HALKWEBYazarlarBu bir kader değil

Bu bir kader değil

0:00 0:00

AB’ye giremiyoruz, öldükten sonra cennete de almayacaklar bizi; çünkü bu kadar doğa düşmanlığından sonra Tanrı bile bizden usanmış, salmış durumda.

Oysa bu ülke başlı başına bir cennet. Ne zaman yurt dışına çıksam daha iyi anlıyorum: Dört mevsimi aynı anda yaşayan, yeşiliyle, ormanıyla, suyuyla bu kadar cömert başka bir coğrafya yok.

Ama biz ne yapıyoruz?
0,03 TL daha fazla kazanacağız diye bu güzelliği paramparça ediyoruz.
Madenler, nükleer santraller, Kaz Dağları’nda yıllardır siyanürlü atıklar…
Kıyı yağması, plansız şehirleşme, insanları betona istifleyen akıl dışı politikalar.

Yaşadığımız yeri güzelleştirmek yerine, yaşanmaz bir ülke yaratmakta ısrar ediyoruz.
Avrupa’nın çöpü bize geliyor, doğası bizden gidiyor.

Bu bir kader değil.
Bu yanlış politika, yanlış yönetici, kifayetsiz muhterislerin eline bırakılmış bir düzenin sonucu.
Ve evet, mesele sadece bugünkü iktidar da değil; bu zihniyet ondan önce de vardı.

Sorun iktidarların adı değil, doğayı düşman gören aklın hiç değişmemesi.

Bunların hepsi kısa yoldan para kazanma becerisiyle yapılan hatalar.
Oysa okullarda çocuklara önce matematikten, coğrafyadan önce, yaşadığı yeri güzelleştirmeyi öğretmek gerekir.

Ama bu coğrafyada kimse doğduğu yerde ölmedi.
Sürekli bir göç hali var; insanlar bir yerden bir yere savrulurken önce karnını doyurmanın derdine düşüyor.
Bu yüzden ne yaptığının farkında olmadan, bilinçli ya da bilinçsiz, yaşadığı yeri tüketiyor.

Üzülüyorum.
Hem de çok üzülüyorum.
Çünkü görüyorum ama durduramıyorum.
Ve insanın elinden hiçbir şey gelmemesi, yıkımın kendisinden daha ağır geliyor.

Asıl yıkım doğada değil; yaşadığı yeri güzelleştirmeyi hiç öğrenememiş, karnını doyururken vicdanını unutan akılda.

YAZARIN DİĞER YAZILARI