HALKWEBYazarlarBatı demokrasisi, sübyancı bir klan ve soysuz nazilerin eline düşmüşken!..

Batı demokrasisi, sübyancı bir klan ve soysuz nazilerin eline düşmüşken!..

Monroe Doktrini, özetle "Amerika Kıtası'nda bir tek ABD'nin borusu öter" anlamına geliyor. Ve 3 Ocak itibarıyla, Latin Amerika'yı yeniden bir kabûsun içine sokacalarını tüm dünyaya ilan ettiler.

0:00 0:00

ABD Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Direktörü, ABD Kuzey İrlanda Özel Temsilcisi görevlerini üstlenmiş, Council on Foreign Relations’ın (CFR) 20 yıl boyunca başkanlığını yapmış Richard Haass, 2018 yılında Project Syndicate’te yayımlanan makalesinde, “Liberal dünya düzeni, ne liberal, ne dünya çapında ne de bir düzendir” yazmış. Aslında Batı emperyalizminin dününün ve bugününün özetini, tek bir cümleye sığdırmış Haass…

Şimdi bu emperyalist saldırganlıkta, Donald Trump ve MAGA’cılar (Make America Great Again) fabrika ayarlarına dönüyor. Amerikan yeni sağının muhafazakârları, Amerikan liberallerinden farklı olarak işgal ve sömürüyü, ‘demokrasi ihracı’ yalanı yerine, ABD’nin ulvî çıkarlarına bağlıyor. Al birini vur ötekine, her ikisi de insanlık düşmanı!..

“Arka Bahçemin Tek Ağası Benim!”

Bu değişimi, ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde görmek mümkün. Belgede şöyle bir paragraf var; “Yıllarca süren ihmalin ardından, ABD, Batı Yarımküre’deki Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve anavatanımızı ve bölgedeki kilit coğrafyalara erişimimizi korumak için Monroe Doktrini’ni yeniden savunacak ve uygulayacaktır. Yarımküre dışı rakiplerin, kuvvetlerini veya diğer tehdit edici yeteneklerini konuşlandırma veya stratejik olarak hayatî öneme sahip varlıkları ele geçirme veya kontrol etme yeteneğini reddedeceğiz”.

Amerikan ikiyüzlülüğünü salladık mı, Monroe Doktrini, özetle “Amerika Kıtası’nda bir tek ABD’nin borusu öter” anlamına geliyor. Ve 3 Ocak itibarıyla, Latin Amerika’yı yeniden bir kabûsun içine sokacalarını tüm dünyaya ilan ettiler. Nicolás Maduro’yu hedefe alarak Venezuela’ya yapılan bu operasyon, aslına bakarsanız, Simón Bolivar’ın Latin Amerika’nın bağımsızlık mücadelesinin mirasına bir saldırı… Büyük olasılıkla bazı vatan hainlerinin dahli var bu işte… Yakında bu şerefsizlerin kimler olduğunu hep birlikte öğreneceğiz.

Siyonistler de, Nazi Artıkları da Saldırıdan Memnun!

Şimdi gelelim Trump ve çetesinin Kongre’nin onayını almaya bile gerek duymadan gerçekleştirdiği bu operasyona gelen tepkilere… Gazze’yi yerle bir eden ve Filistinlileri katleden siyonist Binyamin Netenyahu göbek atıyor. Şu rezil Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen vatan haini Maria Corina Machado ile de arası pek iyi zaten… Bir diğer tezahürat Avrupa Komisyonu Başkanı, ırsi nazi, savaş kışkırtıcısı Ursula von der Leyen’den…

Yardımcısı Estonyalı Kaja Kallas ondan geri kalır mı? Değil mi ülkesinde bir parka Adolf Hitler’in heykelini dikebilmiş bir siyasî kültürden geliyor! Yani ABD ve İsrail bayram ediyor, Brüksel’deki AB teknokratları da öyle… Ancak, Avrupa halkları öyle düşünmüyor.

Eğer Bir Dik Duruş Arıyorsanız; Mamdani’ye, Pedro’ya, Fico’ya Bakın

Neyse ki, hâlâ bu çürüyen ve müptezelleşen Yaşlı Kıta’da onurlu siyasetçiler de var. AB üyesi Slovakya’nın başbakanı tam tersi görüşte, hani Rusya ile savaşa karşı çıktığı için suikasta uğrayan ve ölümden dönen Robert Fico var ya, ‘kınanmayı hak eden bu saldırı’ya AB’nin nasıl tepki vereceğini dört gözle beklediğini dile getirerek, “AB, ya ABD’nin Venezuela’da askeri güç kullanımını kınar ve Ukrayna’daki savaşa ilişkin tutumuyla az da olsa tutarlı davranır ya da her zamanki gibi ikiyüzlü kalır” açıklamasını yaptı.

ABD’nin en büyük kentinin, New York’un Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Venezuela’da yaşananları ‘savaş eylemi’ olarak nitelendirdi. Mamdani, gelişmelerle ilgili olarak “Egemen bir millete bir saldırı, bir savaş eylemi ve federal ve uluslararası düzeyde saldırıdır” yorumunda bulundu.

Haydut Trump’ın “Kıçını kolla” diye tehdit ettiği Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro zaten demediğini bırakmıyor Beyaz Saray’daki ahlâksızlara… Bu operasyonun öncesinde şunları söylemişti: “Pedofillerden oluşan bir klan demokrasimizi yok etmek istiyor. Epstein’in listesinin ortaya çıkmasını engellemek için savaş gemileri gönderip balıkçıları öldürüyorlar ve komşumuzu petrol kaynakları için işgal etmekle tehdit ediyorlar.”

Biri öldürülmeye çalışılmış, diğeri MAGA’cıların ve neo-con’ların nefret ettiği ve defterini dürmek istediği ABD’de bir belediyenin başkanı, diğeri emperyalizmin hedefindeki bir cumhurbaşkanı… Hepsi de omurgalı ve cesur, dimdik karşı duruyor bu rezalete…

CNNTürk Sen Ne Yaptın!

Doğal olarak, Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu belki bazılarımızın beklediği sertlikte olmasa da operasyonu kınadılar. Peki ya Türkiye Cumhuriyeti? Tık yok dersek yeridir! Kanallar arasında dolaşırken, şu yayıncılık rezaleti CNNTürk’ün KJ’sine takıldım. ‘Cumhurbaşanı Erdoğan Venezuela’daki ABD operasyonuna ne diyecek?” benzeri bir KJ’ydi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin düzenlediği bir toplantıya bağlandılar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ihracattaki başarılardan söz etti, bir ara sözü Gazze’e getirdi ve sonra yine ihracattaki başarıları övdü. Venezuela’nın adının geçmeyeceğine geç uyanan reji, apar topar KJ’yi kaldırıverdi.

Medyanın müptezzelliğine bir örnek daha… Akit TV’nin bağlandığı Venezuela’da yaşayan ne idüğü belirsiz bir tip, adı Muharrem Hayta, tam da vatan haini Machado’nun ağzıyla konuşup durdu. ABD’nin operasyonundan o kadar mutlu mesuttu ki sormayın! “Ne idüğü belirsiz” dememin sebebi, polislikten ayrılma, sözde bir ara diplomatlık yaptığını söyleyen bir kolpacı olması… Bende bıraktığı izlenim; FETÖ’cü olma ihtimali… Hadi Akit TV’yi anladık da, aynı herife Halk TV’nin bağlanması da ayrı bir saçmalık! Sonra baktım ki, pek çok mecrada boy göstermiş! Böyle de saçma sapanız işte!

Pısırık Açıklamalar ve Yazıp Silen ‘Kahraman’!

Gelelim Dışişleri Bakanlığı’na; böyle silik bir açıklama az görülür açıkçası! “Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve Venezuela halkının huzur ve esenliğine önem atfetmektedir. Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz”. Hepsi hepsi bu!.. Saldırıya uğrayanla saldırganı aynı kefeye koyup ‘itidal’ tavsiye ediyorlar! ‘Oyun kurucu’, ‘oyun bozucu’, ‘bölgesel güç’, ‘küresel güç’ sıfatlarını kendine yakıştıranların cesareti bu kadar! Tam bir acizlik… Hani aslandık, kaplandık yahu?

Dedim ki kendi kendime, “Dur hele bakalım; belki şoktadırlar, toparlarlar”. Boşuna beklemişim, içi bomboş acınası birkaç cümle yine… Alın size Dışişleri Bakanlığının toparlanmış açıklaması: “Venezuela’da meydana gelen gelişmeleri yakından taip ediyoruz. Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve Venezuela halkının huzur ve esenliğine önem atfekmektedir. Bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz. Venezuela’daki krizin uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulması yönünde her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazırız. Bu süreçte, Karakas Büyükeliğimiz, ülkede bulunan vatandaşlarımızla iletişim ve gerekli koordinasyonu kesintisiz biçimde sürdürmektedir”. İşte size tarihsel bir utanç belgesi!.. ABD’nin haydutluğunu kınamaya bile cesaret edemiyorlar, bırakın onu metinde ABD’nin adını bile geçirmekten korkmuşlar! Sebeplerinin neler olabileceğini üç aşağı beş yukarı biliyoruz sanırım!

Bir de komik ve acınası duruma düşenler var! Mesela Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem… Herhalde AK Parti’deki yeni eğilimleri iyi okuyamamış olsa gerek ki, X’te coşum coşum coşan ‘anti-emperyalist’ bir paylaşım yapmış: “Soykırımcı ABD, Ortadoğu’da katil İsrail’le birlikte yaptığı emperyal haydutluğa Venezuela’ya saldırarak devam ediyor. Venezuela halkının, Başkan Maduro’nun yanındayız! Bu haydutluk cezasız kalmamalı!” yazmış. Bir de Türk bayrağı ve kırmızı kalp eklemeyi ihmal etmemiş. Ve bir süre sonra silivermiş, part-time cengâverliğin alâsı!.. İşte bunların omurgası bu kadar!

Tek Doğru Düzgün Paylaşım Bir Danışmandan Geldi

AK Parti’nin bu sönük tavrı manidâr. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 15 Temmuz’a bağlayıp, olayı her zamanki gibi sulandırlış. Durumu kurtaran bir cumhurbaşkanı başdanışmanı var sadece… Cumhurbaşanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, X’te şu paylaşımı yapmış.

Baştan sona paylaşıyorum:

“Maduro’ya Karşı İşlenen Suç!
1- Maduro olayı emperyalist saldırganlıkların haydut devlet yöntemleriyle de yapılabileceğini gösteren vahşi örneklerden biridir.
2- Maduro olayı uluslarası hukukun, uluslarası kurumların ve BM’nin tamamen sıfırlandığını bir kez daha ortaya koyan bir suç eylemidir. Yani görünürdeki uluslararası sistemin emperyalist suçlarla tamamen tasfiye edildiği bir kez daha anlaşılmıştır.
3- Maduro olayı günümüzde çıplak güç savaşları dışında hiçbir realitenin olmadığını, saldırgan güçleri sınırlayacak hiçbir kuralın ve kurumun bulunmadığını, emperyalist saldırganlığa karşı güce dayalı mücadeleden başka bir seçenek olmadığını çarpıcı şekilde gösteren bir örnektir.
4- Maduro olayı artık günümüz dünyasında hangi mecrada olursa olsun gücü güçle sınırlamaktan, güce güçle karşı koymaktan başka bir varoluş imkanının olmadığını tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir.
5- Maduro olayı bir kez daha kanıtlamıştır ki emperyalist saldırganlığın bütün amacı dünyanın başta enerji, tüm kaynaklarına hâkim olmaktır. Bu amaca ulaşmak için her türlü hukuksuzluğu, vicdansızlığı ve ahâksızlığı meşru gören insanlık dışı bir emperyalist zihniyet var. Halen daha tüm bu emperyalist saldırganlıkları hak ve özgürlük sahtekarlığıyla değerlendirmek emperyalizmin ideolojik uşaklığını yapmaktan başka bir şey değildir.
6- Millî devletler birçok açıdan ontolojik tehdit altındadır. Bunlara Maduro olayıyla birlikte ‘emperyalist haydut devlet’ tehdidi de görünür şekilde eklenmiştir. Bugün her zamankinden çok daha fazla anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmek, millî devletlerin anti-emperyalist işbirliğini güçlendirmek gerekiyor. Başka bir seçenek kalmamıştır”.

Neredeyse hepsine olmasa bile çoğuna imza atılır da, şu anda Dışişleri Bakanlığının ve danışmanlığını yaptığı Cumhurbaşanlığının pek böyle bir hevesi yokmuş görünüyor. Keşke olsa, çünkü dünyanın koşar adım gittiği yer cehennem! Özellikle de Türkiye gibi gelişen ekonomiler için dış politikada ulusal çıkarlara uygun konumlanma her zamankinden daha can alıcı… Ve eğer gerçekten içten bir paylaşım yapmışsa bu başdanışman, kısa bir süre sonra bu görevinden istifa etmesi gerekir. Ya da Türkiye’nin bir an önce BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİO) giib Küresel Güney’in birliğini sağlamayı amaçlayan yapılarda aktif olarak yer alması için mücedele eder. Zira Suriye’de tekrar İhvan’ın fabrika ayarlarına dönen ve emperyalizmin taşeronluğunu yapan AK Parti ve zaten ABD tarafından kurulmuş bir aşırı milliyetçi partinin ittifakı, fıtratı gereği hiçbir zaman anti-emperyalist olamaz!

Dünya İşlerine İlişkin Sözler Artık Çok Daha Önemli

Bu gelişmeler belki muhalefet partilerinin yeterince önemsemedikleri dış politika programlarını gözden geçirmeleri açısından bir fırsat olabilir. Özellikle de CHP açısından önemli bir fırsat… Belki uzun yıllardır Avrupa Birliği (AB) ve NATO hayranlığı buram buram kokan dış politika açıklamalarından vaz geçip, bu ülkede ABD emperyalizminin her zaman maşası olmuş sözde aşırı milliyetçilerin ve siyasal islamcıların ne mal olduğunu ortaya koyma zamanıdır.

Bunun için öncelikle yapılması gereken, emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşı veren ilk ülkenin kurucu partisinin fabrika ayarlarına dönmesi değil de nedir? CHP Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı’ndan başlamak gerek yeniden yapılanmaya… Değil mi ki, saçma sapan analizlerden oluşan metinleri genel başkanların eline tutuşturup kaç kez alay konusu olmalarına sebep oldular.

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yönelik atarlı paylaşımlar yapmasının müsebbibi onlar değil mi?

Yine Türkiye’nin özellikle Afrika’daki girişimlerine burun kıvırıp “Orada ne işimiz var, burada ne işimiz var?” gibi sade suya tirit yorumlar onların elinden çıkmadı mı?

CHP’nin Dış Politika Yaklaşımında Kurucu Değerler Esas Alınabilse…

Bugün de CHP’nin yumuşak karınlarından biri dış politika… İçten içe çürüyen AB’nin peşinde koşmayı bırakmanın, Avrupa’nın sözde sosyal demokrat partilerinin savaş yanlısı tutumlarını eleştirmenin zamanı gelmedi mi? Zamanı gelmemiş olsa gerek ki, NATO’ya saldırganlık konusunda akıl öğreten belgenin altında bir CHP milletvekilinin imzası olabiliyor. Yine yüzeyselllik sürüyor.

Mesela partinin cumhurbaşkanı adayının, Nobel Barış Ödülü hediye edilen Amerikan kuklası azılı faşist Maria Corina Machado’ya tebrik mesajı yollaması ve sonradan “Ben onu öyle bilmiyordum” diye açıklama yapmak zorunda kalması üzücü değil mi?

Yine de umut verici gelişmeler yok değil. Söz gelimi İmamoğlu’nun son açıklaması gibi… İmamoğlu, “İlkesiz politikalar ve şahsî angajmanlarla ülkemizi yönetenlerin, bu tür küresel kırılma anlarında söyleyecek sözü kalmamış; Türkiye’nin sesi cılız çıkmıştır. ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bu yönde atılan her adım, küresel ölçekte tehlikeli bir istikrarsızlık ve kaos döneminin başlangıcı olur. Büyük güçlerin ‘haklılık’ iddiasıyla gerçekleştirdiği askerî müdahalelerin ve dünyayı nüfuz alanlarına bölme arayışlarının faturasını artık ezbere biliyoruz. Bu nedenle çözümün adresi güç kullanımı değil, uluslararası hukuk, BM Şartı ve Venezuela halkının kendi kaderini tayin etme iradesidir”. İşte budur…

Aslında CHP’nin kurucu değerleri, uluslararası ilişkilerde nasıl tavır alınacağını çok açık ortaya koymuyor mu? Ne olursa olsun anti-emperyalist olacaksın, ezilen halkların yanında duracaksın. Çok mu zor? Değil, yeter ki liberal söylemlerden, Batı hayranlığından bir kurtulabilinsin!

YAZARIN DİĞER YAZILARI