Son günlerde kulislerde dolaşan bir söylenti var: Azerbaycan’ın İran’a savaş açabileceği konuşuluyor. Bana sorarsanız bu ihtimal oldukça zayıf, hatta gerçekçi değil.
Siyaset romantizm kaldırmaz; devletler duygularla değil, çıkar hesaplarıyla hareket eder. İlham Aliyev de bunun farkında olan bir lider. İran gibi büyük bir ülkeyle doğrudan savaşa girmek, Azerbaycan açısından büyük bir kumar olur.
Evet, Bakü’nün İsrail ile güçlü askeri ve teknolojik ilişkileri var. Ancak uluslararası ilişkilerde hiçbir ittifak sınırsız garanti anlamına gelmez. Bir ülkenin arkasında diplomatik destek olması başka şeydir, doğrudan bir savaşın içine girmek bambaşka bir şey.
Üstelik Azerbaycan son yıllarda zaten çok önemli bir stratejik kazanım elde etti: Karabağ üzerindeki kontrolünü yeniden sağladı. Şimdi gündemde olan bir diğer mesele de Zengezur Koridoru. Böylesi hassas bir dönemde İran’la büyük bir savaş riskine girmek, elde edilen tüm kazanımları tehlikeye atabilir.
Bir de işin Moskova boyutu var. Vladimir Putin bugün Ukrayna savaşı nedeniyle zaten ağır bir jeopolitik yük taşıyor. Böyle bir durumda Kafkasya’da yeni bir cephe açılması Rusya’nın da istemeyeceği bir tablo olur. Dolayısıyla Moskova’nın bu senaryoda aktif bir rol üstlenmesi de pek olası görünmüyor.
Kısacası Kafkasya’da gürültü çok, söylenti çok. Ama gerçek siyaset çoğu zaman söylentilerin değil, soğuk aklın yolundan gider.
Ve o akıl bugün bize şunu söylüyor:
Azerbaycan’ın İran’la savaşa girmesi değil, savaşın eşiğine gelmeden dengeleri yönetmeye çalışması çok daha muhtemel.
