HALKWEBYazarlarCHP'de Mutlak Butlan mı, Çağrı Heyeti mi, Kayyum mu? Hukuki Kavramlar Neden...

CHP’de Mutlak Butlan mı, Çağrı Heyeti mi, Kayyum mu? Hukuki Kavramlar Neden Karıştırılıyor?

CHP’de devam eden hukuki süreç yalnızca bir parti içi tartışma değildir. Aynı zamanda hukuk devletinde kavramların doğru kullanılmasının da bir sınavıdır.

Son günlerde CHP’deki hukuki tartışmalar yeniden yoğunlaşmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2026 tarihli kararıyla 38. Olağan Kurultay hakkında mutlak butlan sonucuna ulaşılması ve buna bağlı olarak tedbir kararı verilmesi sonrasında, Sayın Özgür Özel’in yaptığı açıklamalar bu kavramların bilinçli ya da bilinçsiz biçimde birbirine karıştırıldığını göstermektedir.

Sayın Özgür Özel’in 26 Haziran 2026’daki Diyarbakır konuşması, CHP’deki hukuki tartışmanın kavramlar üzerinden nasıl yürütüldüğünü göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Çünkü aynı konuşmada önce Asliye Hukuk Mahkemesi’nden “partiyi kurultaya götürecek bir çağrı heyeti” atanmasını beklediğini söylemekte, hemen ardından ise aynı hukuki süreci “CHP’ye kayyum atanması” şeklinde nitelendirmektedir.

Oysa hukukta mutlak butlan, çağrı heyeti ve kayyum aynı kurum değildir.

Tam tersine, farklı hukuki şartlara, farklı amaçlara ve farklı sonuçlara sahip üç ayrı müessesedir.

Mutlak Butlan Nedir?

Mutlak butlan, bir hukuki işlemin emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine veya hukuk düzeninin temel ilkelerine aykırılığı nedeniyle baştan itibaren geçersiz sayılmasıdır.

Mutlak butlan, Türk Medeni Kanunu’nun dernek genel kurullarına ilişkin hükümleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun yaptığı atıflar çerçevesinde değerlendirilen bir hukuki müessesedir. Emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine veya demokratik iradeyi ortadan kaldıran ağır hukuka aykırılıkların bulunması hâlinde gündeme gelir. Oylamaya hile karıştırılması, iradenin menfaat teminiyle sakatlanması veya kurucu unsurlardaki ağır eksiklikler, mutlak butlan tartışmasının temelini oluşturur.

Burada tartışılan husus bir yönetim değişikliği değildir.

Tartışılan husus, işlemin hukuk düzeninde hiç doğup doğmadığıdır.

Bu nedenle mutlak butlan kararı verilmesi hâlinde yalnızca seçilen kişiler değil; onların hukuki sıfatları ve bu sıfata dayanılarak yapılan işlemler de hukuk bakımından değerlendirilir.

Bu yönüyle mutlak butlan, olağan bir seçim iptalinden çok daha ağır sonuçlar doğuran istisnai bir kurumdur.

Mutlak butlan yalnızca bir yönetim değişikliği değil; hukuki işlemin geçerliliğine ilişkin en ağır yaptırımlardan biridir.

Çağrı Heyeti Nedir?

Çağrı heyeti ise mutlak butlanın doğal sonucu olan bir kurum değildir. Kanunun öngördüğü şartlarda, genel kurulun toplanamaması veya yetkili organların bunu yerine getirmemesi hâlinde mahkeme tarafından oluşturulan geçici bir mekanizmadır. Yetkisi, mahkemenin verdiği görev çerçevesinde kurultayı toplamak, seçim sürecini yürütmek ve seçilen organlara görevi devretmekle sınırlıdır.

Çağrı heyeti, siyasi partiyi sürekli yönetmek için oluşturulmaz.

Görevini yerine getirir, seçim yapılmasını sağlar ve yeni seçilen organlara görevi devreder.

Kayyum Nedir?

Kayyum ise Türk hukukunda tek tip bir kurum değildir. Temsil kayyumu, yönetim kayyumu veya belirli bir iş için görevlendirilen kayyum gibi farklı türleri bulunmaktadır. Bunların yetki ve görevleri, mahkeme kararında belirlenen kapsamla sınırlıdır. Bu nedenle her kayyum aynı yetkiye sahip olmadığı gibi, her mahkeme görevlendirmesi de kayyum niteliği taşımaz.

Kayyumun yetkisi mahkeme kararında çizilen sınırlarla belirlenir.

Dolayısıyla her kayyumun yetkisi aynı olmadığı gibi, her çağrı heyeti de kayyum değildir.

Siyasi Partilerde Durum Neden Daha Farklıdır?

Siyasi partiler, Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri uyarınca demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi partilere ilişkin uyuşmazlıklarda yalnızca genel dernek hukuku değil, Anayasa, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu ve parti içi demokrasi ilkesi birlikte değerlendirilmek zorundadır. Bu sebeple siyasi partilere yönelik yargısal müdahaleler, olağan özel hukuk tüzel kişilerinden farklı ve daha hassas bir hukuki denetime tabidir.

Bu sebeple siyasi partiler bakımından yapılacak her müdahale, olağan özel hukuk tüzel kişilerinden daha dar ve daha dikkatli yorumlanmalıdır.

Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi Kararı Ne Söylüyor?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararı, hukuki tartışmayı yeni bir aşamaya taşımıştır.

Daire, öncelikle 38. Olağan Kurultay’da delegelerin iradesinin menfaat temini suretiyle sakatlandığı iddialarını değerlendirmiş; ilk derece mahkemesinin hukuki yaklaşımını benimsemeyerek mutlak butlan sonucuna ulaşmıştır.

Kararın merkezinde, 38. Olağan Kurultay’ın hukuki geçerliliği yer almaktadır.

Bu karar, çağrı heyeti atanmasına ilişkin bir karar değildir.

Bir kayyum görevlendirilmesi kararı da değildir.

Kararın konusu, kurultayın hukuki geçerliliği ve bunun doğurduğu sonuçlardır.

Dolayısıyla mutlak butlan kararını, çağrı heyeti veya kayyum görevlendirilmesiyle aynı hukuki kategori içerisinde değerlendirmek mümkün değildir.

Mutlak Butlan Kararının Hukuki Sonucu Nedir?

Mutlak butlan kararı verilmesi hâlinde artık tartışma, seçimin kimin tarafından kazanıldığı tartışması olmaktan çıkar. Hukuken cevap aranması gereken soru, 38. Olağan Kurultay’ın hukuk düzeninde geçerli bir seçim olarak varlığını sürdürüp sürdürmediğidir. Eğer seçim hukuken geçerliyse sonuçları korunur; buna karşılık mutlak butlan sonucuna ulaşılmışsa mesele, oy dağılımı değil, seçim işleminin hukuk düzeninde geçerli bir sonuç doğurup doğurmadığıdır.

Eğer bir seçim hukuken geçerli kabul ediliyorsa, seçim sonucu doğurduğu bütün sonuçlarla birlikte korunur.

Buna karşılık, bir mahkeme mutlak butlan sonucuna ulaşmışsa, artık tartışma “kim kaç oy aldı?” tartışması olmaktan çıkar; seçimin hukuk düzeninde geçerli bir sonuç doğurup doğurmadığı tartışmasına dönüşür.

Bu nedenle bugün cevap aranması gereken soru, siyasi değil hukuki bir sorudur:

Ortada hukuk düzeninin geçerli kabul ettiği bir seçim sonucu mu bulunmaktadır, yoksa mutlak butlan nedeniyle hukuki geçerliliği ortadan kalkmış bir seçim mi söz konusudur?

Bu sorunun cevabı, propaganda diliyle değil, mahkeme kararlarının hukuki sonuçlarıyla verilir.

Hukukta Kavramlar Neden Karıştırılıyor?

Bugün kamuoyunda yapılan tartışmaların önemli bir kısmı hukuk kavramlarını birbirine karıştırmaktadır.

Bunun nedeni yalnızca hukuki bilgi eksikliği olmayabilir.

Nitekim Sayın Özgür Özel’in aynı konuşmada önce “çağrı heyeti”nden söz etmesi, ardından aynı hukuki süreci “kayyum” olarak nitelendirmesi de bu kavramların kamuoyu önünde farklı çağrışımlar oluşturacak biçimde kullanılabildiğini göstermektedir.

Siyasi iletişimde güçlü çağrışımlar yapan “kayyum” kavramı, kamuoyunda demokratik iradeye dışarıdan müdahale algısı oluşturduğu için tercih edilebilmektedir. Ancak hukukta kavramlar, oluşturdukları siyasi algıya göre değil, kanunun tanımladığı içerik ve sonuçlara göre anlam kazanır.

Oysa bir hukuki kurumun kamuoyundaki algısı ile hukuki niteliği aynı şey değildir. Hukuk devletinde kavramlar, oluşturdukları siyasi etkiye göre değil, kanunun onlara yüklediği anlam çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Sonuç

CHP’de yaşanan hukuki tartışma, yalnızca bir genel başkanlık veya parti içi yönetim tartışması değildir. Esas mesele, hukuk düzeninin hangi kavramlarla ve hangi ilkeler çerçevesinde işletileceğidir.

Mutlak butlan, çağrı heyeti ve kayyum; aynı hukuki sonucu doğuran veya birbirinin yerine kullanılabilecek kurumlar değildir. Her biri farklı hukuki şartlara, farklı amaçlara ve farklı sonuçlara sahip müesseselerdir.

Bu nedenle, aynı hukuki sürecin bir bölümünde “çağrı heyeti”nden söz edilirken, diğer bölümünde bunun “kayyum” olarak nitelendirilmesi hukuki terminoloji bakımından isabetli değildir. Bir kavramın kamuoyunda güçlü siyasi çağrışımlar oluşturması, onun hukuk düzenindeki niteliğini değiştirmez.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararı da çağrı heyeti veya kayyum atanmasına ilişkin değildir. Kararın konusu, 38. Olağan Kurultay’ın hukuki geçerliliği ve buna ilişkin mutlak butlan değerlendirmesidir. Bu nedenle mutlak butlan kararının hukuki sonuçları ile çağrı heyeti veya kayyum kurumlarını aynı hukuki zeminde değerlendirmek doğru değildir.

Hukuk devletinde hiçbir kavram, siyasi tartışmaların ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlanamaz. Çağrı heyeti, kayyum değildir. Kayyum, mutlak butlan değildir. Bir hukuki kurumun kamuoyunda oluşturduğu algı ile hukuk düzenindeki niteliği de aynı şey değildir.

Hukuk devletinin en temel güvencelerinden biri, kavramların siyasi söylemlerin değil; Anayasa’nın, kanunların ve yargı kararlarının belirlediği anlam içinde kullanılmaya devam edilmesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI