Saldırırken parlak , korkarken koyu renge bürünür! Korkusu dağ olsa gerek o denli renk değiştirir ki kimse anlamaz onu farkedemez, ortamın rengine uygun bir kamuflajdır mübareğin görüntüsü!
Omurgası yoktur, deniz altında rahat yaşar, durumundan memnundur. Deniz seviyesini merak etmez! Yüzeye çıkmaz, kendi cennetinde mutlu mesut arzı endam eder!
Ona cennet olan deniz altı çevresine cehennem halbuki! Eş dost konu komşu yüzeye çıkmak istiyor, senin renk değiştiren görüntüne tav olup başına taç etti ama bin pişman şimdi! Anladı ki birçoğu senden yol olmaz, senin derdin başka!
Balinadan ürküp renk değiştirerek saklananların esamesi okunmaz okyanuslarda… Balina olamayabilir her balık ama namı dillere destan Yunus, hatta korku veren Jaws ya da piranha…
İnci mercan olman da mümkün değil, değerden yoksun olanlara nadide paha biçilmesi olanaksız! Rakı sofralarında midye olabilsen hiç olmazsa akşamdan akşama adın sanın duyulur! O da mümkün değil…
Hep bu şekilde ihanet sürecinin simgesi, İbn-i Mülcem’in hançeri, Muâviye’nin askeri olacaksın! Konfor ararken rahatını bozan, oynarken topuğunu çıkaran işbilmezin elinde heder oldu sazanlar! Trollerin ağına girenlerin kurtuluşu yoktur sazanım!
Ağa yakalanınca hakikatin keşfi marifet değil, yakalanmadan hissedebilmek marifet! İş işten geçince anlamak süper zeka göstergesi değil aslanım!
Tuzağın tecrübesi olmaz, yanlış alışkanlıkları tecrübe etmek kazanım değil kazıklanmaktır. Guinness Rekorlar kitabına kazık atanlar girer , kazıklananların adı geçmez! Hangisini yazsın kitap, senin gibi bir sürü…
Düşman yakın, çare de yakın! Yol uzak değil yordam bilene… Bilmeyenlerin suçunu yüklenip durdu felek boşu boşuna! Teselli limanına sığınan geminin kaptanı, suçunu itiraf ediyor aslında! Anlayan yok etrafında ne yazık ki!
Zarar edenlerin zararına kılıf derlemesine alıştık, karşı mahallenin söz keseni “Ali kıran baş kesen” iken sen, maşallah zemzem suyundan çıkmış kaşıksın nasılsa! Biz de haliyle sorarız adama, soracağız “Ali kıran baş kesenin Mekke’de ne işi var?” bildiğimiz kadarıyla hacı da değilsin, “O zaman nerede nerelerde hasbihal ettin?” diye sormamız kamuoyuna borcumuz! Sorduk da ama cevap alamadık!
Sonuç ortada aslen kesin ve net! Biri yalan söylüyor! Ama kim?
