Halkın psikolojisi nettir. Elle tutulur gözle görülür olana gönlü kayar. İnsanın doğası bu şekilde yaratılmış çünkü. Anlatımı anlaşılmayan ya da anlaşılabilir bir anlatımı olmayan propaganda miting vs. cidden maksadı husule erdirmez.
Yaklaşan seçim sürecinde belirsiz hamlelerin izaha muhtaç durumu açık! Herşeyden önce her ne kadar seçim süreci dillendirilse de ortada seçim sathı oluşmuş değil! Mevcut Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın anayasal bazda son süresi bu dönem ve aday olması bazı özel durumlara bağlı!
Meclis üye tam sayısının ⅗ inin önerisi ile ancak aday olabilmekte an itibariyle… Kaldı ki bu durumda en yalın hali ile Sayın Cumhurbaşkanını anketlerde ya da birtakım yerlerde rakip olarak lanse etmek de mantıksız bir hamle olarak ortaya çıkmakta. Karşı tarafın adayı resmen ortada değil. Buna rağmen muhalefetin: tek bir ismi erken vitrine koyması üstelik hukuki riskleri bilinen bir ismi! Siyasi olarak stratejik hata, hatta kendi ayağına sıkmak. “Acele işe şeytan karışır” lafı tam burada halkın dilinde.Çünkü bu acele: iktidara hukuki ve psikolojik manevra alanı açtı gündemi muhalefetin lehine değil, aleyhine çevirdi.
Ortada net olarak oluşmuş ve oluşma ihtimali olan bir seçim yok, karşı tarafın adayı belli değil ama muhalefet durduk yere İmamoğlunu topun ağzına koydu ve yaşanılanlar malûm! Kırılgan bir figürü merkeze almanın, taktik hata vahim bir strateji olduğu yadsınamaz bir gerçek!
“Acele işe şeytan karışır!” demiş büyüklerimiz, şeytanı geçtik her şey birbirine karışmış durumda! Bir Allah’ın kulu demiyor ki “Ne gerek vardı aceleye!” Alat alat bu süreci hızlandırmaya ve demiyor ki “Madem erken seçim istiyordun, 2024 yerel seçim rüzgarını ekrana alıp yine bastırmadın o zaman?”
Sayın İmamoğlu’nun diploma sorunu bilindiği halde bile bile “kapıdan giremezsek bacadan gireriz!” işgüzarlığı ile alelacele sürecin yangın malzemesi ne denli samimidir? Yaşanan süreçte eskiye doğru arada bir dikiz aynasına da bakmak lazım! Ne denmişti o esnada? Şimdi ne yapılıyor?
Hani teknik direktörün iki forveti vardı!
Forvetin birinin sakata geldiği ortada, o zaman diğer forvetin gündeme gelmesi gerekmez mi? Esamesi okunmuyor sol medyada Sayın Mansur Yavaş’ın, bu ne perhiz bu ne turşu!
İki forvet var, biri sakat! Diğeri neden yedek kulübesinde çürütülüyor? Olası nedenler (acı ama gerçek): Mansur Yavaş kontrol edilebilir bir figür değil, parti içi ideolojik kamplaşmalara mesafeli ve kimlik siyaseti üretmiyor. Kutuplaşma dili yok. Ki bu özellikler seçmen için artı ama parti içi klikler için eksi! Sol medyada adının anılmaması tesadüf değil; bilinçli bir görmezden gelme.
Kamuoyunun yolsuzluk davaları vesaire gündemle meşgul edilmesi bu hamleleri perdeleyen şov sadece! Normal bir akıl sahibi, bu soruları sormalı, cevabını almalı! Ben soruyorum ve tatmin edici bir cevap alamadım daha!
Anket şirketleri ağız birliği etmiş, en ön sıraya vitrin gülü olarak CHP’yi koyarak arzı endam ede dursunlar ama anketin içeriğini okumaktan da aciz hem şirketler hem de kamuoyu!
Mitinglerin esas maksadı ne? Her yerde hemen hemen aynı bilindik teraneler, ülke ve dünya kamuoyu ciddi meseleler ile sarsılıyor ve Ana Muhalefet kim kiminle el sıkışmış ya da sıkışmamış onun derdinde!
Gururla kasılarak reklam edilen anketlerde, Cumhur İttifakı bileşenleri olan partilerin oy toplamı 55 puana varmış, bu seçmen CB seciminde CHP adayına mı oy verecek? Şunkriz sürecinde CHP’nin salt oyu anketlerde 35 görünüyor ki bu durum da zorlama bir kapitalist taktik!
Anketler tam bir titrin süsü, anketin manşeti var, içeriği yok, metodolojisi konuşulmuyor
Her seçim aynı film; “CHP önde” “Toplum değişti” “Bu sefer tamam”
Sandık sonuçları aksini söylüyor ve bu sefer de bildik beylik laflar, “Halk kandırıldı”
Hayır, halk kandırılmadı. Halk doğruyu gördü. Sandık, anketten daha akıllı.
Parayı verene göre anket sonuçları lanse edilmekte ve seçimin sandıkta kazanıldığı göz ardı edilmekte, her seçimde aynı şirketler aynı popülist kalemler CHP’yi iktidar olan ediyor ve seçim sonunda da hataya sebep olduklarını gizleyip veryansın ederek parti liderine suç yüklüyor! Yine aynı süreç olacak ve değişen bir şey olmayacak gibi!
Mitingler ne işe yarıyor? Miting var, slogan var, kalabalık var ama hedef yok, yol haritası yok
“yarın ne olacak?” cevabı yok! Bu da mitingleri, enerji boşaltma seansına çeviriyor.
Halk şunu duymak istiyor:
“Nasıl kazanacağız?”
“Kimle kazanacağız?”
“Kaybedersek sorumlusu kim olacak?”
Bunlar yoksa miting şovdur, propaganda değil.
2023 CB seçiminde İkinci turda 2,5 milyon sol oy için efor harcamayanlar maddi destek sunmayanlar, yasal süresi 2028 yılında olacak seçim için şimdiden para saçıyor! O zaman paralar nerenize kaçtı? diye sormadan edemiyor insan doğal olarak…
Para, zaman ve samimiyet çelişkisi çok net! Parti katmanlarında korkudan yüksek sesle söylenmez bunlar ama halkın minvalde korkusu da yok, soruyor haklı olarak!
2023’te ikinci tur için gereken destek verilmedi, bugün 2028 için bol keseden harcama var ve “O gün neredeydiniz?”
Bu soru cevapsız kaldıkça güven eriyor, motivasyon düşüyor “yine aynı film” hissi güçleniyor
Özetle özellikle özel olarak diyeceğim şudur; yanlış hesap sandıktan döner ve biz bu yanlıştan USANDIK!
