HALKWEBYazarlarBayramın Tadı Nerede Kaldı?

Bayramın Tadı Nerede Kaldı?

Belki de mesele, bayramın değişmesi değil… bizim biraz eksilmemizdir.

0:00 0:00

Bir zamanlar bayram sabahları, alarm sesiyle değil; kalbin içindeki o tatlı telaşla uyanırdık. Daha gözümüzü açmadan mutfaktan gelen kokular sarardı evi. Annelerin o tanıdık sesi yankılanırdı: “Hadi kalkın, bayram namazı kaçacak…” Ütülenmiş kıyafetler sandalyenin üzerinde, ayakkabılar başucunda beklerdi. O sabahın heyecanı… çocuk kalbimize sığmaz, gözlerimizden taşardı.

Sanki dünya o gün biraz daha yavaş döner, hayat biraz daha anlam kazanırdı.

Eski bayramlarda kapılar sadece açılmazdı, gönüller de ardına kadar açıktı. Mahalle dediğin, sadece sokaklardan ibaret değildi; herkesin birbirine ait olduğu bir yerdi. Çocuklar ellerinde poşetlerle kapı kapı dolaşırken, aslında şekerden çok sevgi toplardı. Bir “İyi bayramlar” cümlesi, bir ömür unutulmayacak kadar sıcak olurdu.

Büyüklerin ellerini öperken hissettiğimiz o huzur… küçüklerin başını okşarken içimizi kaplayan o şefkat… Bayram dediğin, işte tam da buydu: Hatırlamak, hatırlanmak, ait hissetmek.

Sofralar… Ah o sofralar…

Günler öncesinden başlayan hazırlıkların emeği, bir araya gelmenin mutluluğuyla birleşirdi. Aynı anda konuşan sesler, kahkahalar, ufak tatlı tartışmalar… Herkesin birbirine değdiği, göz göze geldiği, gerçekten “orada” olduğu anlar… Bayramın en güzel melodisi buydu.

Şimdi ise…

Bayram sabahları biraz daha sessiz, biraz daha eksik uyanıyor.

Mesajlar geliyor, ama sesi yok. “İyi bayramlar” yazıyor ekranda… ama içinde ne bir dokunuş var ne bir sıcaklık. Ziyaretler azalmış, kapılar daha az çalınır olmuş. Kalabalık sofraların yerini, sessiz masalar almış.

Sanki bayram hâlâ geliyor… ama eskisi gibi uğramıyor bize.

Eskiden bayram, kavuşmanın bahanesiydi; şimdi çoğu zaman uzak kalmanın konforuna sığınıyoruz. Telaşın yerini planlar, samimiyetin yerini alışkanlıklar almış gibi.

Ama yine de…

Her şey tamamen kaybolmuş değil.

Hâlâ bir kapı içtenlikle açılıyorsa… hâlâ bir çocuk harçlık alırken gözleri ışıldıyorsa… hâlâ bir sofrada “biraz daha al” diye ısrar eden bir ses varsa… bayram hâlâ nefes alıyor demektir.

Belki de mesele, bayramın değişmesi değil… bizim biraz eksilmemizdir.

Çünkü bayram; sadece takvimdeki bir gün değil… kalpte taşınan bir hatıradır.

Ve biz hatırladıkça, o hatıra yaşamaya devam eder.

Belki o eski bayram sabahlarına bir daha uyanamayacağız… aynı sesler, aynı insanlar, aynı kalabalıklar olmayacak. Ama içimizde hâlâ o günlerden kalan bir sıcaklık var. Bir kapı çalındığında kalbimizin hızlanması… bir büyüğün elini tutarken içimize dolan huzur… bir çocuğun gülüşünde kendimizi bulmak…

İşte bayram tam da orada yaşıyor.

Bu bayram… biraz daha yavaşlayalım. Biraz daha hatırlayalım. Biraz daha yaklaşalım birbirimize.

Çünkü bazı duygular vardır… zaman geçse de eskimez.

Bayram da onlardan biridir.

İyi bayramlar…

YAZARIN DİĞER YAZILARI