HALKWEBPolitikaCHP Neleri Kaybediyor?

CHP Neleri Kaybediyor?

Dün baba mirası olarak sahiplenilen, savunulan ve gerektiğinde bedeli ödenen CHP, toplumda itibarsızlaştırılmaya ve giderek halktan kopan bir hâle gelmiştir.

Toplumların tarihsel süreçlerine bakıldığında onur, ahlak, namus ve gelenekler ön plana çıkar. Bu, o süreçte yaşamış halkların bir perspektifini ortaya koyar. Yüzyıllardır üzerinde yaşadığımız coğrafyada bile barınma ve yaşam şekilleri bu perspektif doğrultusunda gelişir, şekil alır. Buna toplum düzeni denir.

Toplumsal olaylarda bile taraf olmak çoğu zaman bu temel değerler üzerine inşa edilir. Bizim coğrafyamızda bu değerler hiç yadsınamayacak kadar değerli ve önemlidir. Anlamları birer kelime olmaktan öte, yaşamın, ailenin ve toplumun şekillenmesinde çok fazla önem arz etmektedir.
Babadan oğula geçen bir miras gibi taşınması gereken en büyük sorumluluktur: soyadı, onur, ahlak ve namus… Ataerkil dönemden günümüze bu böyle süregelmiştir.

Bu değerlerle birlikte gelişen siyasi düşünce, dünyada gelişen tüm olaylara bakış açısını ve taraf olmayı beraberinde doğurur. Artık toplumların onur, namus, ahlak gibi değerlerinin yanı sıra siyasi kimlikleri de oluşmuştur.

Toplumlar, savundukları değerlerin mücadelesinde ağır bedeller ödeyerek tarihler boyu misyonlar oluşturmuş; ideolojik savunmalarının, toplum adına verilen kavgalarının anlamları günümüze kadar gelmiştir.

Bugün bizler de köklerimizden miras kalan bu değerleri ve ideolojimizi bizden sonraki kuşaklara aktarma mücadelesi vermekteyiz.

CHP, Türkiye coğrafyasında doğudan batıya, kuzeyden güneye bu değerler üzerine kurulmuş; bu değerlerle bütünleşen ideolojisi ile toplumun ve ülkenin kuruluştan kurtuluşa giden yolda mihenk taşı olmuştur.

Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim vardır. Biri Cumhuriyet, diğeri Cumhuriyet Halk Partisidir.” sözü, bizlere kökleri 103 yıldır bu topraklarda olan onur, ahlak, namus, hak, hukuk ve adalet mücadelesini öğretmiştir.

CHP, tarihsel sürecinde toplumun tüm değerlerine eşit mesafede yaklaşmış; kimsenin kimseden üstün olamayacağını, emeğin en yüce değer olduğunu savunmuş; bu mücadelesinde genel başkanları tutuklanmış, ağır yaptırımlarla karşılaşmıştır. O günlerde bile Anadolu’nun en ücra köşesinde bir CHP’li bulunuyordu.

Darbe sonrasında kapısına kilit vurulan siyasi partiler yeniden ortaya çıktığında, üye ve örgütlenme sıkıntısı yaşamayan bir parti olmuştur. İnsanlar, yaşam felsefesi olan değerlerle bütünleşen CHP’ye sahip çıkıyor, savunuyorlardı.

Tarihimize geçen birçok olayda CHP adını hak ettiği yerlere yazdırıyor, liderleri toplumda örnek siyasetçi olarak gösteriliyordu. Her düşünceden insan övgü ile bahsediyordu.

Tarihler 4-5 Kasım 2023’ü gösterdiğinde CHP 38. Kurultayı yapılıyor; daha öncesinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde her türlü entrika, kumpas ve siyasi manevralara karşı %48,5 oy alınıyordu.

Ülkede artık helalleşme adına küsler barışıyor, saflar farklı renklerin bir araya gelmesiyle daha da renkleniyordu. Halkın umudu daha da gün yüzüne çıkıyordu.

Bunu takip eden günlerde arka planda geliştirilen Zoom toplantıları, kendi siyasi ikballeri için yapılan ihanetler; yetmezmiş gibi kurultay günü delege pazarlarının kurulması, para, belediyede iş, ihale ve siyasi kariyer hesapları; değişen siyasi aktörlerin sahte gözyaşlarıyla sergiledikleri tiyatrolar ve en önemlisi dün “babam” dediklerine hakarete varan tutum ve davranışlara göz yumulması eşliğinde ilerleniyordu.

Yukarıda belirttim ya; onur, namus, ahlak birileri için kelimeden öteye geçmez, ama birileri için hayatın ve yaşamın olmazsa olmazlarıdır.
Kemal Kılıçdaroğlu, devlet bürokrasisinde toplam 27,5 yıl ve 13 yıl genel başkanlığını yaptığı CHP’de tüm bu değerler uğruna, 74 yaşında, 465 km’lik hak, hukuk, adalet mücadelesini onurlu, namuslu ve ahlaklı bir şekilde sürdürdü.

Kurultay salonunda “değişim” adı altında her türlü argümanı kullanarak ortaya çıkanlar, geliştirdikleri siyasi tezgâhları bir bir işletiyordu. Kürsüye çıkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Sırtımdaki hançerler” ifadesi daha sonraları anlaşılacaktı. “Değişim ve yenileşme” adıyla gelenlerin asıl hedefleri de anlaşılacaktı.

Değişim dedikleri, bir tek Kemal Kılıçdaroğlu idi.
Kurulduğu yıldan beri onur, namus, ahlak temelli siyaset yapan CHP kadroları bir bir tasfiye ediliyor; YDK adı altında, savunmalar dahi alınmadan ihraçlar başlatılıyordu.

Yerel seçimlerde alınan başarılı sonuçlar algı ve manipülasyonlarla kendi zaferleri gibi gösteriliyor; medyada, basında güç ve paranın yanında saf tutan sözde gazeteciler durumu daha da cilalıyordu.
Ve değerlerinden uzaklaşan, kirli ilişkiler içerisinde karşı mahallenin çocuklarıyla birlikte yol yürüyenler; siyaseten zengin olanlar; karşı mahallede giderek itibar ve güç kaybedenlerin “kahramanı” olanlar; sayfalar dolusu iddianamelerde adı geçenler, ortaya dökülenler ve çırpındıkça batan görüntüsüyle CHP…

Dün baba mirası olarak sahiplenilen, savunulan ve gerektiğinde bedeli ödenen CHP, toplumda itibarsızlaştırılmaya ve giderek halktan kopan bir hâle gelmiştir.

Mevcutların fütursuzca ve çaresizce savunmaya çalıştıkları ne dün ne de bugün toplumun değerleriyle bağdaşmamaktadır.

Dedi ki: “Arınacağız, temizleneceğiz. Siyasetin hiçbir yerinde şaibeli işlere bulaşmamış, gerçek liyakat sahibi, CHP’ye gönül vermiş cefakâr ve fedakâr yol arkadaşlarıyla omuz omuza ‘gemiyi sağlam limana’ götüreceğiz.”

Sustu, yutkundu, sabırla yoluna devam etti.
Ve asla yalnız yürümedi, yürümeyecek de…
O; bu toplumun tüm değerlerini özünde taşıyan, insan-ı kâmil bir lider olarak daima topluma rehber ve yol gösterici olacak.

Sorum şu:
Kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu mu?
Yoksa CHP mi?..

Murat Adıgüzel

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR