaştığı, özellikle bölgesel krizlerin iç siyasete doğrudan etki ettiği bir dönemde “Sine-i Millet” gibi sert çıkışların zamanlaması da ayrıca tartışılmalıdır. Dün psikolojik üstünlük eldeyken dillendirilmeyen bu söylemin bugün aceleyle gündeme taşınması, stratejik tutarlılık açısından ciddi bir çelişki barındırmaktadır.

Daha da dikkat çekici olan ise gerçeklikten kopuk hedeflerdir. Yüzde 60 gibi siyasetin doğasına aykırı oranların telaffuz edilmesi, rasyonel analizden ziyade temenni siyasetine işaret etmektedir. Mevcut medya ve iktidar imkânlarına rağmen bu oranlara ulaşamayan bir yapı ortadayken, muhalefetin bu hedefi nasıl gerçekleştireceği sorusu cevapsızdır.

Tüm bu gelişmeler, birbirinden kopuk hatalar zinciri olmaktan ziyade, tek merkezli bir kurgunun parçaları izlenimi vermektedir.

Sahada karşılığı olan bazı isimlerin sistematik biçimde devre dışı kalması, yeni ve zayıf alternatiflerin dolaşıma sokulması, doğal olarak “yol temizliği” tartışmalarını beraberinde getirmektedir.

Oysa unutulmamalıdır:
Siyasette diken diye temizlenen şey bazen güldür.

Ve eğer o güller birer birer süpürülürse, geriye gölgesinden başka bir şey kalmayan bir çınar manzarası çıkabilir.

Atalar boşuna söylememiş:
“Allah yolunu yolsuza düşürmesin.”

YAZARIN DİĞER YAZILARI